İkea buluşmaları

Yeni yıl arifesi yorgun düştüm. Memleketi bir parti çılgınlığı sarmış, herkeste bir parti düzenleme ve bol bol eğlenme azmi. Ben de gezdim tabii parti parti, sonra da yazamadım yazık oldu emeklerime.

Yeni yıl arifesi yorgun düştüm. Memleketi bir parti çılgınlığı sarmış, herkeste bir parti düzenleme ve bol bol eğlenme azmi. Ben de gezdim tabii parti parti, sonra da yazamadım yazık oldu emeklerime. Geçen haftanın gündemini oluşturan bu yılbaşı partilerinden sadece iki favorimi sıralamakla yetineceğim. Radikal Kültür Sanat ekibinin Seksek adlı gençlik barında düzenledikleri 'Tüm Zamanların Radikal Kültür Sanat Çalışanları' partisi ile İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın düzenlediği maskeli balo. İlkinde pek genç bir atmosfer vardı. Servisin eski çalışanları biraz çekingen davranmış olmalı, ya da dönüp geriye bakmak istememişlerdir belki. Bir iki yıllanmış eleman vardı, onlarla yarenlik ettim biranın su gibi aktığı, herkesin pek eğlendiği partide gençlik beni kolumdan piste çekiştirmeye başlayınca tüydüm tabii. İkincisine kostümsüz gittim, 'Türkiye'de maskeli balo mu olur canım' diyerek. Valla kendimi çıplak hissettim. Sezarlar, Pradalı şeytanlar, makas elli kâbuslar, tavşan kulaklı hanımlar arasında kalakaldım. Herkes de bir eğleniyordu sormayın. Hatta birisi arkamdan 'aa adama bakın Kemal Yılmaz kostümüyle gelmiş' deyince yüzümü göstermeden oradan da ayrıldım.
Yılbaşında evde oturup 'Avrupa Yakası' seyrettim. Bayramda da İkea'ya gittim. Yani dingin bir tatil planladım. Ama ne göreyim, ruhunda dingilik evinde değişiklik arayan tek kişi ben değilmişim. Meğer İkea, bir alışveriş merkezi olmanın sınırlarını zorlayıp sanat çevrelerinin buluşma mekânı olmak üzereymiş. Bence bunu İsveç köftesine de, ilk fincandan sonrası bedava olan kahveye de, çikolatalı mufinlere de bağlayamayız. Kitap rafları, belki; ucuz çarşaflar, olabilir; çalışma masaları, sanmam... büyük ihtimalle saklama kapları ve beyaz sepetlerdir herkesi oraya çeken, diyorum.
Neyse ben iki gün gittim, Radikal Kültür Sanat'ın fotoğrafçısı Muhsin Akgün ile sinema muhabiri Olkan Özyurt'u masa sandalye bakarken gördüm. Editörüm Cem Erciyes'in ucuz kitap raflarına gönül indirmesine hiç karışmadım. Fatih Özgüven, büyük bir arayış içinde geziniyordu, ses etmedim. Güven Kıraç'ın çarşaf seçimlerini ilgiyle izledim. Oyuncu Günay Karaca yanımdan geçti ardından yetişemedim. Selim İleri'yi görmedim ama 'her salı buraya gelir' dediler, artık tanınıyormuş İkea'da...
Nakliye biraz problemli, ama dostları görmek iyi geliyor insana. Artık daha sık gideceğim oraya.