SİYAD'a dansöz oynattılar

Geçen gün Kültür Sanat servisinden arkadaşlar aradı, "Kemal Abi, 'Beynelmilel' ekibi aldığı Altın Koza'ları Sortie'nin içindeki Al Jamal'de bozduracak, istersen bir göz at" diye.

Geçen gün Kültür Sanat servisinden arkadaşlar aradı, "Kemal Abi, 'Beynelmilel' ekibi aldığı Altın Koza'ları Sortie'nin içindeki Al Jamal'de bozduracak, istersen bir göz at" diye. "Ne bozduracak, nereye sorti yapacak" gibisinden sorular sorunca durumu biraz anladım. Meğer bu kutlamanın arkasında filmin yönetmenlerinden Sırrı Süreyya Önder'in Adana'da verdiği bir söz yatıyormuş. Sırrı bey kardeşim, Adana'da Altın Koza heyecanının zirveye vurduğu bir an sinema yazarlarına 'Eğer ödül alırsam sizi pavyona götüreceğim' deyivermiş. Ödül gecesi film altı ödül birden alınca sevinç hali kontrolden çıkmış, herkes başka âleme akmış laf ortada kalmış. Tabii kimse de 'Sırrı, n'oldu bizim pavyon?' dememiş, bunu hoş bir şaka gibi hafızasına kaydetmiş. Ancak serde delikanlılık var, Sırrı Süreyya Önder bir süre sonra herkesi tek tek arayıp "Bizde yalan yok, sözümüz söz, hadi buluşuyoruz" demiş. Bu kez devreye BKM girmiş, şimdi İstanbul'da pavyon durumu ayıp olur herhalde deyip, 'tanıdık' bir yerde yapmaya karar vermişler geceyi.
Ve buluşma mekânı olarak kentin 'şık' mekânlarından Sortie'yi seçmişler.
Sortie'nin içindeki Al Jamal'da gidip bir masaya oturdum. İçeride SİYAD'ın vekil başkanı Uğur Vardan, Murat Özer, Atilla Dorsay, Alin Taşçıyan, Burak Göral, Şenay Aydemir, Talip Ertürk'ü gördüm. Vekil Başkan'la bir ara göz göze geldik, senin ne işin var gibilerinden bir bakış attı. Hiç aldırmadım, ne de olsa sinema yazıları yazmışlığım var! Yemekler falan yeniyor, sinema dedikoduları yapılıyor ama herkes hararetle saatine bakıyor. Sonradan bunun sebebini anladım. Dansöz çıkacakmış! Nitekim çıktı da. Tabii pek güzel oynuyor. Vekil Başkan olarak para takma görevi Uğur Vardan'a teklif edildi. O da kasa (SİYAD'ın saymanıymış) Murat Özer'de diyerek pası ona attı. Murat bey kardeşim de cebinden çıkardığı 50 YTL'yi dansöze taktı. Bu gerilimli an alkışlarla sona erdi. Ne var ki Murat Özer'e nazar değdi. Bu neşeli akşamı ben erken bitirip olay mahallinden ayrıldım, sonradan öğrendim ki Murat Özer, bir tür gıda zehirlenmesinden dolayı yataklara düşmüş. Yiyip içtiğinde değil de izlediğinde gözü kaldı galiba birilerinin.
* * *
İstanbul'un sanat ortamını Bienal telaşı sardı. Dünya buraya toplanmışken herkes özel birtakım projelerle üzerine düşeni yapmak niyetinde. Öğrendiğime göre Sakıp Sabancı Müzesi de son yıllarda duyduğum en ilginç projelerden birini hayata geçirecekmiş. Avrupalı büyük bir bankanın dillere destan güncel sanat koleksiyonu, Sabancı'nın hat koleksiyonuyla birlikte sergilenecek. Hadi bakalım, gelenek ve çağdaşın iki ucu nasıl bir araya gelir göreceğiz...
* * *
Dolmabahçe Sarayı'nda bir dönem sona ermiş. Yok hayır, Padişah ölmedi; müdür değişti. Dört yıldır Milli Saraylar Daire Başkanı olan Cemal Öztaş, TBMM Genel Sekreter Yardımcılığı'na terfi etti. Yani Bülent Arınç, pek sevdiği bürokratını yanına almış oldu. Öztaş, lebiderya saraydan TBMM'de sekiz metrekarelik bir odaya taşınacağı için bu terfiden ne kadar memnundur bilinmez ama geçmiş zaman sanatının meraklıları bu gelişmeden hiç memnun değil. Haklılar çünkü Öztaş, saray koleksiyonundaki resimlerin yüksek duvarların ve hatta memleket sınırlarının dışına çıkabilmesini, o duvarların arkasında yeni sergiler düzenleyerek ahalinin içeriye daha bir merakla girebilmesini sağlamıştı. Umarım yerine gelen de böyle becerikli olur. Neymiş, devlet katında hep kötü şeyler olmayabilirmiş...