Sezen'i izlemek

'Yeni bir seneye nasıl girersen öyle gider' derdi anneannem. Nitekim, 2006'nın son günlerine damgasını vuran 'partiseverlik' 2007'de de etkisini sürdürecek gibi görünüyor.

'Yeni bir seneye nasıl girersen öyle gider' derdi anneannem. Nitekim, 2006'nın son günlerine damgasını vuran 'partiseverlik' 2007'de de etkisini sürdürecek gibi görünüyor. Salı günü RadikalArt: Ardından Değil Karşısına'nın sokak partisi için Teşvikiye'deydim. Atiye Sokak'ı kapatmışlar, gazetemin çalışanları, sanatçılar, galericiler, küratörler, halkla ilişkilerciler hep beraber eğleniyordu. Sahnedeki 'jazz band'in kılık değiştirmiş Posta Bandosu (Posta gazetesinin sosyal sorumluluk projesi) olduğunu öğrenince biraz şaşırdım. Görgün Taner bile bir ara sahnenin önüne ilerleyip topluluğu yakından etüt etmekten kendini alamadı. Sucuk ekmek çabuk bitti, ama en acıklısı Tekel Birası'nın gecenin sonuna kadar yetmemesi oldu. Binboğa votkalarını sodalayıp içmek zorunda kaldık: ben, eğlenmeye kararlı güncel sanatçılar, sokaktaki apartmanların kapıcıları ve kalabalığın bir bölümünü oluşturan
'gelip de geçmekten vazgeçenler'...
Atiye Sokak partilerine karşı açtığı savaşı, bu sokaktan taşınarak sona erdiren Haldun Dostoğlu da oradaydı. Anladığım kadarıyla bol bol fotoğraf çekerek mücadelesini gerilla taktikleriyle sürdürmek üzere delil topladı.
H H H
Orhan Pamuk'lu cumartesiyi izleyemedim, ama edindiğim izlenime göre Pamuk, tüm Radikal'i kendine hayran bırakmış. Haberlere getirdiği yorumlar, esprileri, kibarlığı pek beğenilmiş. Ama epey de yorulmuş.
Önceki gün Sezen Aksu'yu yakından görmek umuduyla ben de gazeteye gittim. Sahnede olduğu gibi cana yakın ve kibar, gündelik hayatındaki gibi makyajsız ve kostümsüzdü. Çocukken Cumhuriyet meydanını gören bir akrabamızın balkonunda toplaşır, mitingleri ve bayram törenlerini oradan izlerdik. Haber Merkezi'nin masalarına oturup yazıişlerini izleyen topluluğa katıldığımda içimi böyle bir heyecan kapladı. Tabii benim heyecanım, izin günü gazeteye gelip oraya konuşlanan Radikal'in reklam müdiresi Özlem Özkan'ınkinin yanında hiç kalır. Ama Allah var, hiç kimse ortamın cool atmosferini bozmadı. Günler önceden Sezen'in adını duyup çığlıklar atan Radikal Genç'in editörü Nazan Özcan bile önce Sezen Aksu'nun sevimli köpeğine ilgi gösteriyormuş gibi yapıp sonra en kibar haliyle 'Hoş geldiniz' demekle yetindi... Sezen Aksu, gazete içinde önceden tanıştığı tek kişi olan Nur Çintay'a ve komşu gazete Posta'daki dostlarına küçük nezaket ziyaretleri bile yaptı. Tuğrul Eryılmaz bu kez erken çıktı da başkaları da kameralara görüş verme fırsatı bulabildi...
Bizim kültür sanatçılar ise Orhan Pamuk'la geçen yoğun günün bir benzerini daha yaşamadıkları için keyifli, Sezen Aksu'nun önceden sipariş ettiği haberi sorgusuz sualsiz koyup sayfalarını erkenden bitirmenin kıvancı içinde ortalarda geziniyordu.
SİNEMA NOTU:
'Beynelmilel'e bayılanlara hak verdim doğrusu; hiç fena değil... Dönem filmi seyretmek keyifli oluyor, insan ayrıntılara dikiyor gözlerini, açık bulurum belki diye. Tabii bazen kararsız kalıyorsunuz. Mesela 'Hatırla Sevgili' dizisinde Savcı Bey'in eline tutuşturdukları Cumhuriyet gazeteleri hakikaten o zamanlar da o kadar sarı bir kâğıda mı basılırdı, yoksa sahaflardan bulunup çıkarıldıkları için mi sararmışlar bilemiyorum... Tıpkı 1982 yılında Adıyaman'da çok başarılı bir sigara bırakma kampanyası mı düzenlenmiş, yoksa askeri yönetim sigarayı da mı yasaklamış bilemediğim gibi... 'Beynelmilel'de tek bir sigara bile içilmediğine göre böyle bir durum olmalı. Sonuçta bu sayede hiçbirimiz filmi seyredip sigaraya özenmedik, o önemli. Sinema sanatı sayesinde yavaş yavaş bir zamanlar bu ülkede fosur fosur sigara içildiğini de unutur farkında olmadan sigaradan tamamen kurtuluruz belki, bu daha da önemli... Emeği geçenleri tebrik ederim.