Muharebe meydanından bildiriyorum

Halit Ergenç'in iyiden iyiye Kanuni olduğu savaş sahnelerinden anlaşılıyor

Efendim herkes bir anda ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisinin setinde atlara kötü davranıldığını, hatta bu sebepden ötürü ölümlerin olduğunu yazmıştı. Üstüne bir de Okan Yalabık’ın attan düştüğü ve ciddi bir şekilde yaralandığı haberleri gelmişti. Hiç üşenmedim, durumu olay yerinde görmek için atladım Edirne’ye gittim ve savaş sahneleri için kurulan dev ‘film köyü’ne sızdım.
Kendimi kamufle etmek çok zor olmadı. Nasıl olsa bir sürü figüran vardı, ben de aralarında kaynarım dedim. Talihsizliğim ilk çekimlerin sürekli figüranlarla yapılmasıydı. Üzerime giydirdikleri zırh ağır, ben oradan oraya “Allah Allah” diye koşmak için fazla şişkoydum. Havanın sıcaklığı da cabası… Bir an figüran olarak sızma fikrimin pek de parlak olmadığını farkettim ama artık yapacak bir şey yoktu… Atlara gösterilen hassasiyeti görünce bir an, acaba sete at olarak sızsam daha mı iyiydi diye düşünmedim değil. Atlarla ilgili bir haber çıkaramayacağımı anlayınca, bir gün önce attan düşüp yaralanan Okan Yalabık’ın durumunu kontrol etmek için karavanlar bölgesine geçtim.
Gölgelik bir alanda yerde uzanmış yatarken buldum Okan’ı. Evet durum vahimmiş diyecekken ayaklandı. Gayet iyi görünüyordu. Yine magazin gündeminin gazına geldiğimizi farkettim. Bu kadar uğraşma sonucu elimde hiçbir şey yoktu. Artık kimliğimi gizlemenin bir yararı da yoktu, çıkarttım zırhımı ve miğferimi, attım kenara. Gelmişken set izlenimlerinde bulunayım diyerek dizinin yönetmenleri Yağmur ve Durul Taylan’ın yanına gittim. Beni görünce şaşırsalar da “Edirne’de bir işim vardı” deyip “Geçerken uğradım”a bağladım durumu. Bu kibar adamlar durumun saçmalığını yüzüme vurmadılar…
Tim’s Productions bir film köyü kurmuş desek yeridir. Hiç bir şeyin olmadığı dümdüz bir araziye her şeyi getirmişler. Şaşkınlıkla etrafımı izlerken Taylan Biraderler’in kıyafetine takıldı gözüm. Kovboy sapkalarıyla Western tadında görüntüleri diziye tezat olsa da çok şıktı. Biraz sonra Demir Demirkan siyah kuğuyu andıran şaşalı kostümüyle belirdi. Peşinden Okan Yalabık ve Halit Ergenç savaş kostümleriyle aramıza katıldı. Küçük bir toplantıdan sonra Kanuni’nin ordusuna yaptığı zafer konuşmasının çekimlerine geçildi. Halit Ergenç’in iyiden iyiye Kanuni Sultan Süleyman olduğunu bu sahnelerde iyice görebiliyorsunuz. Hatta o kadar bu ortama alışmış ki bindiği at huysuzlantığı anda bile kendisi atını sakinleştiriyor ve tekrar çekimlere devam ediliyor.
Bir ara yönetmenlerle olan ahbaplığımı da kullanarak bir vezirlik falan kapmaya çalıştıysam da başarılı olamadım. Onlar çekime başlayıp cenge daldılar, ben de Peter Sellers gibi oralarda gezindim durdum. Umarım kadraja girmemişimdir. Diziyi izlerken savaş meydanında sağa sola bakınan alakasız bir şişko görürseniz şaşırmayın, o benim...