Ahmet Kaya Acun'a ne derdi?

13 yıl önceki Şubat gecesi yılın yıldızı ödülünü aldıktan sonra Ahmet Kaya "Ben ağlayamam bilirsin, yüzümü döker giderim" dizelerini söylemişti. Gitti de. Dönmeden.

Gece Hülya Avşar’ı Şafak Türküsü’nü dinlerken gördüm, kanalda çakıldım kaldım. Rüya değilmiş, O Ses Türkiye! Final. Mustafa Bozkurt isminde bir genç, Ahmet Kaya’yı taklit ederek (Mikrofonu biraz daha titretip, sesini biraz daha boğsa Azer Bülbüllüğe de oynayabilir) şarkı söylüyor. Gayri ihtiyari bir SMS attım. Hadi yalan yok. İhtiyari. “Mustafa” yazdım, yolladım.

Mustafa’nın kazanmasını istiyordum. Popüler kültürün zirvesi olan bu programda memleket Mustafa’yı sevmeliydi. İyi şeyler de olmalı, halk Ahmet Kaya’ya bir selam vermeliydi. Öyle de oldu. Birinci olduğunu vakarla öğrendi Mustafa ve güzel bir konuşma yaptı:

“Bana verilen oylar, sadece Antep’ten gelmedi, güzel ülkemden, güzel ülkemin her tarafından geldi... Burada mutlu olduğum şey şu ki bütün milletlerden, bütün milletlerden ben oy aldım. Hepsi birleştiler.” Daha sonra da başarısını Ahmet Kaya’ya adadı.

Birgül Ayman Güler’e verilen en anlamlı yanıt buydu. Aynı gün Sinop’ta Sırrı Süreyya Önder gibi vekilleri lince kalkışan faşistlere verilen en güzel cevaptı. Daha da önemlisi bunu marjinal bir yarışmada değil, Acun’ın O Ses Türkiye’sinde söylemesi, kazanması ve kalplere taht kurmasıydı.

Gülten Kaya: Oylar Ahmet’e gitti

Aklıma Gülten Kaya geldi. Saat geç, aranmaz dedim, ertesi güne bıraktım. O da benim gibi düşünmüş. “Oylar Ahmet’e gitti” dedi, “Şarkılar bölmez, birleştirir. Tablo bu, zaten benim cümlem de değil, Türkiye’nin bize gösterdiği şey bu. Hazin olan bunu anlatan Ahmet Kaya’nın, bizi birleştiren Ahmet’in bölücü olarak yargılanması.”

13 yıl önceki Şubat gecesi yılın yıldızı ödülünü aldıktan sonra Ahmet Kaya “Ben ağlayamam bilirsin, yüzümü döker giderim” dizelerini söylemişti. Gitti de. Dönmeden.

Gelelim esas soruya: Eğer Ahmet Kaya yaşasaydı, birinci olan Mustafa Bozkurt’u Ahmet Kaya şarkıları söylemesi ve bu şarkılarla final programına katılması için yüreklendiren Acun’a ne derdi?

Bence “Sağ ol gözüm, sağ ol” der geçerdi. Karadeniz’e gider, Sırrı Süreyya Önder’in arabasına binerdi.