İktidar ve futbol ilişkileri

Kulüpler iktidarların çeperinde durarak Çetin Altan'ın dediği gibi 'hazineden geçinmeye' bakmıştır. Sahip oldukları bir çok mülk siyasetin teveccüheyle kazanmıştır.

Galatasaray'ın ‘Aksaray’ ziyareti memlekette bir dalgalanma yarattı. Cimbom’un kendi taraftarını da ikiye bölen ziyareti ezeli rakip taraftarları ise en hafif tabirle ‘yağcılık’ olarak yorumladı. Değil geçmişe. bugüne bile baksalar birbirlerinden pek farkları olmadığını; siyasi iktidarlarla hepsinin aynı dirsek temasında olduğunu görecekler.
Kulüpler her daim iktidarlarla dans etmiştir. İki taraf da birbirlerini kullanmıştır. O bakımdan özellikle de futbol takımları üzerinden rakiplere ‘siyasal racon’ kesmek biraz risklidir. Kaba bir özet çıkartayım:

Galatasaray’ın sarayla ilişkisi esasen 1911’e kadar dayanır. Macar Kolojvar ile İstanbul’da oynanacak maç için 1080 kuruşluk bileti ‘Zat-ı Şahane’ye’ hitabıyla padişaha da bir bilet gönderilir. Aslan, böylece tarihindeki ilk kombinesini Osmanlı Sarayı’na satmış diyebiliriz!

HÜKÜMET DÜŞTÜ BAŞKANLAR DEĞİŞTİ

30’larda kulüp başkanları CHP, 50’lerde ise DP’lilerden seçilmiştir. Sonraki dönemlerde de bu kadar keskin bir tanımlama yapılamasa da en azından siyasi iktidarla iyi geçinen yönetimler tesis edilmiştir.

27 Mayıs darbesi olunca Beşiktaş ve Galatasaray, DP’li başkanlara yol verir. Fenerbahçe ise uzun süre direnir ama sonunda o da pes eder. Beşiktaş’ın bir maçta formasına 27 Mayıs’ın paşası ‘Cemal Gürsel’ adını yazıp çıkması da ‘zamanın ruhu’na uymanın şahikası olmuştur!

1962’de kurulan CHP-AP koalisyon hükümeti, Fenerbahçe’ye de yansır. Başkanlığa CHP’li İsmet Uluğ, yardımcılığına da AP’li Faruk Ilgaz seçilir. Fakat 1965’te Demirel İnönü’den, Ilgaz da Uluğ’dan koltuğu alır!

Genelde Demirel, futbolu alengirli bir alan olarak görmüş ve topa fazla girmemeye çalışmıştır. Ama Bülent Ecevit, 1973-74 şampiyonu Fenerbahçe heyetini kabul ederken “Fenerbahçe futbolcularını bir törenle CHP’ye kaydedebilir miyiz?” demiştir.

Turgut Özal, gece yarısı Tanju ile Rıdvan’ı görmek isteyecek kadar yeşil sahadadır. Derwall’in gönderilmesini de engellemiştir.

Eşi Semra Özal’ın Beşiktaş aşkı da bir giz değildir.

BAHTİYAR’I EVREN SATTIRDI

Mesut Yılmaz’ın konutunda şampiyon olduğunda Galatasaray bayrağı dalgalanmıştır. Ve bu yüzden Fenerbahçeliler “Sandıkta görüşürüz” pankartı açmıştır.

Necmettin Erbakan, Recep Tayyip Erdoğan’ın Fenerbahçe’ye üyeliğine “Diğer taraftarlar bize küser” diyerek, engeller.

TSK’nın gönlü ise ağırlıkla sarı laciverte kaymıştır. Fenerbahçe yöneticiliği de yapan eski koramiral Atilla Kıyat, bana bu durumu askeri okulların Anadolu yakasında olmasına bağladığını söylemişti.

Askerlerin Kanarya muhabbeti öyle böyle değildir! Aziz Yıldırım soyunma odasına inmekle eleştiriliyor ama bakın dönemin hava kuvvetleri komutanı orgeneral Muhsin Batur, soyunma odasına inip futbolculara moral verecek kadar ‘hasta’ Fenerbahçelidir.

12 Eylül darbesinin başkanı Kenan Evren, sarı lacivertli taraftarın sevgilisi Bahtiyar’ı çok hırçın bulununca futbolcu ertesi yıl kulüpten gönderilir.

Yakın dönemlerde eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın Kanaryaların attığı gol sonrası göz yaşı döktüğü de kameralara yansımıştır.

Üç büyükler böyle de dördüncü büyük çok mu farklı, değil. Nihayetinde başkanı mitinglere katılarak tercihini açıkça belirtmiştir.

Kulüpler iktidarların çeperinde durarak Çetin Altan’ın dediği gibi ‘hazineden geçinmeye’ bakmıştır. Sahip oldukları bir çok mülk siyasetin teveccüheyle kazanmıştır.

Siyaset de bu ali cenaplığı futbol üzerinden ‘sevimsiz icraatları’nı sevimli kılmak ve daha genel itibarla da kitleleri hegomanyasına almak için göstermiştir... Ez cümle yönetim bazında tüm kulüplerimiz saraya çıkmıştır!...

SİYAH: Futbol direktörlüğünün çökmesi.

BEYAZ: Beşiktaş’ın 2015’e lider girmesi.