Kadın jüri üyelerinin Behzat Ç. imtihanı

Altın Portakal'ın kadınlardan oluşan jürileri dili fazla 'erkek' bulunan Behzat Ç. için ne karar verecek

Kimse darılmasın gücenmesin ama ben en çok film festivallerini seviyorum. Hele de ‘taşra’da olanları. Oyuncuları, yönetmenleri, gazetecileri ve sinema yazarlarını tek bir otelde toplayıp ‘kaynaştırma’ yöntemi hem sektörün bileşenlerinin kaynaşması açısından heyecan verici, hem de, ne yalan söyleyeyim, bana iyi yazı konusu çıkarıyor.
Bu yüzden ‘film festivali mevsimi’ yaklaştığı için ayrı bir heyecan duyuyorum. Altın Koza’nın geçen yıl haziran ayından eylül ayına ‘hicret’ etmesiyle birlikte 25 günlük zaman dilimine iki büyük festival sıkıştı. Adana Altın Koza 18–25 Eylül, Antalya Altın Portakal ise 8–14 Ekim tarihleri arasında yapılacak. Aldığım duyumlara göre Altın Portakal yetkililerinin başka bir festivalde yarışan filmleri kabul etmeyeceklerini duyurmalarının ardından yönetmen ve yapımcıların kafası hayli karışmış durumdaymış. Zira iki filmin de ödülleri pek cezbedici. Hatta Altın Koza’da yarışacak dört film, ‘Ne olur ne olmaz’ diye Altın Portakal için de başvurmuş. Altın Koza’da yarışacak filmler belli oldu. Aralarında Onur Ünlü, Özcan Alper, Tolga Örnek gibi önemli yönetmenlerin ve keşfedilmeyi bekleyen genç yeteneklerin 14 filmi yarışacak. Altın Portakal ön jürisi ise şu sıralarda başvuran 40’ı aşkın filmi izlemekle meşgul. 8 Eylül’de yarışma filmleri açıklandığında bir Altın Portakal geleneği olarak tartışmalar yaşanacak tabii. Hatta bu tartışma festivale de taşınacak. Eğer müdürüm izin verirse, ‘gerekli harcırah’ da çıkarsa bu iki festivali de takip edip ‘sinema dışı unsurları’ siz sevgili okurlarımla paylaşacağım hiç şüphesiz. Ama şimdilik ‘sinema’da kalalım. Malum Altın Portakal yönetimi bu yılın temasını ‘kadın’ olarak belirledi ve bütün jürileri kadın üyelerden oluşturdu.
Efendim olay şu, televizyonda fenomene dönüşen, sosyal medyada olay olan ‘Behzat Ç.’nin sinema versiyonu da Altın Portakal için başvurmuş. Hemen “E, ne var bunda demeyin.” Bu seyircisi bol dizi, sezon boyunca pek bir beğenilmesine rağmen özellikle kadın kalemler ve izleyiciler tarafından ‘fazla erkek’ bulunmuş, erkek egemen dili üretmek ve meşrulaştırmakla suçlanmıştı. Dizinin film versiyonunun bu ‘dil’den taviz verip vermediğini bilmiyorum... Ama ‘kadın’ temalı festivalin, kadın jürilerinin ‘zor’ bir karar vermek zorunda kaldıklarını şimdiden söyleyelim. Bakalım ön jüri ‘Behzat Ç.’yi ana yarışma için seçecek mi, hadi seçildi diyelim Müjde Ar başkanlığındaki kadın jüri üyeleri filmi ödüle değer görecek mi?
* * *
Sizinle sevindirici bir haberi de paylaşmak isterim. Şu sıralarda Radikal Kültür sanatta tatlı bir heyecan var. Çünkü bir bebeğimiz oldu.
Efendim sanat eleştirmenimiz Ayşegül Sönmez’in nur topu gibi bir evladı oldu, ondan söz ediyorum. Bir süredir yazılarına ara vermesinin sebebi bu. Sanat âleminin bu en çılgın yazarı, tıpkı eleştirmenliği gibi çılgın bir anne olacak; buna kesin gözüyle bakabilirsiniz. Nitekim kendisi, alışıldık hamilelik hallerine hiç aldırmayarak tabiri caizse karnı burnundayken bile sergi sergi, açılış açılış gezdi. Urban’ın önündeki uzun muhabbetlerden bile eksik kalmadı. Tek bıraktığı şey, içki ve sigara oldu.
Haftaya sanat sezonu başlıyor. Ayşegül Sönmez de doğum izni, süt izni filan gibi şeylere aldırmayıp, loğusa yatağından fırlayacak, lizözünü bir yana fırlatıp bienal coşkusuna katılacak gibi görünüyor. Onu bebek arabalı sanat eleştirmeni olarak tüm dünya da tanıyacak bence. Çünkü bir kaç hafta sonra oğlu Sinan’la birlikte Selanik Bienali’ne gideceğini açıkladı geçenlerde Twitter’dan. Eh, Radikal’in sanat eleştirmeni de böyle olmalı ama değil mi? Hem Ayşegül’ü, hem de sevgili eşi Başak Ersen’i tekrar tekrar tebrik ediyorum...