Kardeşim Arto...

Kardeş Türküler'in Arto Tunçboyacıyan'lı konserine gittim. Üstad Hıncal Uluç'un dediği gibi "Bayıldım, bayıldım"

Hava güzel, açık havada konser zamanı. Lakin ülkenin havası o kadar güzel değil. Meclis karışık, oysa hepimizin beklentisi ‘Dostluk kardeşlik’ti. O kadar adamı bunun için seçmedik mi, meclise yollamaya karar vermedik mi? Neyse, madem aranan kan mecliste bulunamıyor, ben de meseleyi sanatla çözerim dedim ve geçen Cuma akşamı, Kardeş Türküler’in Arto Tunçboyacıyan’la sahne aldığı Enka Eşref Denizhan Açıkhava Tiyatrosu’nun yolunu tuttum. Tutmakla o kadar iyi bir karar vermişim ki, üstad Hıncal Uluç’un deyimiyle konsere “Bayıldım, bayıldım.”
* * *
Zaten her ikimiz, bu Enka gecelerinin geçen haftaki açılış konseri olan Fazıl Say ve Arkadaşları’na da bayılmıştık. Ben merakla beklediğim ‘Alevi Dedeler Rakı Masasında’ adlı yeni bestesini dinlemeye gittim. Önce küçük bir kokteyl düzenlendi, pek çok önemli gazeteci ve müzisyen oradaydı. Hatta son günlerde evire çevire dinlediğim Mozart kaydını yapan Gülsin Onay’ı da gördüm ama mahçup biri olduğum için gidip hayranlığımı bildirmedim. Önden ikinci sırada tam ortada Hıncal Uluç ve iki yanında biz diğer basın mensupları vardık ve Hıncal Abi’mizin konser boyu coşkulu nidalarından çok beğendiğini hepimiz anladık. Hakikaten Fazıl Say’ın ‘Alevi Dedeler...’i hiç de baştan ima ettiği gibi zor bir çağdaş beste değil, herkesin bayıla bayıla dinleyeceği beş nefeslinin hepsinin de hakkını veren şahane bir eserdi. Neyse ben döneyim Kardeş Türküler’e...
* * *
Gecede, grubun son albümü ‘Çocuk (H)aklı’dan da şarkıların yer aldığı parçalar seslendirilirken Türkçe’den Kürtçe’ye, Arapça’dan Boşnakça’ya şarkılar gökyüzüne karışıp giderken ortaya son yılların gözde tabiriyle ‘multikültürel’ bir durum çıktı. Grubun performansı malum, ama bu kez yanlarında Arto Tunçboyacıyan gibi bir ‘deli fişek’ olunca, performanslar adete ikiye üçe katlandı. Arto kardeşimiz, özellikle söz ve müziğini kendi yazdığı ‘Her Gün Dünyaya Doğar Bir İnsan’da, muhteşem bir gösteriye soyundu. Şarkısını icra ederken, ‘yoldan saptı’, doğaçlamaya soyundu, önce grup elemanlarından Volkan’la bir güzel ‘atıştı’, o söyledi, Volkan temi sazıyla cevap verdi. Peşi sıra paranın, doğayı tahribatın ve yasak dillerin tarifine koyuldı. Ama en güzeli, “Ben tıkandım yetiş” diye grubun solisti Vedat Yıldırım’ı yanına çağırmasıydı. Vedat’la karşı karşıya geldikteri bir anda da, başındaki şapkayı çıkardı ve “Tamam işte, şimdi o ‘ucube’ anıta benzedik” dedi. Sonrasında da, elindeki su şisesini üflemeli çalgıya dönüştürdü ve Vedat’la birlikte, tiyatronun her tarafında hem turladı, hem üfledi.
Gerçekten de ‘Muhteşem’di gece. Nihayetinde ‘Kara Üzüm Habbesi’ eşliğinde seyircilerle birlikte grup elemanları halay çekerken geceye son nokta konuldu. Sonra da ‘kardeş kardeş’ evlere dağılındı.

.