AK Parti işi beceremedi, peki ya CHP?

Kameralar gökyüzüne çevrilse bile bir CHP'li kaydetmek zorunda olmasını beklemez miydik?

Soma faciası bizi kollarımızdan tuttuğu gibi dev bir aynanın önüne çaktı. O en çirkin, o en gaddar, riya cehennemini gösterdi. Kapkara alnımızla müsemma yüzsüzlüğümüzün o çirkin yüzünü... Ne kadar utansak, yerin dibine, madenci mezarlarının, kara kömürlerinin altına girsek yetmez.

İşletme ruhsatını imzalayan Enerji Bakanı siyasi sorumluluğu uzun süre reddedip, dün üzerine aldı, koltuğa sımsıkı tutunarak. İstifayı aklına, getirmedi, özrü ağzına almadı. Çalışma Bakanı “Yüzde 1 dahi başarısızlık söz konusuysa o koltukta oturmamız mümkün değil” dedi. Yüzde bir değil, üç yüz bir defa kusurlu olduğu halde, tırnakları sökülürcesine koltuğunun terli derisine yapışmıştı.

Holding patronuna hiç değinmiyorum. Çoktan içerden olması gereken, PR'cılarıyla basına ayar veren, hiçbir güvenlik önemli almayan, üzerinde 'güvenlik' yazılı aldığı tek şey Enerji Bakanı’ndan teşekkür beratı olan patrona... En azından madenci tokatlamadı, mağdur aileye ırkçı küfürler sallamadı.

Titreyen gıdısıyla ne kadar da cevval bir sendikacı olduğunu anlatan, hareketsizlikten irileşen cüssesini madenin asansörüne dahi sığdıramayan, her ithamı kalın laf sokuşturmalarıyla savuşturan sendikacıya ne demeli? Çift vardiyanın aynı anda madene girdiğini, taşeronu, çalışmayan maskeleri ve evet her şeyi bildiği halde Soma’da tek bir eylem yapmayan ağaya…

Başladık, konuyu CHP’ye de getirelim. Manisa Vekili Özgür Özel yorgun gözleriyle pırıl pırıl parladı, evet. Memleketi ve Meclis'i Soma’da olacaklar hakkında o uyarmıştı. Verdiği önerge AK Partililerin çirkin ve şimdi suçlu imzalarıyla reddedilmişti. Özel oradaydı? Ya örgüt?

Beklemez miydik?

Epeyi bir milletvekili, genel başkan, herkes Soma’ya bir gitti. Doğru. Ama biz ne beklerdik? Levent Abi söyledi geçen, o zaman fark ettim. Kıpkırmızı kazağıyla Süleyman Çelebi başkanın DİSK’in onca cesaret ve gücüyle orada şahlanmasını, madenci kardeşlerini o madenden kucağında çıkarmasını beklemez miydik?

Sendikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya’nın bütün koordinasyon gücüyle, iş makinelerinin üstünde, ambulasların altında, morgların çatısında her yerde karşımıza çıkmasını beklemez miydik?

Kadın Kolları Genel Başkanı Hilal Dokuzcan’ın ailelerle ilişkileri koordine etmesini, her aileye en az 1 milletvekili melek atamasını, bütün ihtiyaçları için örgütü harekete geçirmesini, tek bir mağdur ailenin tek bir dakika yalnız kalmadan bu korkunç süreci daha az zararla geçirmesini sağlamasını beklemez miydik?

Yani CHP’nin, “AK Parti bu işi beceremiyor, görüyorsunuz” diye haykırırken Soma’ya örgütlü, müşfik ve ne olup bittiğini bilen, bu krizi çekip çevirebilen olgun ve sakin bir güç olarak çıkmasını, herkesin de durup “Vay be, bak sen şu CHP’ye” demesini istemez miydik? Kameralar gökyüzüne çevrilse bile bir CHP’li kaydetmek zorunda olmasını beklemez miydik? Manisa İzmir il örgütlerinin basın odalarından yardım koordinasyonuna her yerde olmasını… 

Olmadı. Olan yerde adam, markette çocuk döven AK Partililere ek olarak AK Parti örgütünün şehri ablukaya alması, bütün kaybı olan ailelere maddi ve menavi destek ve elbette ayar vermesi ve basına konuşup AK Parti’nin sorumluluğunu anlatan madencilere de gözdağları vermesi...

İşin başı yine örgüt, örgütlenme, örgütlendirme...