Keremcem kanal bulamadı

Yazın hiç bitmeyeceğini beklerken birdenbire kış gelince ilk şokla ben de fazla dışarılarda görünemedim geçen hafta. Şemsiye taşımaktan hiç hazzetmeyen bir Âdemoğlu olarak bu yağmurlu havalar insanın içindeki gezme duygusunu öldürüyor.

Yazın hiç bitmeyeceğini beklerken birdenbire kış gelince ilk şokla ben de fazla dışarılarda görünemedim geçen hafta. Şemsiye taşımaktan hiç hazzetmeyen bir Âdemoğlu olarak bu yağmurlu havalar insanın içindeki gezme duygusunu öldürüyor. Bir de İstanbul'un altyapı sorunu yüzünden sokaklar yağmur çamur olunca iyice keyfiniz kaçıyor. Ancak bu zor şartlarda bile hep kulağım size verecek yeni havadislerdeydi.
Kars'taki Gezici Festival'e katılamadığım için çok üzüldüm, özellikle de Cem Yılmaz'ın esprilerini her yerde okuduktan sonra. Festivalin renkli görüntüleri arasında Şener Şen'in saz çalması, Yılmaz'ın esprileri varken gözden kaçmaması gereken bir başka ayrıntı da Altın Kaz Film Festivali jürisinin bu yıl sadece kadınlara kucak açmasaydı. Geçen yılki 'erkek' jüriyle ilgili eleştirilere 'tesadüf' cevabını veren festival yetkilileri bu yıl Altın Kaz'ı kadınlara emanet etti. Benim hiç itiraz etmeyeceğim jürilerdeki bu kadın egemenliği İstanbul Film Festivali'nde de kendisini gösterecek gibi geliyor bana. İstanbul Film Festivali'nin jürisinden iki isim öğrendim: Biri anneliği anlattığı yeni kitabı 'Siyah Süt'ün yayımlanması için gün sayan Elif Şafak, diğeri Altın Portakal'dan ikinci kez eli boş dönen Nurgül Yeşilçay olacak. Mesela bu isimlerin yanına Sezen Aksu, Hülya Avşar gibi isimler de eklense şahane bir jüri olmaz mı?
***
Bu yağmurlu havalarda televizyon iyi gidiyor. Ayıptır söylemesi kıyısından köşesinden ben de dizilere takılmadan edemiyorum. Ama Sevil kadar iyi değilim bu konuda. Şimdi biliyorum Sevil çok üzülecek ama söylemek zorundayım: Bu kadar dizi kendine ekranlarda yer bulurken genç kızların sevgilisi Keremcem bu yıl açıkta kalmış. Turgut Yasalar'ın yönettiği ve Keremcem'in rol aldığı dizi kendine kanal bulamamış. Artık bu Keremcem'e ilginin mi bittiğini gösteriyor yoksa Turgut Yasalar'ın şanssızlığını mı bilemedim.
***
Takip ediyor musunuz bilmem ama Yalçın Çetinkaya'nın genel sanat yönetmenliğinden beri CRR Konser Salonu'nda çok güzel konser ve benzeri etkinlikler oluyor. En son Rus Devlet Balesi'ni izledim inanılmazdı. Salonun yenilenmiş hali de gayet güzel. Ancak bu tadilat sırasında yaşanan talihsiz bir olayı anlatmadan da geçemeyeceğim: Efendim, tadilat sırasında piyano odasındaki yangın söndürme ya da su borularından biri patlamış ve Steinway piyanolar güzel bir duş almış. Zaten o odada iki adet Steinway piyano bir de klavsen varmış. Klavsen bizde pek kullanılan bir entrüman olmadığı için ahı gitmiş vahı kalmış durumdaymış. Bakımı da yapılmıyormuş. Bu duştan sonra da güzelim Steinway zatürree olmuş. Geçenlerde CRR'de gerçekleşen Berezovski konserinde de bilmem o piyano muydu ama vahim bir şey yaşandı. Konser pek güzeldi. Sonuna kadar pür dikkat dinledim. Ama seslerde bir gariplik vardı. Yanımdaki adını söyleyemeyeceğim arkadaşıma sordum bana piyanonun özellikle orta ve tiz rejisterleri akort açısından düşük olduğunu söyledi. Yani benim anladığım piyanonun akordu bozuktu. Zaten ilk yarıdan sonra akortçu sahneye çıkıp bu yanlışı düzeltemeye çalıştı ancak yine de düzelmedi piyano. Berezovsky istifini bozmadan konseri sürdürdü ama bise çıktığında dayanamayıp İngilizce olarak "Sonunda belki güzel bir şey çalarım" dedi. Yanlış mı anladım diye arkadaşıma sordum, onayladı. Dünyaca ünlü bir sanatçıya bunu yaşatmak büyük talihsizlikti. Umarım bir daha yaşanmaz.