Bir hışımla gelip geçti

Hacı Osman Hüseyin Efendi'nin 12 çocuğunun 11.'si olan Ethem İbrahim Hacıosmanoğlu, 11 yaşında geldiği İstanbul'da hayat gailesini kazandı fakat 'Üç İstanbullu'ya karşı üç yıl boyunca verdiği kavgayı kazanamadı.

Bir hışımla geldi geçti, Hacıosmanoğlu Ethem İbrahim”...
Hışımla geldi zira Trabzonspor’a göre hak edilmiş ama kendilerine verilmemiş ve 2011 sezonuna ait bir şampiyonluk kupası vardı ortada.
Churchill gibi, “Size sadece kan, zahmet, gözyaşı, ter vaat ediyorum” demedi. “Sahilde bir anıt yapıp kupayı orada sergileyeceğiz” dedi. Bu sözlerle gelen kongre zaferi, Trabzon gazetelerine de ‘Robin Hood’ adıyla manşete taşıyordu Ethem İbrahim Hacıosmanoğlu’nu...
Ne var ki Hacıosmanoğlu, geçen haftasonu koltuktan inerken sahilde de göze çarpan bir kupa falan yoktu...
Trabzon Of’lu 12 çocuklu bir ailenin 11. çocuğu... İlkokul 4. sınıfa kadar okuma yazma bilmişliği yoktur.
Diploma ‘hayat üniversitesi’nden, felsefesi ise eniştesinden: “Okuma-yazmayı iki günde eniştemden öğrendim. Hayat felsefemin gelişmesinde çok önemlidir. Bir gün dedi ki ‘Kızıl meydanda yaptığını evinde yapacaksın, evinde yaptığını da Kızıl meydanda yapacaksın. Hâkim olduğun yerde istediğini yapıp, hâkim olmadığın yerde korkmayacaksın’ O günden beri korkusuzum.”

HENÜZ 7 YAŞINDA ELİNDE SiLAH

Çocukken tiyatro sahnesine çıkmış, yine çocukken (7-8 yaşında) de eline silah almaktan korkmamış. Cevap yöreseldir: “Her Karadenizli gibi silah merakım var.” Çocuğuna da ilk atışını 12 yaşında yaptırmıştır!
Gençliğinde az kavga etmemiş. Gözaltı ve sabıkası var, lakin mapusluğu yoktur.
‘Baba’ değil de ‘Ağır Abi’ yakıştırmasının altında aslında “Mafya mısınız” sorusu gizlidir. Yanıtlamaktan çekinmez: “Üçüncü sınıf mafya değil, delikanlıyım. Bizim oralardan mafya çıkmaz, delikanlı çıkar.”
“Size neden mafya diyorlar” diye iyice kurcalandığında, ‘malum şahıs’ diye hitap ettiği Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’a topu atar.
CV’sinin ‘işler güçler’ kısmında ‘inşaatçı’ yazar. Kökler Osmanlı’ya gidiyor ve bir derebeylik kuracak kadar da araziler kalmış vakti zamanında. Bugün ise, kendine ‘zengin’ demez.
Trabzonspor-Gaziantepspor maçı sonrası hakem Çağatay Şahin ve arkadaşlarını 4 saat Avni Aker’de alıkoydurduğu gecenin sabahında, “Benim yıllar önce tövbe edip bıraktığım mesleğim vardı, sanırım o günlere geri dönmem gerekiyor” derken, akılar “Hangi meslek” sorusuna cevap arıyordu! Mafya değildi herhalde; beyan esas ise...

O KUPA HÂLÂ SAHiLE VURMUŞ DEĞiL

Çocukluk hayali olan Trabzonspor başkanlığında geleniyle gideniyle yüzden fazla futbolcu Avni Aker’in çimlerine çıktı. ‘Şampiyonluğu getirecek hoca’yı da bir türlü bulamadı. Ayağının tozuyla Tolunay Kafkas’ı gönderip, Trabzonspor’un repertuvarından hiç düşmeyen ‘öze dönüş’ hamlesi çerçevesinde 1461 Trabzon’da başarılı olmuş Mustafa Reşit Akçay’ı getirdi. Akçay’ın yarım bıraktığı yerden ‘öz evlat’ Hami Mandıralı bayrağı aldı. Cezayir ile 2014 Dünya Kupası’nda sükse yapan eski göz ağrıları Vahid Halilhodzic ile nikah kıyıldı. ‘Borderline bir aşk’a dönüşen ilişki de tamamına eremedi. Ve sonrasında yine bir ‘eski yar’: Ersun Yanal.
Bu istikrarsızlık bir vertigo yaratmış olmalı ki kulübün resmi sitesine görevine son verilen en son hoca Şota Arveladze’nin adı henüz eklenmemiş; ‘Eski Teknik Direktörlerimiz’ sekmesine!
Kayıp Şehir Atlantis’e dönen ‘o kupa’yı getireyim derken, Trabzonspor’un nice sezonları da heba oldu gitti...

GÜLÜMSE BiRAZ GÜLSÜN GÖZLERiN...

Gülümsediğinde “Hacıosmanoğlu güldü” diye haber olmuştur. Selefi Sadri Şener’e inat için değildi gülmemesi. Delikanlılık kitabıyla ilgili büyük ihtimalle.. Yüzünden gülüşler eksilmeyen Şener’in ‘şok açıklaması’ bile bir Karadeniz fıkrası tadında olabilirdi. Hacıosmanoğlu ise, gündem dışı muhabbette dahi kaşlarını çatardı. Bir Kadir İnanır raconu: Aşkımız tezahürat istemez!

HEP YANLIŞ ANLAŞILDI!

Gaziantep maçı sonrası sarf ettiği “Öleceksek adam gibi öleceğiz, kadın gibi yaşamayacağız” sözleri nedeniyle bir değil, iki kez özür diledi. ‘Yanlış anlaşılmış’tı, sadece ‘onların oralar’dan bir teşbih yapmıştı!
Futbol yönetimi ise, ‘9 ay 10 gün’lük ‘manidar’ bir ceza verirken ayrı bir cinsiyetçilik yapıyordu.
“Ermeni, Rum ya da Yahudi takımı mıyız?” derken de ‘yanlış anlaşılmış’tı! Ve yine özür dilemişti. Kayseri Başkanı’na ise, “Sizi gömecek yer bulamam” demediğini söyledi. Niye bu kadar yanlış anlışıyordu ki? Evet,
bu işte bir yanlışlık vardı!

USTAYA HÜRMET USTA’YA MUĞLUBİYET

“Futbola siyaset karıştırılmasın”... Geçen sezon Haliç’te iki gün boyunca toplam 5 saat konuşan Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim de bu çağrıyı yapmıştı.
Hacıosmanoğlu ise, hiç oralı değil: “Benim dönemimde siyaset Trabzonspor’un iliklerine kadar girecek, yeter ki takımın faydasına olsun.”
Recep Tayyip Erdoğan’a olan hürmetini açıkça ilan etti; mitinglerine katılarak.
“Ama Gezi yüzünden değildi” diyor ve sebebini de söylüyor: “Ben, başörtüsü mağduruyum. Eşim de mimarlık kazandığı halde okuyamadı.”
Gariptir ki başkan seçildiği kongrede delegeler, AK Parti’li olduğu söylenen rakibi Muharrem Usta’ya karşı ona oy vermişti! O ‘ülkücü’ değil miydi? “Milliyetçi muhafazakârım” der, kendisi bu hususta...
Ve lakin ‘usta’ya olan muhabbeti ikinci kez yarıştığı Usta’ya yenilmesine mani olamadı!
Hacı Osman Hüseyin Efendi’nin 12 çocuğunun 11.’si olan Ethem İbrahim Hacıosmanoğlu, 11 yaşında geldiği İstanbul’da hayat gailesini kazandı fakat ‘Üç İstanbullu’ya karşı üç yıl boyunca verdiği kavgayı kazanamadı.
“Mel Gibson’ın ‘Cesur Yürek’ filmini çok severim, bende ayrı bir yeri var” diyor. Cesur Yürek de yenilmişti ama gönüllerde şampiyondu. Peki Hacıosmanoğlu?
Ona dair arşivlere kaldırılan son fotoğrafta tribünde gözyaşlarını siliyordu: Ağlıyordu...
Nilüfer’e eşlik edip “Erkekler ağlamaz, sil gözyaşlarını” mı diyelim yoksa,
Sezen’e vokal yapıp “Ağlamak güzeldir, süzülürken yaşlar gözünden sakın utanma” mı diyelim, bağıra bağıra...