Hilton'a alıştık

Geçen haftanın en şahane kokteyli Selim İleri'nin 40. yıl kutlaması için yapıldı. Doğan Kitap bu özel etkinlik için Hilton Oteli'ni tercih etmiş, ne iyi etmiş.

Geçen haftanın en şahane kokteyli Selim İleri'nin 40. yıl kutlaması için yapıldı. Doğan Kitap bu özel etkinlik için Hilton Oteli'ni tercih etmiş, ne iyi etmiş. Milliyet Sanat, Milliyet Kitap gecelerini de hesaba katarsak artık edebiyat dünyamızın bu şanlı otelin gediklisi olmaya başladığını söyleyebilirim. İyi oluyor, çünkü ikram da mekânla uyum göstermek durumunda olduğundan herkes pek memnun kalıyor. Eskiden bu tür kokteyllere rakıdan önce altlık olsun diye bir dilli kaşarlı yiyip öyle giderdim. Mesela Selim İleri gecesinin sonlarında hâlâ sıcak köfteler dolaştırılıyordu. Tavuklu dürümlerin ekmeğinin ince olması da ayrıca takdirimi kazandı. Tabii viskinin bitmemesi hatta iki marka arasında tercih şansımın bile olması da.
Ama bende iz bırakan elma pane üzerine dondurma toplarından oluşan tatlı tabaklarıydı.
Tabii etrafımdakileri incelemekten yeteri kadar atıştıramadım bile. Neredeyse Türkiye entelejansiyası ve celebrity'si tüm farklı kesimleriyle temsil ediliyordu. Canan Barlas da, Tuba Çandar da, Hasan Bülent Kahraman da, Perihan Mağden de, Deniz Durakan-Altay Öktem çifti de Elif Şafak-Eyüp Can çifti de, Türkan Şoray da Beşir Ayvazoğlu da oradaydı. Ancak Selim İleri gibi binbir çeşit insanla dostluk etmiş, herkesin pek sevdiği biri olmayı başarmış biri böyle bir kitleyi bir araya getirebilirdi. Nitekim, Türkiye'nin hasret kaldığı bu 'ebru ortamı' (mozaik 'out' ebru 'in') gecenin en favori konusuydu. Başka kimler mi vardı, şöyle: Doğan Hızlan, Ahmet Ümit, Abdullah Kılıç, Halit Refiğ, Ali Çolak, Ömer Erdem, Birhan Keskin, Derviş Şentekin, Burcu Aktaş, Füsun Akatlı, Gül İrepoğlu, İnci Aral, Mine Söğüt, Nalan Barbarosoğlu, Onur Caymaz, Semih Gümüş, Metin Celal, Kenan Kocatürk, Turhan Günay, Faruk Şüyün, Deniz Kavukçuoğlu, Enver Ercan, İbrahim Yıldız, Murat Batmankaya, Müge Akgün, Nüket Esen, Hande Öğüt, Sema Arslan, Deniz Yüce Başarır, Başar Başarır, Jaklin Çelik...
Tabii edebiyat toplantıları geleneksel yanını da kaybetmiş değil. Cuma gecesi yolumu şaşırıp Nevizade'deki tek sıralık insan trafiğine eklendiğimde İmroz'a birtakım yazar çizerin girip çıktığını gördüm. Meğer İsveç Konsolosluğu Doğan Kitap'la yaptığı 'polisiye' paneli şerefine yemek veriyormuş. Kapıdan içeri girip umutsuzca kalabalık masaya İsveçli ve Türk yazarların rakılı sohbetine şöyle bir baktım ve Filmekimi'ne gittim.
Salonda kimler vardı saymayacağım. Tam ortaya denk gelen bir kaç sıra davetlilere ayrılmış. Erken oturunca, film de biraz geç başlayınca insanın aklına tuhaf fikirler geliyor. Durup tanjant-kotanjant, sinüs- kosinüs hesaplarına dalıp sinemanın en şahane koltuğunu hesapladım. Efendim tam ortaya ve perdeye en uygun yakınlığa sahip olan koltuğun kordinatları hesaplarıma göre dokuzuncu sıra, iki numara. Yani Tuğrul Eryılmaz'ın oturduğu koltuk! (Bu da hesabımın sağlaması oldu, kendisi Doğan Hızlan kadar olmasa da, pek prestijlidir). Ama ne var ki yedinci sıranın iki numarasında Şakir Eczacıbaşı'nı görünce hesabımı gözden geçirmeye karar verdim.
***
Geçen hafta Atilla Dorsay'ın 'Janjan'ın basın gösterimigalasında ufak çaplı bir olay çıkardığını yazmıştım. Dorsay bana gönderdiği açıklamada olayı doğruladı ama sorunun 13.30 olarak ilan edilen basın gösteriminin erken başlamasından kaynakladığını belirtti. 'Altın Portakal'ın ön jürisinde olmasına rağmen 'Janjan'ı daha önce izlemedi mi?' şeklindeki dedikodulara da açıklık getirdi Dorsay: "Görmüştüm, ancak bir kez de beyazperdede izlemek istedim." Ben zaten bu dedikoduya inanmadığımı belirtmiştim.
MEDYA NOTU: Sayın Zülfü Livaneli dün Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'ne Meriç Sümen'in yerine yakında atanacak olan yeni genel müdürün ne kadar önemli olduğuna değinen, bu atamanın liyakat esasanı göre yapılmasını dileyen bir yazı yazmış. Ancak sayın Livaneli, o genel müdür Şadi Erdoğan olarak atandı ve dört gün önce gazetelerde yer aldı.