Aslan'da 'Terim'sel kavga

Fenerbahçe’nin futbolcusundan ahçısına kadar “27 puanı nasıl açıklarım” diyerek istifa eden hocası Aykut Kocaman’ı caydırmak için uğraştığı sıralara denk gelen ilk devrenin ve 2012’nin son maçı olan Trabzonspor maçı sonrasında Fatih Terim, özel vurgularla şöyle diyordu: “Galatasaray’ın başkanıyla yöneticisiyle divanıyla profesyoneliyle sporcusuyla teknik adamıyla taraftarıyla her zamankinden daha çok birlik, beraberlik içinde olmaya ihtiyacı vardır. Bunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Çünkü büyük Galatasaray’ı hak ettiği yerlere taşımak için hepimizin emeğini, enerjisini birleştirmesi gerek.” Bu sözler aynı zamanda bir yeni yıl temennisiydi, ne var ki Galatasaray, 2013’e ‘ayrı teller’den çalan bir koro olarak girdi. Haliyle Terim,”Bilmezdim başarının bir camiayı böylesine böleceğini bu derde düşmezden evvel” kabilinden şaşkınlığını dillendiriyor.

Galatasaray’daki bu ‘iç bölünme’ acaba Terim’in bilindik stratejisinin bir parçası mı? Malum, hoca büyük başarılara koşarken hep bir ‘iç düşman konsepti’ yaratır ve bunu bir motivasyon unsuru olarak kullanır. O ‘Altın Çağ’da da Başkan Faruk Süren ile kavgası eksik olmamıştı.

Avrupai kurumsallaşma
Bugünkü kavganın temelinde genel olarak Başkan Ünal Aysal’ın ‘Avrupai kurumsallaşma’ hamlesi var. ‘Gelenekçi’ Terim, “Ben direkt olarak başkana bağlıyım” diyerek, Aysal’ın kurmak istediği yapıyı tanımıyor. Aysal modelinde Terim, kulübün CEO’su Lutfi Arıboğan’a bağlı olması gereken bir ‘eleman’. Elbette ‘İmparator’un ‘ayın elemanı’ olmak için Galatasaray’da çalışabileceğini düşünmek komik olur. Zaten o da Kasımpaşa maçının ardından başkana nazire edercesine ‘kurumsal bir hareket’ olarak ‘yazılı metin’den yaptığı açıklamayla aslında üstü kapalı olarak rest de çekti. Bu resti gören Aysal da normalde iştirak etmesi beklenmese de dün gidip hocaya divan kurulu üyeliği beratını verdi.

Gerilimde aynı zamanda tarihi başarılarına rağmen Terim’in ‘bir teknik direktörden daha fazlası’na cüret etmemesini isteyen (hani şu Abdurrahim Albayrak’ı da kulübe yakıştırmayan tavır) ‘elitler’in de tesiri var. Galatasaray ya Terim gerçeğini kabul edecek ya da kendisine başka bir ‘eleman’ bulacak...