3 harfe var, 15 milyon Kürt'e yok

En azından Ruhban Okulu'na dair bir madde olacağını bekliyordum. Onun bile olmaması paketin 'açmış olmak için' açıldığını gösteriyor.

Dünyada harflere özgürlük veren ilk ülke olduk. Paketin makyaj amaçlı yapıldığını en güzel bu durum özetliyor. Harflere var, insanlara yok.
Paketten ciddi bir beklentim yoktu. Bana göre hükümet demokrasi paketini Gezi eylemleri sırasında göstericilerin üzerine atmıştı. Altı gencin öldürülmesi, onlarca kişinin sakat kalması, 7000 kişinin üzerinde yaralanma, mahallelerin defalarca İsrail’de bile görülmeyecek kadar gazlanması... Böyle bir süreçten sonra paketin içinden demokrasi çıkacağını beklemek için fazla iyi niyetli olmak gerek.
Demokrasi paketi aslen Kürt sorununu çözmek için atılmış bir adım. İmralı müzakerelerinin bir parçası. Zaten Başbakan’ın paketi açış konuşmasının başında, kimse sormazken bu paketin Öcalan’la müzakerelerin sonucu olmadığını söylemesi, malumu ilan demek.

Zorunda mıyım? 
Ancak sırf bu nedenle dahi önemli ve gerekli bir paket. İçinden hiçbir şey çıkmasa da bir paketle insanların önüne geçmek bile bence bir jest. Ama bir sorun var.
Türkiye’nin eşitlik ve adaletsizlikten en çok mağdur olan kesimlerini rahatlatacak bir haber yok. Kürtlerin zenginlerinin çocuklarına Kürtçe eğitim şansı verilmesinin bir kötü, bir iyi iki sonucu var. Kötü çünkü zengine verdiğin hakkı yoksula vermediğin için ayrımcı. İyi çünkü özel okulda Kürtçeye Türkiye kamuoyu alışırsa kamu okulunda da Kürtçe eğitimin önü açılabilir.

Benim mezhebim
 İnanç özgürlüğüne karşı gelene ceza vereceğini söyleyen paket, cemevlerinin ibadethane statüsünü tanımıyor.
Yani Sünniliği merkezine alıyor, Müslümanlığın bu ülkeyi zenginleştiren mezhebini tanımıyor, yok sayıyor, baskı altına alıyor. Memleketin her yerinde cem ibadeti yapılırken, cami-cemevi birlikte yapılırken, cemevini hukuken düzenlemek bile istemiyor. 
Kadınlara karşı ayrımcılığın korkunç bir hali olan kamuda başörtüsü yasağını haklı olarak yok ediyor. Ama onu bile yarım yamalak yapıyor. Polisliği, askerliği, hâkimliği başörtülü kadına yasaklıyor. Bir eliyle yaptığını diğer eliyle bozuyor. 

Baraj duruyor
Seçim barajı Türkiye’nin en büyük ayıbı. MHP, BDP, CHP açıkça duruşlarını söylediler. CHP % 3 olarak aşağı çekilmesini dahi önerdi. Türkiye’de başka bir tartışma ve mutabakat yok.
 Buna rağmen AK Parti tartışmayı sulandırmak için alternatif sunuyor. Vermeden veriyormuş gibi yapmak için BDP’ye, % 3’ü geçtiği için para verelim ama baraj kalsın diyor. Aslında bunu bir pazarlık nesnesi haline getiriyor. Daha sonra bakalım diyor. Gerek yok. Mutabakat var. Ama pakette esamisi okunmuyor.
 Ancak burada bir bityeniği var. BDP’nin desteği alması için seçime parti olarak girmesi gerek. Ama şimdiki kurallarla parti olarak girerse baraj altı kalıyor, para alıyor ama vekil çıkaramıyor. Kırt satır mı kırt katır mı...

Hıristiyanlara? 
Dine baskı yapmak yasak, ama Ruhban Okulu kapalı. Paketin ruhsuz şizofrenisinin bir başka örneği de bu. Ruhban Okulu, lise sonrası eğitim kurumları kamuya devredilecek diye kapanmıştı. Bir kamu üniversitesinin parçası olmayı reddetmişti. Ama 1980’den sonra vakıf üniversiteleriyle yine açılabilirdi. Yalnızca özerklik verilmesi yeter. Hiçbir üniversite de “Ona var, bana niye yok?” demezdi.
En azından Ruhban Okulu’na dair bir madde olacağını bekliyordum. Onun bile olmaması paketin aslından açmış olmak için açıklanan bir demokrasi paketi olduğunu gösteriyor. Türkiye gerçek demokrasiyi hak ederken bu tip oyalamalarla bir yere varılamıyor. Maalesef bir fırsat daha kaçtı.