O golü hepimiz yedik

Öyle bir gol ki, Tolga, yüz bin safyalık bir savunma yazsa kendisini böylesine anlatamazdı. Hep kalesini terk etmediği için ipe çekilen Tolga'nın yerine sahaya çıkan kaleci, kalesini terk ettiği için fahiş bir gol yiyor!

Beşiktaş, derbiyi adeta idmana çevirmiş.. 4 yıldır bileğini bükemediği Galatasaray’ın mecali yok. Ancak 54. dakikada öne geçen de o mecalsizler!

Günay Güvenç, o golü yediği anda hepimizin düşünce balonlarında aynı isim yanıp sönmeye başladı: Tolga, Tolga, Tolga...

O golü ben de yedim. Dahası Lizbon’da yediği hatalı goller yüzünden Tolga Zengin ile selam sabahı kesen herkes yedi.

Öyle bir gol ki, Tolga, yüz bin safyalık bir savunma yazsa kendisini böylesine anlatamazdı. Hep kalesini terk etmediği için ipe çekilen Tolga’nın yerine sahaya çıkan kaleci, kalesini terk ettiği için fahiş bir gol yiyor! Hayat öğretir insana derler ya, futbol da ayne öyle öğretiyor işte...

Futbol, ne dersek diyelim, yüzde 99 sonuç üzerinden okunuyor. Günay, ıska geçmeseydi “Gördün mü Tolga” diyecektik. Iska geçtiği için de, Tolga’ya karşı bir mahçubiyet yaşıyoruz. Ya da Şenol Güneş’in dediği gibi, o golü Tolga yeseydi “Vahim hata” derdik. Ama Günay yiyince, “Olur böyle şeyler” diyoruz. Bu kuyruğu dik tutmak için yaptığımız ucuzluktan başka bir şey değil. Günay, geçen sezon da Konyaspor’dan bir korner golü yemişti. Olur böyle şeyler(!)

ÜÇ DİREK ARASINDA İDAMINI BEKLER

Maksadım suçlu aramak değil. Öyle ya, Günay da derbiye çıkacağını üç beş saat kala öğrendi. O golü de Tolga’ya yapılan ‘kalesisini zamanında terk etmiyor’ eleştirilerinin yarattığı baskıyla yedi. Çünkü ondan beklenen, böylesi bir topta kalesini derhal terk etmekti. Ne yazık ki o da hatalı çıkış yaptı...

Eduardo Galeano, kalecinin her zaman ilk suçlu olduğunu, affının mümkün olmadığını ve kara talinin ömür boyu onu terk etmeyeceğini söyleyip, golü şöyle atar kaleciye: “O yapayalnızdır. Oyunu hep uzaktan izler. Hedef mekânından ayrılmaksızın, üç direğin arasında idamını bekler.”

Kalecinin güçlü olmaktan başka çaresi yoktur. Fatih Uraz, arkadaşlarını kaybettiği trafik kazasından yaralı çıkıp, yeniden eldivenleri giydi. Beşiktaş’ın kalesini korudu. Rüştü Reçber, taraftarından dayak yedi ama yenilmedi. Öyle veya böyle Barcelona’nın formasını giydi. Orada gururu kırılsa da ayağa kalktı. Beşiktaş’ın son şampiyonluğunda onun da alınteri var.

Volkan Demirel, stadı terk etti, milli formadan oldu ama bugün hâlâ tartışmasız ‘1 numara’. Kaleci, golün en kötüsünü yiyebilir fakat yine de yılmaz. Çünkü o son adamdır ve kale ancak o ayağa kalkmazsa düşer. Tolga Zengin, anne acısını yaşadığı günün akabinde sahaya çıkmış bir fedakâr. Belki de bu yüzden derbiye saatler kala yaşadığı söylenen bel spazmı inandırıcı gelmiyor. Ve ikna edici bulunmayan bu ‘gerçek’, yediği hatalı gollerden daha çok hırpalıyor onu.

YAŞ 35 YOLUN YARISI VAN DER SAR

Johan Cruyff’un bir kalecinin sadece topu durdurmakla mükellef olmasına karşı çıktığını aktaran Simon Kuper, efsanenin kaleciden beklentisini şöyle açıklar: “Kaleci atak başlatmalı, bir dış saha oyuncusu gibi pas atmalı.”

Kuper, Cruyff’un “Ajax’ın en iyi atakçısı” diye tanımladığı Edwin van der Sar’ın bu yüzden seçildiğini anlatır. Ama Van der Sar, Cahit Sıtkı’nın ömrümüze koyduğu ‘yolun yarısı’ mühletine kadar Sir Alex Ferguson’un radarına giremedi.

Ancak, “Kalecilik, durumu kaydetmek, tanımak ve çözümünü bulmaktır. Bunu ne kadar sık yaparsanız o kadar kolaylaşır” diyen kaleci antrenörü Joop Hiele’nin nasihatlerine iyi uydu ki 35 yaşında Manchester United’ın kazağını giydi ve 39’una kadar da çıkarmadı. 32 yaşındaki Tolga için de hiç bir şey bitmiş değil; ‘kaledeki yalnızlığı’ içselleştirirse...

SAMBADE’NİN SİHİRLİ İDMANLARINA NE OLDU?

Beşiktaş’ın ‘sihirbaz’ gibi sunulan bir kaleci antrenörü var: Jose Sambade Carreira. YouTube’larda izlenme rekorları kıran idman teknikleriyle şöhret olan Sambade, üç sezonda 1 numaralı problemi çözemedi. Tolga Zengin’in bazı temel sorunları aşamamasının bir sorumlusu da o değil mi? Ağlamak güzeldir, tamam ama Günay bu işi abartmıyor mu sizce? Beşiktaş’ta forma şansı olduğu halde Cenk Gönen, neden İstanbul trafiğine takılmazsa maç kaçırmayacak olan Muslera’nın yedekliğini kabul edip gidiyor? Cenk’e bu kararı aldıran sebepler nedir? “Siyah beyazlıların kaleci departmanında bilmediğimiz başka şeyler mi var”, diye sormak zorundayız artık...