Eşofmanları giymenin vaktidir!

Yılmaz Vural'ı 5 günde gönderdi İlhan Cavcav... Aslında Vural'ı uzun çalıştırdı. Fuat Çapa'yı 1 saatte yollamıştı çünkü. 17 çocuklu Rumeli göçmeni ailenin girişimci ferdi Cavcav, Ankara un piyasasının krallığı gibi kulüp başkanlığının da zirvesini bırakmıyor. Ama bakın nasıl bırakmıyor...

Ona bir renk ismi verilse, tereddütsüz ‘Bay Kahverengi’ derdim. Kahverengi gözlükleri, kanverengi ceketi, kahverengi paltosu ve kahverengi boyalı saçlarıyla kendimi bildiğimden bu yana Gençlerbirliği’nin başkanı İlhan Cavcav... Ne yalan söyleyeyim ‘Baba’ havası veren ‘kahve tonlar, çocukluğumda Cavcav’a karşı bir çekince yaratmıştı...

‘Modern çağlar’da kazanılmış iki Türkiye Kupası’nda ‘büyük başkan’ olarak onun imzası bulunuyor.
Şampiyonluk niye yok?
Evvela karşıydı...
Çünkü “Şampiyonluk masrafların artması demek” diye düşünüyordu. Türkiye’nin ünlü un sanayicisi, namıdiğer Gençlerbirliği Başkanı; İlhan Cavcav... Şubat 2012’de fabrikasındaki söyleşimizdeyse, şampiyonluğa karşı çıkmamıştı; çünkü “Artık güzel para kazandırıyor” diyordu.

DEĞİRMENİN SUYU...

Ne var ki şampiyonluk güzel para kazandırmaya başlarken onun takımı da sadece lige tutunmanın hesaplarını yapar oldu.

Cavcav, kelepir oyuncuyu parlatıp ‘büyükler’e satarak değirmeni döndürdü ve bu marifetiyle hep örnek gösterildi.
Sayısız ameliyatlar geçirdi, ölümlü trafik kazasında 15 yıl hapisle de yargılandı. Hep dobraydı; nobrandı da...
Gençlerbirliği’nden kat be kat manşetleri o süsledi, bugünlerdeki gibi... Zira tevatür değilse, istatistikler ‘39 yıl, 1 başkan, 65 teknik direktör’ diyor. Cavcav’ın asistanı, sezonun en az 3 hocayla tamamlanacağını varsayıp, ona göre ajandasına yerli yabancı bir çok teknik adamın telefonunu yazar!
Ancak ondan sonra Gençlerbirliği yoluna nasıl devam edecek, bilinmiyor. Koca G.Saray dahi bir Melo’nun yerini dolduramazken asırlık başkanın yerini nasıl dolduracak Ankaralılar? Sadece bugünü kurtarmaktan olsa, yarını hiç düşünmedi Cavcav. Ya da ‘yarın artık bugündür’ şiarına sarılıyor.

STUART BAXTER’I NASIL BİLİRSİNİZ?

Bu sezona Stuart Baxter sürpriziyle girildi.
Baxter?.. Cavcav da tanımıyordu ama ‘futbolun içinden 5 kişi’nin kendisini arayıp “Başkan çok iyi bir adam aldın” dediğini anlattı imza töreninde!
Baxter’ı tanıyamadan, çok iyi tanıdığımız memleketin Şifo’su Mehmet Özdilek’e emanet etti takımı, ikinci kez! Cavcav, Şifo’nun da ipini devre arasını beklemeden çekti.
“Niye kimse beni aramıyor” diyen Yılmaz Vural’ın telefonu nihayet çaldı. Arayan Cavcav’dı ve Vural, 18 yıl sonra yeniden Gençler’deydi.
7 ay süren ilk mesai bu kez 5 gün sürdü! Türkiye’nin yarısı Vural’ın Gençler’in başına geçtiğini ayrılırken duydu! Çünkü gidişi gelişinden daha sansasyoneldi.
Vural, uzun bile çalıştı zira ondan önce göreve getirilen (yine ikinci kez!) Fuat Çapa, 1 saat sonra gönderildi!
Gençlerbirliği’nde bir-iki maç çalışan; hatta sezon başı kampını yaptırıp ama lig başlamadan giden hocalar kendilerini ‘uzun soluklu’ sayabilir(!) Neylersiniz ki Cavcav da 40 yıldır koltuğu ve Süper Lig biletini bu yoğurt yiyişiyle koruyor.
Dikkat buyurun, Gençler, ‘dört büyük’ten sonra aralıksız Süper Lig’de en uzun süredir ikamet eden tek takım. “Hükümet düşer Ankaragücü düşmez” sözünün tarih olduğunu da unutmayalım; öyle ya, Ankaragücü ta nerelere düştü... Dahası, belediye başkanlığından 1994’ten beridir düşmeyen Melih Gökçek’in Ankaraspor’u bile düştü de ‘Osmanlı’ adıyla yeniden yükselişe geçebildi...

TEK KELİME İNGİLİZCE İLE 5 MİLYON DOLAR

1893 Rumeli göçmeni bir babanın oğlu olarak 1935’te doğdu İlhan Cavcav. Hamamönü’nde açtıkları ekmek teknesi, başkentin de ekmeğini pişirir. “Babam ‘İlk defa Türkiye’de ekmeği biz yaptık’ derdi” der, Cavcav, o söyleşimizde.
Muhasebecileri Şükrü Oğuz, maliye denetime gelince tüm defterleri fırında yakar. Cavcav, hem işinde hem kulüpte vergiye titizlikle riayet ettiğini söyler. Muhasebeci Şükrü’nün şuuraltı tahribatından olsa gerek...
Atatürk Lisesi’ni 2. yıl terk eder. Zaten İngilizceyi kanaatle geçmiştir. Yine de tek bir İngilizce kelimeyle kulübe 5 milyon dolar kazandırdığını söylersem, şaşırır mısınız?
Ondan nakledeyim:
“Geremi’nin transferi için Real Madrid yöneticileri bizi yemeğe almış. Ortaya koca bir dana getirmişler! Bunlar başladı ‘1 milyon, 2 milyon dolar verelim’ demeye. Baktım olacak gibi değil ‘Paper’ diyerek, bir kâğıt istedim. Getirdiler. Üzerine 5 milyon dolar yazıp gösterdim ve kalktım. Hemen ‘Please, please ok, ok’ dediler. Geremi’yi 5 milyon dolara sattım.”

F.BAHÇE'NİN KAPISINDAN DÖNDÜ

Cavcav, 15 yaşında Boğaziçi Un Fabrikası’nın veznesinde iş başı yapar. Babasının ilk eşinden 8, ikincisinden 9 kardeş vardır. Nihayetinde 1971’de bugün sahibi olduğu Ankara Un Sanayi’ni kurar.
Beri yanda da ‘çamur sahalar’ın hızlı topçularındandır, ki Cumhurbaşkanı gibi onun da F.Bahçe’nin kapısından dönmüşlüğü vardır. Mevzuya dair ‘episode’ şöyledir: “PTT’deyken F.Bahçe istedi. 4 bin lira veriyordu. Metin Oktay da o zaman İzmir’den 4 bin liraya G.Saray’a gelmişti. Ama işimizde bütün yük bendeydi. Bir de babam ‘Top Hz. İbrahim’in başıdır’ diyerek karşı çıkıyordu. Dolayısıyla futbol oynayacağım diye işleri bırakamazdım. 150 liraya Bahçeli Gençlik’e gittim.”

BIÇAKLA KOVALANINCA 'BU İŞ YAPILMAZ' DEDİ AMA...

Başkanlık için ilk ‘ısınma turu’nu 1975’te Hacettepe’de atar. Ancak bu tura bıçak karışınca havluyu erken atar: “Mardinspor ile maçımız var. 0-0 biterse Mardin düşecek ve öyle de oldu. Maç sonunda Mardin Başkanı bıçakla beni sahanın ortasında kovaladı. Baktım bu iş yapılır iş değil deyip bıraktım.”
“Bu iş yapılmaz” diyen Cavcav’ın başkanlık işi 39. yılında: ‘Muhteşem Cavcav’!
Cavcav, 1977’de koltuğa oturur ama yönetimle ters düşüp kenara çekilir. ‘Çare Cavcav’ şiarıyla önce ‘gayrinizami’, sonra ‘nizami’ bir kongreyle 1981’de artık ara vermeksizin koltuğa oturur.
4 bin lira isteyen hocanın biletini kesip yerine 150 liraya G.Saray efsanesi Kadri Aytaç’ı getirir. Aytaç ile 1983-84’te Süper Lig’e çıkarlar. Gençler, Cavcav başkanlığında sadece 1987-88 sezonunda küme düşer.

BEŞİKTA'IN MAF'I, GENÇLER'İN MKK'SI

Bir dönem Beşiktaş’ın Metin-Ali-Feyyaz üçlüsü vardıysa Gençlerbirliği’nin de Moshoeu-Kushe-Kona üçlüsü vardı. ‘Futbol tüccarı Cavcav’ efsanesini başlatan bu üçlüydü. Oyuncuları bizatihi izleyip alıyor, mayası tutanı da yüksek bedellerle İstanbul’a satıyordu. Tutturamadığı da çok olmuştur ancak ‘piyasa’ hep tutturduklarını anlattı, anlatıyor...
Oysa kendisi de itiraf ediyor ‘çok öpüldü’ğünü. İlla da hoca seçiminde... İlginçtir, çoğunu iradesi dışında “Öyle mi dersin” diye danışıp seçmiştir bu ‘tek adam’.
Cavcav, “El ne der”, demez. Bu sayededir ki “Bir gün her hoca Gençlerbirliği’ni çalıştıracaktır”!
3 Temmuz’da “Büyükler şike yapsa da düşürülmesin”, yayın havuzundaki payının düşme ihtimali belirdiğindeyse “Büyükler düşürülsün” der. Bu, Cavcavizm’dir!

SIR İLHAN CAVCAV

Yeni ‘motto’su ‘Burası Ankara’ olan kulübün başkanı, geçen yıl “Burası İmam Hatip mi” diyerek futbolcusuna sakal yasağı koydu. Lakin, menajerler Gençler’in kapısından epey bir ‘sakal’ yapmışlardır! Fakat o, “80 yaşıma geldim. Ona buna inanmaktan öpülmedik hiçbir yerim kalmadı. Artık değişmem gerek” diyor.
Düşünün, 80 yaşındapes etmekten değil, değişmekten bahsediyor. Yani, daha alınacak, gönderilecek çok hoca var, kal bu gece(!)
“Bir ikisi hariç tüm teknik direktörleri cebimden çıkarırım” diyor Cavcav. Madem öyle, eşofmanları giymenin vaktidir!
Bu topraklarda, “Ben takımı daha iyi yönetirim” diyen başkan modelini test edecek biri varsa, o öncelikle Cavcav’dır.
‘Duayen Başkan’a ‘Sir İlhan Cavcav’ unvanı yakışır! Değil mi ki, Sir Alex Ferguson’dan evvel Cavcav’ın sakız çiğnemesine şahitlik ettik, bunca yıl...