Doğum günleri haftası

'İnsanlık Homeros burcuna girdi' demiş şair Gülten Akın. Allah bütün </br>şairlere, yazarlara Homeros gibi uzun ömür versin. Versin ki hem güzel güzel yazmayı, hem güzel güzel doğum günü partileri düzenlemeyi sürdürsünler.

'İnsanlık Homeros burcuna girdi' demiş şair Gülten Akın. Allah bütün
şairlere, yazarlara Homeros gibi uzun ömür versin. Versin ki hem güzel güzel yazmayı, hem güzel güzel doğum günü partileri düzenlemeyi sürdürsünler.
Geçen hafta doğum günleri haftası gibiydi. Doğum günlerini kutlayanların en genci, henüz okul çağına gelen Radikal Kitap'tı; gazetemizin bu pek sevilen ilavesi altıncı yaşını kutladı. Senede bir edebiyat ve yayın dünyasına havalı bir yerde toplanıp sınırsız içki içme (viski ve absolute dahil...) ve dedikodu yapma fırsatı veren bu partileri pek seviyorum. Sağ olsun edebiyat dünyası da Radikal Kitap'ı ve partilerini pek seviyor olmalı ki Nu Teras'taki partide kelimenin tam anlamıyla iğne atsan yere düşmüyordu. Partiyi anlatacak değilim, bizim Kültür sanatçılar tam bir 'cemiyet sayfası' yapıp herkesin fotoğraflarını yayımladı çünkü.
Önceki hafta sonu, dehşetli sıcağa aldırmayıp, bizim Radikal Kitap ekibinden Cem Erciyes ve Derviş Şentekin'in peşine takıldım ve Teşvikiye'de bir apartman dairesine gittim.
Orada bulunuş sebebimiz, Çetin Altan'ın 80. yaşını kutlamaktı (tamamladığı yaşı, hesap hatası yapmayalım). Küçük ve seçkin davetli topluluğu Çetin Altan - Solmaz Kâmuran çiftinin dostlarından oluşuyordu. Tabii söz konusu Çetin Altan olunca bu dostların sanat ve basın dünyasının ağır topları olduğunu söylemeye gerek yok. Baş köşede Çetin Altan'ın yanında İlhan Selçuk, Fazıl Say ve Nebil Özgentürk oturuyordu. Sonra Ara Güler, Doğan Hızlan, Mario Levi, Mehmet Barlas, Celal Başlangıç gibi başka ünlüler geldi. Herkes eline küçük bir hediye almayı ihmal etmemiş; Ara Güler, Çetin Altan'ın gençlik yıllarından bir fotoğrafını büyük boy bastırıp çerçeveletmiş. Fazıl Say'ın hediyesiyse ev sahibesi Şafak Barış'ın mütevazı piyanosuyla çaldığı 'Summertime', oldu. Çetin Altan pek keyifliydi, bol bol şiir okudu, siyasi ve hatta müstehcen fıkralar anlattı. Bir ara Nebil Özgentürk'ün telefonu çaldı ve Orhan
Pamuk da partiye, uzaklardan bir yerlerden katıldı. Ben çıkarken Çetin Altan, akordeon eşliğinde partinin güzel kadınlarından biriyle dans ediyordu. İçim yaşama keyfi ve güvenle doldu, sigarayı bırakmaktan vazgeçtim!
Sonraki iki parti için entelijansiyanın neredeyse bir mutabakat halinde pek sevdiği Tuğrul Eryılmaz'ın peşine takılmam gerekti (ki bu zor bir durumdu, sürekli horlanmak bana ağır geldi, diğer Radikal çalışanları ve gittiğimiz yerlerdeki kerliferli adamlar gibi bundan eğlendirici bir haz alamadım). Hafta başı, öğleden sonra Mete Tunçay'ın 70. yaşı için İletişim Yayınları'nda bir sürpriz toplantı vardı. Hocanın eşi Gönül Paçacı'nın da işbirliğiyle dostları davet edilmiş, Tunçay da yayın kurulu toplantısı var diye çağrılmış. Tabii İletişim Yayınları ailesi (bu klişe 'aile' lafının gerçek karşılığını veren bir yapıdır, inanın) tam kadro oradaydı. Yani Ömer Laçiner, Murat Belge, Tanıl Bora, Ahmet İnsel, Tuğrul Paşaoğlu, Asuman Paşaoğlu, Nihat Tuna ailenin genç bireyleri Bağış Erten, Kıvanç Koçak... Aile dostları Şevket Pamuk, Oğuz Özerdem, Ferhat Boratav,
Buket Aşçı... Klima arızası nedeniyle en çok buzlu erik yendi, buzlu su içildi; bu arada her koşulda rakı içmeyi başaran entelektüellerimize çok imrendim, bunun için daha kırk koli Yeni Rakı içmem gerektiğine kanaat ettim.
Hürriyet gazetesinin Reklam Grup Başkanı, Hasan Cemal'in sevgili eşi Ayşe Sözeri Cemal'in yaşgünü gerçek bir 'who is who' partisiydi. Neredeyse tüm entelijansiya, basın ve hatta iş dünyası bile oradaydı. Bu büyük kalabalık, Cemal çiftinin mütevazı malikânesine sığmakta güçlük çekmedi. Ben o güzelim havuzu görünce 'keşke içime mayomu giyseydim' diye mırıldanmışım; Tuğrul Eryılmaz 'köylü' diye suratıma haykırınca kendime geldim ve tüm özgüvenimi yitirip dikkat çekmeyecek bir köşeye sığındım. Ali Bayramoğlu, Meral Okay, Murat Belge, Asaf Savaş Akat, İsmet Berkan, Güler Sabancı, Etyen Mahçupyan, Güneri Civaoğlu davetli çeşitliliğini simgelemesi bakımından seçtiğim isimler. Çünkü tamamını burada sıralayamam. Ayşe hanımın kaçıncı yaşını kutladığı ise biraz belirsiz kaldı. Kimileri 50. yaş partisi olduğunu iddia etmekteydi, ama kendisi yaptığı küçük konuşmada henüz 40'ına bastığını, aksini kimsenin ispat edemeyeceğini çünkü kafakâğıdının kaybolduğunu ifade etti. Eh insan 'hissettiği yaştadır' deyip, kadehimi Ayşe hanımın 40. yaşına kaldırdım...