Şevval Babylon'u gazinoya çevirdi!

Bir grup izleyici Babylon konserinde Şevval Sam'a sandıkta kırmızı gül ve rakı ikram etti.
Şevval Babylon'u gazinoya çevirdi!

Haftayı Beyoğlu konser üçgeninde geçirdim. Babylon, İKSV Salon ve Ghetto. Bu üç mekânın bir diğer ortak noktası konserlerin hafta içi 21.30, hafta sonu 22.30’da başlaması konusunda karar almasıydı. Bu uygulama hoşuma gitti. Konser izlemek için artık saatlerce beklemek durumunda kalmayacaktım, ben Muhsin Akgün müyüm ki gece yarısı dışarı çıkıp sabahlara kadar partileyeyim! Bakalım bu yeni saat uygulamasına uyuluyor mu diye kontrole çıktım.
İlk olarak Şevval Sam konseri için Babylon’dayım. Dinleyiciler her zaman Babylon’da gördüğüm kitleden biraz farklıydı. Bir dolu erkek küçük darbelerle en öne geçtiler. İlginç bir konser olacak herhalde derken, kulak misafiri olduğum bir konuşmada “Sahnedeyken kartını verirsin” diyen cesur bir öneriye şahit oldum. İki genç arkadaşımız bayağı iddialıydı.
Son albümünde söylediği arabesk parçalarla başladı programa Şevval Hanım, 15 dakika gecikmeyle. Sonra gelsin türküler, gelsin alaturkalar. Sahnesi çok iyi. Seyirciyle ilişkisi öyle samimi ki, hayran hayran bakarken yakaladım kendimi. Tabii dinleyiciler de gaza geldi haliyle. O kadar gaza geldiler ki, bir grup Şevval’e küçük bir sandıkta kırmızı gül hediye etti. Kart verme planlarından sonra sahneye çiçek göndermeler... Gazino ruhunu Babylon’da hissetmeye başladım. Sıradaki gazino hareketinde sahneye içki göndermek vardı. Şevval Hanım, uzun süre önündeki sehpada duran rakıyı içmeyince, “Neden içkimizden içmiyorsunuz” diye serzenişte bile bulundular. Kafamdan acaba mafyavari durumlar olacak mı, racona ters mi içkiden içmemek gibi sorular geçerken, Şevval Hanım hafif gergin şekilde rakıdan bir yudum alarak olayı tatlıya bağladı. Son harekette bir de tespih hediye edilince derin düşüncelere daldım.
Kontrol sırası Salon’daydı, Lamb konseri vardı. Bu sefer ben geç kaldım. Ama bahanem vardı. iDans festivalinin açılış gösterisine gitmiştim. Yağmur yüzünden dolu olmayacağını düşündüğüm Lamb konserinde adım atacak yer olmaması şaşırtıcıydı. Gerçi tahminim doğruymuş. İstanbul dinleyicisi nazlıdır, bilet alan birçok kişi gelmemiş ama bu sefer de kapıda satışla tükenmiş biletler. Seyirci Lamb’i, Lamb grubu seyirciyi coşturdukça coşturdu. Üç kere bis yaptılar desem herhalde anlarsınız nasıl bir konser olduğunu. Salon, tam saatinde başlama alışkanlığını devam ettiriyor bu arada onu da söyleyeyim.
Haftanın finali için Ghetto’da The Do konserindeyim. Ghetto senelerdir, konser izleme konusunda mesafeli durduğum bir mekândı. Yeni oluşumla birlikte artık ‘her şey daha güzel olacak’ dediler ve ben de The Do ile tekrar Ghetto yollarındayım. Tıka basa doluydu mekân. İstanbul konserler kenti olmuştu ama buna tekrar tekrar şahit olmak sevindiriciydi. The Do haftanın konseriydi bence. Fakat Ghetto saat konusunda biraz ‘large’, yarım saat gecikmeyle başladı konser. Bir de güvenlik parantezi açayım. Ghetto’da fena halde kendini hissettiren bir güvenlik ekibi var. Sürekli panik halinde ordan oraya direktifler veriyorlar. Babylon ve Salon’da kimin güvenlik personeli olduğunu bile hissetmezsiniz. İçeride nerede duracağınızı bile söylüyorlar.