Hepimiz Fenerbahçeyiz

Esas söz oyunun asli unsurları futbolculara: Sahadaki topa sahip olma oranlarının yüzde 1'i kadar bu oyunun yönetiminde söz sahibi olacak mısınız bir gün? Çok mu zor bir dakikalık boykot yapıp "Hepimiz Fenerbahçe'yiz" demek?

Bu ülkede ‘infial’ sorunu yok. Bu ülkede ‘çözüm’ sorunu var.

Bu ülke, Susurluk Skandalı için yeterli infiali gösterdi. İnsanlar, evlerinin ışıklarını açıp kapatarak ‘Sürekli Aydınlık İçin 1 Dakika Karanlık’ dedi, 90’ların ortasında... Ne ki karanlığımız hiç azalmadı.

İnfiallerimiz için çok uzaklara gitmeye de lüzum yok.

Daha bir sene evvel bu ülke, Soma’da 301 insana mezar olan maden faciasının infialine kapıldı.

Öyle bir infialdi ki artık böyle bir acıya 301 yıl mahal verilmez diye düşündük. Ama daha 40’ı çıkmadan Soma’nın, insanlar yine öldü yer altında.

Hele Özgecan Aslan için kapıldığımız infial... Bin canımız alınmışçasına ayağa kalktık. Erkekler, cinsiyetlerinden utandılar bu cinayet karşısında. Ve Özgecan cinayeti de da milat sayıldı; Susurluk gibi, Soma gibi...

Elbette üç günde silindi o miladın çizgisi ve kadınlar yine erkeklerin şiddetiyle ölmeye devam etti, ediyor.

Anladım ki biz ölüme değil, sadece bazı ölüm biçimlerine ‘duyarlılık’ gösteriyoruz.

Bir kişi yerine 10 kişi ölünce trafik kazaları haber olur ya, işte bir cinayet de ancak önüne ‘vahşi’ ifadesi alabiliyorsa infial uyandırıyor, hesap sorulması isteniyor...

SEBA’NIN RUHU NASIL ŞAD OLUR Ki

Geçen cumartesi günü yine tüm memlekette infial vardı!

Çünkü Fenerbahçe Futbol Takımı, yok edilmek istendi. Yaralandığı halde şoför Ufuk Kıran ve güvenlik sorumlusu Serdal Kılıç’ın dirayeti katliamı önledi.

Ne acıdır ki bu cinayet teşebbüsü centilmen geçsin diye Süleyman Seba adı verilen bir Süper Lig sezonunda meydana geldi!
Şimdi nasıl şad olur Seba’nın ruhu?

Olayın nedeni siyasi mi yoksa sportif rekabet mi?

Ne fark eder ki? Siyasi dahi olsa, mühim olan futbolun siyasal bir komploya malzeme verecek gerilimlere sahip olmasıdır. Ayıbın daha büyüğü de var: ‘Milat’ olması umulan bu saldırı da futbolu yönetenlerce yine makyajlandı. Olması gereken, pazar gününden itibaren tüm ülkedeki futbol liglerinin durdurulmasıydı. Hatta buna diğer federasyonların da destek çıkması şık olurdu.

Ancak “Kimsenin canı futbol oynamak istemiyor” açıklamasından bir gün öncesinde 4, sonrasında da 1 maç oynatılmıştı.

Israrla ertelemenin gerekçesinin ‘güvenlik’ zafiyeti olmadığı da vurgulandı. İyi ama olayın kendisi bizatihi güvenlik zafiyetinden meydana gelmedi mi?

Mahmat Uslu, “İki ay önce de Rize’ye geldik. Kupa maçında adım başı polis vardı, şimdi neden yok” diye sorarken, daha ne kadar açık konuşssun!

ADALET, SAMiMiYET VE MİLAT

Fenerbahçe ile dayanışmak için liglerin 1 hafta ertelenmesini kabul eden 17 kulüp, sonrasında geçmiş olsun ziyaretine gitme kararı aldı. Ne güzel. Ve lakin ne Beşiktaş, ne Galatasaray ne de Trabzonspor’dan giden oldu sarı lacivertli kulübe. Böyle dayanışma olmaz. Sakın Fenerbahçe’nin Kulüpler Birliği toplantılarına katılmamasının arkasına sığınılmasın. Böylesi bir günde bunun hesabı kitabı yapılmaz.

Makyajlama dediğim bu... Bu ülke hiç bir zaman samimiyet testinden geçemiyor. Çünkü kimse kimseye güvenmiyor, çünkü bu ülkede her alanda ‘adalet’ sorunu var!

Liderliğe adalet oturmadıkça tüm infialler, timsah göz yaşlarıyla makyajlanacak ve biz her defasında yeni bir faciayı ‘milat’ sayacağız.

Esas söz oyunun asli unsurları futbolculara: Sahadaki topa sahip olma oranlarının yüzde 1’i kadar bu oyunun yönetiminde söz sahibi olacak mısınız bir gün? Çok mu zor bir dakikalık boykot yapıp “Hepimiz Fenerbahçe’yiz” demek?

Evet çok zor, çünkü herkes sadece formasını terlettiği takımının 3 puanı için ‘profesyonel birlik’telik sağlayabiliyor...

SOCRATES SAHALARA DÖNDÜ!

Bu vahşi futbol ortamında güzel bir haberim var. Socrates dergisi, müthiş bir içerik ve tasarımla dün yayın hayatına başladı. Lütfen alıp okuyun. Nefes aldığınızı hissedecek ve başka bir spor dünyasının mümkün olduğunu göreceksiniz.