Kocaman bir yanılgı mı?

Kendisini 'futbolsever' olarak tanımlayan taraflı tarafsız herkesin büyük hürmetini kazanan Kocaman'ın özellikle son bir yılda ortaya koyduğu çizgi şaşırtıcı ve hayal kırıklığına uğratıcı...

Diyelim ki Fenerbahçe bu sezonu şampiyon bitirsin. Bu başarı Aykut Kocaman’ın mı, Aziz Yıldırımın mı hanesine yazılır?

Hatırlayalım: 2010-11 sezonundaki şampiyonluk sonrası Kocaman, Alex’in performansını nasıl arttırdığını anlatmaya hazırlanırken başkan, televizyondan “Alex’i ben oynattım” diyerek, şampiyonluğu esasen kimin kazandırdığını da ilan ediyordu (!)..

Bu sezonun sadece son dört maçından sonra yaşanılanlara dahi bakılsa Kocaman’ın 2011’deki pozisyona düşeceği rahatlıkla görülebilir. Karabük yenilgisi sonrası verdiği istifayı geri alması, Elazığspor maçına takımı motive etmek için başkanın Samandıra’dan Saracoğlu’na kadar otobüste futbolculara eşlik etmesi, Gaziantep’te yenik kapatılan ilk yarı sonunda Yıldırım’ın soyunma odasına motivasyon için inmesi ve nihayet Sivas maçı bitiminde Yıldırım’ın yine moral vermek için soyunma odasına inmesi... “Farkında değildim, ben odamdaydım” diyerek cevap verdiğine göre Kocaman da başkanın bu soyunma odasına inmelerini pek tasvip etmiyor. Vakti zamanında Daum da aynı sorundan mustaripti ancak Alman hoca, -bunun önüne geçemeyeceğini bildiğinden olsa gerek- Yıldırım’ın bu davranışlarını normalleştirip sineye çekiyordu. Kulüp başkanının bu kadar içli dışlı olduğu bir takımın ‘maçlardan ders çıkartması’ mümkün mü? Üç kez istifa ederek otoritesini zaten zedeleyen bir teknik adamın vereceği yeni derslere topçuların itibar etmesi mümkün mü?

Filmin koptuğu yerse Emre Belözoğlu’nun yeniden dönmesi olayıdır. Geçen sezon Kocaman-Belözoğlu ilişkisinin ne boyutlarda olduğu ayyuka çıkmışken, yeniden sağlanan bu birlikteliğin sıkıntılarını ‘profesyonelce davranışlar’ saklayabilir mi? Belözoğlu “Biz hocayla her şeyi halletmiştik” diyor. Peki bu ‘Madrid arası’ niye verildi?

Kendisini ‘futbolsever’ olarak tanımlayan taraflı tarafsız herkesin büyük hürmetini kazanan Kocaman’ın özellikle son bir yılda ortaya koyduğu çizgi şaşırtıcı ve hayal kırıklığına uğratıcı. “Her şey Fenerbahçe için”dir muhakkak ama yaşanılanların Fenerbahçe’nin çok da hayrına olduğunu düşünmüyorum...