'Yeraltı'ndan sansasyon çıktı

Zeki Demirkubuz'un yeni filminde Nuri Bilge Ceylan'a iğneli göndermeler yaptığı iddia ediliyor
'Yeraltı'ndan sansasyon çıktı

Serhat Tutumluer in canlandırdığı ödüllü yazarın Nuri Bilge Ceylan olduğu iddia edildi.

Festival coşkusundan geri kalmam tabii ki söz konusu olamaz. İstanbullu bir entelektüel olmanın birinci kaidesi, Film Festivali’nde minimum 3 film seyretmektir. Ben de öyle yaptım, bu yıl biraz cimriliğim üzerimdeydi sanırım; ekseriyetle daha ucuz olan hafta içi gündüz seanslarına gittim. Rastgele seçtiğim filmlerde kâh uyukladım kâh yeni dünyalara açıldım.
İlk gözlemim hızla büyüyen televizyon ve sinema âleminin sanat filmlerine pek alaka göstermediği. Bunun sebebi tabii ki Hıncal Uluç’un yazılarının etkisinde kalmaları değil, hepsinin seti olması, 12 Eylül’e müdahil bile olamayacak kadar yoğun çalışmalarda olmaları. Ama neyse ki edebiyatçılar var. Mesela Orhan Pamuk... Kendisini ünlü performans sanatçısı Marina Abromovich’i anlatan The Artist is Present adlı belgesel filmde gördüm. Yeni romanında bir performans sanatçısı karakteri filan okursanız, bilin ki işin içinde bir Abromovich merakı var.
Ben böyle festivale odaklanmışken bir grup sinema yazarı dün Zeki Demirkubuz’un merakla beklenen filmi Yeraltı’yı seyretmiş. Gösterime girse de şöyle ağız tadıyla bir çelişkiler içinde mahvolmuş insan hikâyesi izlesek diye benim de gün saydığım bir film. Biraz bilgi edinmek saikiyle Twitter’a baktığımda bir şey dikkatimi çekti. Meğer film de gizliden gizliye bir Nuri Bilge Ceylan meselesi varmış. Neymiş? diye araştırınca bana şunu anlattılar:
Malum film tıpkı Dostoyevski’nin ‘Yeraltından Notlar’ adlı eserinde olduğu gibi bir küçük memurun ruh dünyasında geziniyor. Kahramanımız bir gün, zamanla meşhur bir yazara dönüşen arkadaşının da bulunduğu bir meyhane muhabbetine katılıyor. Ünlü yazarın etrafındaki kendi tabiriyle ‘yalaka’lardan yeterince gıcık kaptıktan sonra başlıyor verip veriştirmeye. Kariyerini ondan bundan çalıp çırptığı fikirlerle kurduğunu bile söyledikten sonra iyice gaza geliyor ve “Sen bu gidişle Nobel de alırsın Oscar da alırsın...” diye konuşmasını tamamlıyor! Tabii bir yazara ‘sen Oscar da alırsın’ diye şarlanınca, insan kıllanıyor. “Yoksa Nuri Bilge Ceylan’ın Oscar adaylığına mı gönderme var?” diye. Bir de filmdeki yazarın kitabının adı ‘Ankara Sıkıntısı’ olunca, ‘Mayıs Sıkıntısı’ filmiyle hatırı sayılır övgüler alan Nuri Bilge Ceylan’ın akla gelmemesi de imkânsızlaşıyor.
Biraz daha zorlayınca öğrendim ki meğer uzun zamandır sinema çevrelerinde dolaşan bir dedikodu varmış. Bu dedikodunun popüler versiyonuna göre Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Üç Maymun’ filmi Zeki Demirkubuz’un fikrinden hareketle çekilmiş. Daha az popüler bir versiyonunda ‘Uzak’ın neredeyse yarısının vaktiyle Zeki’nin Nuri’ye sekans sekans anlattığı bir film projesinin tıpkısının aynısı olduğu söyleniyor. Bu nedenle araları zaten epeydir açıkmış...
Tabii ki ben bunların hiçbirine inanmıyorum. Zaten popüler Türk sinemasının uzun yıllardır artık bir zorunlu hareket haline getirdiği “Bu benim senaryomdan çalıntı” tartışmasının içine Demirkubuz ve Ceylan’ı da çekecek bir anafor dönmeye başladı. Eminim ki Zeki Bey’in aklının ucundan dahi geçmemiştir Nuri Bey’e laf sokuşturmak. Hem zaten böyle büyük yaratıcılar birbirlerinin fikrini niye çalsın yani. Ama eğer her şey doğruysa, o zaman yandık. Ferdi Tayfur ilk çekeceği filmde, Ata Demirer’in canına okuyacak demektir...