Leyla artık yok

Cihangir'e girdiğinizde eğer gündüzse mutlaka kahveye şöyle bir bakmak, </br>sonra yukarıdaki kafe barların geniş camekânlarından içindeki kitleyi </br>keserek ilerlemek gerekir.

Cihangir'e girdiğinizde eğer gündüzse mutlaka kahveye şöyle bir bakmak,
sonra yukarıdaki kafe barların geniş camekânlarından içindeki kitleyi
keserek ilerlemek gerekir. Ama geceyse bu 'kesme' mevzusunda özellikle
Leyla'ya odaklanmak hem kolay (en büyük vitrin oradadır) hem de sonuç veren bir tavırdır (en büyük kalabalık oradadır). İçerideki kitlenin
'meşhur'luğuna ya da 'aşina'lığına göre karar verir dikilecek bir yer bulursunuz. Tabii bu söylediklerimin artık bir hükmü yok, çünkü Leyla o Leyla değil...
Nitekim geçenlerde bir gittiğimde tuhaf bir tenhalık dikkatimi çekti. Hani canım millet gece yarısı koca koca jipleriyle gelip bu Leyla'da arzı endam etmiyor muydu? Ben gittiğimde mutsuz mutsuz masalarında oturan birkaç kişiden fazlası yoktu içeride. 'Ya millet yaz tatiline çıkmış, ya da Baskın Oran'ın mitingi var da benim haberim yok', diye düşündüm. Konuşmalarına kulak kabartacak, yüzünü kesecek kimse olmadığı için ben de sıkıntıdan şöyle tavanlara filan bakarken birden Leyla'nın o tasarım harikası tabelasının yerinde olmadığını fark ettim. Tabela bakımsızlıktan yerinden düşmüş olamayacağına, ya da belediye zoruyla sökülmesi için bir gerek olmadığına göre bu işte bir tuhaflık vardı.
Neyse fazla dedektiflik yapmama gerek kalmadı, az sonra kendimi attığım Symirna'da (her zamankinden bir nebze daha kalabalık geldi bana, yoksa bir yerlerin müşterisi buraya mı akmaya başlamıştı?) karşılaştığım bir Cihangir sakini arkadaşım olan biteni anlattı.
Efendim malumunuz Leyla adlı mekân Deniz Türkali ve bir grup ortağı tarafından üç yıl kadar evvel açılmış, Cihangir'in Beyoğlu'ndan bağımsızlığını ilan etmesi sürecinde önemli bir adım teşkil etmişti. Ardından Cihangir'de kendi içinde bağımsız bir eğlenti ve yemece içmece ortamı oluşmuştu. Hatta Leyla, bir süre sonra kardeşini de Cihangir'e getirmiş, Ela aynı binanın roof'unda alternatif bir eğlence seçeneği sunmak üzere bir süre faaliyet göstermişti. Ne var ki önce Ela yeterince ilgi görmediği için kapandı. Sonra da Deniz Türkali'yle ortağı arasında 'anlaşmazlık' kendini göstermeye başladı. Bu anlaşmazlık çözülemez bir hal aldığında durmuş oturmuş mekânın, 'diğer ortak'a terk edilmesi bir zaruret halini aldı. Sonunda Deniz Türkali, tabelasını aldı ve gitti. Yani artık o gittiğiniz mekân Leyla değil, bilesiniz.
Peki Leyla tabelası nereye asılacak?
Bu sorunun şimdilik bir yanıtı yok. Ancak Deniz Türkali ve ekibi, bir başka mekânda Beyoğlu celebrity'sine hizmet etmeyi sürdürecek: Tünel'deki Kaffe Hause. Eh burası da aslında sanat çevrelerinin güncel sanat, edebiyat ve hatta müzik ayrımı gözetmeden pek sevdikleri mekânlardan biridir, ama gecesi biraz zayıftır. Artık canlanacak demek ki...
Bu arada Cihangir biraz buruk kalacak belki, ama olsun umut tükenmez
Leyla'lar ölmez!