Tepenin Ardı partisinde DJ'lik yapan ünlü yazar

Tepenin Ardı' filminin ekibi dostlarıyla birlikte filmin vizyona girişini kutladı. Eksik olmasınlar beni de çağırdılar. Partinin bir de sürpriz DJ'i vardı.

Ömer Sabri’yle uzun zamandır görüşmüyorduk. Cuma sabah kahvede buluştuk. Simitlerimizi carper’lerimizle buluşturup çaylarımızı yudumluyorduk, konu döndü dolaştı, yine sinemaya geldi. “Bari bir filme gidelim” diye niyetlendik ama Beyoğlu’nda salon ara ki bulasın. İbrahim Sadri hemen afili telefonunu çıkardı, vizyona girmesini sabırsızlıkla beklediğim ‘Tepenin Ardı’nın çok şükür hâlâ kapanmayan Beyoğlu Sineması’nda oynadığını söyledi. Sen dünyayı gez, almadık ödül bırakma, Türkiye’de ancak yedi salon bul. Neyse ki duyarlı izleyiciler ve salon sahipleri sayesinde bu sayı iki katına çıktı.

Akşam bir daha buluştuk ama salona girmek hak getire. Sanki memleketin bütün ‘sanat sineması’ severleri Beyoğlu Sineması’na toplanmış. Meğerse film ekibi de akşam 19.00 seansına katılacakmış. Bir ilgi, bir ilgi sormayın gitsin. Biz Ömer Sabri ile “Başka zaman izleriz artık” diye fuayeden uzaklaşırken gençten biri yanıma yaklaşıp “Kemal Bey bir sorun mu var” diye sordu. Meğerse filmin yönetmeni Emin Alper’miş kendisi. Eksik olmasın, beni festival ortamlarında görmüşlüğü varmış. “Madem filmi göremediniz. Film çıkışı mütevazı bir partimiz var. ona gelin lütfen” diye rica etti.

Önce oralı olmadım ama yeni kuşağın en ‘gizemli’ yazarlarından Barış Bıçakçı’nın DJ setinin başında olacağını söyleyince ikna oldum. Biz merdivenlerden çıkarken ellerinde biletlerle salona koşturan iki genç kızımız “Neee, Barış Bıçakçı mı? Emin misin, bildiğimiz, yazar olan Barış Bıçakçı mı?” diye soruyorlardı birbirlerine.

Ömer Sabri ile ayrıldıktan sonra saat 21.00’e doğru partinin yapılacağı Cezayir Restoran’ın kapısındaydım. Gerçekten doğruymuş, Barış Bıçakçı Beyefendi hemen girişte sohbet ediyordu birileriyle. Meğer hep istermiş DJ’lik yapmayı, toplamış arşivini kalkıp Ankara’dan gelmiş. Listesinde yok yoktu; cazla başladı, oradan arabeske ve 70’ler Türkçe popuna; oradan 90’lar popuna geçti.

Soner Arıca’dan ‘Acılarla yüreğimi kanattın’ bile çaldı ki o esnada Radikal Hayat tayfasından Elif Türkölmez’in koşarak içeri girdiği görüldü. Hatta kendisine ‘bir dahaki sefere’ Yıldız Tilbe çalma sözü de vermiş. Bir ara geçen mayısta kaybettiğimiz, ‘Tepenin Ardı’nın da yapımcılarından olan Seyfi Teoman anısına çaldı şarkılarını.

Gecenin sonuna doğru ortama bir anda İç Anadolu ezgileri hâkim oldu. Yönetmen Emin Alper ve film ekibi ‘Konyalım yürü’ (Meğerse, yönetmenin memleketi Konya imiş) ile oynarken, birkaç şarkı sonra herkes Gangnam Style dansı yapmaya başlamıştı! Başı Radikal spor yazarı Bağış Erten’in ve sinema yazarı Ali Deniz Şenöz’ün çektiğini de not edelim. İlk uzun metraj filmi ‘Mavi Dalga’nın çekimlerini bitirmiş olmanın rahatlığıyla gülücükler saçan Zeynep Dadak, yeni oyunu Kuçu Kuçu’nun heyecanıyla partiye şöyle bir uğrayan ve eşi dostu oyununa davet eden Selen Uçer, Ayça Damgacı gözüme çarpan isimler oldu.

Tepenin Ardı’nın oyuncuları Banu Fotocan, Berk Hakman, Reha Özcan, Furkan Berk Kıran ve tabii ki yönetmen Emin Alper ve yapımcı Enis Köstepen gecenin geç saatlerine kadar dans etti.

Cezayir’in barmenleri bile kendilerinden geçmiş, kâh Ankara havasıyla kâh Cici Kızlar’ın ‘Delisin’iyle dans ediyordu, barın arkasında. Nalan Kuruçim ve müdürüm Cem Erciyes ise yerlerinde salınarak eşlik ediyordu onlara. Çiçeği burnunda çiftimiz Hüseyin Karabey ve Gizem Soysaldı’nın mutluluklarına ise diyecek yoktu.

Duydum ki ekip partiyi bitirdiğinde saat 3’ü çoktan geçmiş. Ben 2 civarı mekândan ayrılırken DJ setinin başına Bağış Erten geçmiş, içeridekileri Burak Kut’un ‘Benimle Oynama’sı ile zıplatıyordu.