İlhan Erşahin ve Ajda Pekkan

Benim neyim eksik diye düşündüm geçen gün. Herkes 'âlemlere akarken' biz yazı çizi işi nedeniyle hep tetiktemi duracağız ve şöyle doya doya eğlenemeyecek miyiz!

Benim neyim eksik diye düşündüm geçen gün. Herkes 'âlemlere akarken' biz yazı çizi işi nedeniyle hep tetiktemi duracağız ve şöyle doya doya eğlenemeyecek miyiz! Bunları düşünürken Sevil girdi odaya elinde bir dergi 'Bak Beyoğlu'nde yeni bir yer açılmış 'Ghetto' diye; sen böyle yerlerden pek hoşlanmazsın ama ben bir fırsatını bulup gideceğim' dedi. Bozuldum biraz tabii. Sonra da Sevil gidiyorsa ben de giderim dedim, takıldım peşine. Gençliğimizin mekânı Cumhuriyet Meyhanesi'yle açık kaşarlı sucuklu pidesine meftun olduğum Karadeniz Pide Salonu'nun arasındaki Yunan tapınakları gibi görkemli girişi olan binayı görünce sevindim, sonunda açılmıştı... Eski püskü deponun yerine, şaraphane modasına uygun biçimde yapılan bu 19. yüzyıl parodisi binanın kapılarını açmasını yıllardır bekliyordum. Hemen daldım içeri, ambians şahaneydi vallahi!
Tabii içeridekilerle aramda bir yaş farkı vardı, ama sorun etmedim. Çaktırmadan sağı solu keserken, genç bir kızın yanındaki çocuğa hararetli haraketli bir şeyler anlatmasına gözüm takıldı. Kız o akşamki konseri izlemek istiyor belli ki... "Adam çok meşhur," diyor "Hatta Norah Jones'un yeni almübü 'Not Too Late'ydeki 'Thinking About You' parçasını birlikte bestelemişler. Şimdiler de her yerde bir numara" diye anlatıyor.
Kim bu mühim insan deyip bir programa baktım. Uluslararası meşhurlarımızdan cazyakışıklısı İlhan Erşahin'den bahsediyormuş hanım kızım.
Severim İlhan Erşahin'i, kalıp izleyeyim dedim.
Konser sonrası o hanım kızımız da benim gibi memnundu her şeyden. Ama oğlan mırın kırın ediyordu hâlâ. O zaman kız sinirlendi. "Bak böyle surat yapma bana, yakında İlhan Erşahin, Ajda Pekkan için bir şarkı yapacakmış o zaman görürsün" dedi. Kulaklarıma inanamadım. Ama sonra düşündüm İlhan'ın değerini bilse bilse Ajda hanım bilir dedim. Çünkü yeniliklere açık bir insan kendisi. Yoksa kuşaklar boyu süperstar olamazdı herhalde. Dinlemiştir Norah Jones'u, sonra da 'Elin Norah'ına beste yapan bana neden yapmasın?' demiştir. Öğrendim ki öyle olmuş. Ajda'nın ısrarı üzerine İlhan Erşahin'le tanıştırmışlar, o da 'Olur' demiş. Bakalım önümüzdeki günlerde dinleyeceğiz, 'jazy Ajda'ya hazır olun.
Konser tadı damağıma yapışınca hemen ertesi gece, eski dost Babylon'nun yolunu tuttum; Marc Ribot'u dinlemek için. Her şey güzel. Konser başladı. Ama sonlara doğru ortalık kalabalıklaştı. Anormal bir durum var. 'Allah allah' dedim kendi kendime. Sonra konser bitince bir harekeketlilik oldu. O da ne bir başka uluslararası meşhurumuz Fatih Akın DJ kabinine daldı. Kendisini Peyote gecelerinden sonra bir kez de Babylon'da dinlemek iyi geldi bana. Ortalıkta pek ünlü yoktu, onca oyuncu Fatih Akın'ı ne kadar sevdiğini gösterme fırsatını nasıl kaçırmış, şaşırdım. Meğer Fatih Akın, İstanbul'a gelmişken Babylon'da iki müzik yapayım demiş. Babylon tayfası da 'Hay hay konserden sonra çıkarsın sahneye' deyip işi organize etmişler, ama programa almamışlar, gizli kalsın diye. Marc Ribot'u dinlemeye gelenlerle durumdan haberdar birkaç insan, Fatih Akın'ın DJ'lik konusunda da en az yönetmenliği kadar başarılı olduğunu gördü.