AK Parti, İstanbul'u kaybedecek mi?

İstanbul, AK Parti için çok önemli. Kaybederse inişinin başlangıcı olacak. Sarıgül, birçok ankette Topbaş'ın önünde.

Zamanında Duverger’in geliştirdiği, daha sonra Lawson ve diğerlerinin revize ettiği tanımların dışında yeni bir parti formu ortaya çıktı. Katz ve Mair’in tanımladığı Kartel Parti, gelişmesi ve başarısı için devlet kaynaklarının kullanımını ve kendi tabanına dağıtımını amaçlıyor. Bunun için de devlet ve partiyi iç içe geçiriyor, parti içi bir rant paylaşım sistemi kuruyor.

AK Parti en gelişmiş ‘Kartel Parti’lerden bir olmanın yanında seçime katılımı da arttırıyor. Yeni yazdığım bir makalede AK Parti’nin Kartel Parti tanımını da zorladığını, yeni bir ‘Kartel Şirket Parti’ haline geldiğini anlatıyorum. Ama burada yer yok, o konuya girmeyelim.

İstanbul’a bakalım

İstanbul AK Parti için çok önemli. Kaybederse inişinin başlangıcı olacak. Bu nedenle Aziz Babuşçu gibi bir örgütlenme dehası partinin başında. Bir kaza olmasın diye seçim sanki yarınmış gibi çalışıyorlar. Çünkü ilk kez CHP AK Parti’yi tuttu sallıyor. AK Parti, CHP Sarıgül’ü aday gösterecek diye olağanüstü bir hazırlığa girmiş durumda. Çünkü biliyorlar ki Sarıgül birçok ankette Kadir Topbaş’ın önünde.

Bu nedenle AK Parti İstanbul’u tekrar kazanmak için inanılmaz çalışıyor. ‘Şirket Kartel Parti’ özelliklerini sonuna kadar kullanıyor. Belediye ve devlet kaynaklarını kendi tabanına ve komşu tabanlara kullandırırken performans değerlendirmesinden birebir siyasete kadar inanılmaz bir seçim çalışması örgütlüyor.

Başarır mı?

Sarıgül’ün yaratacağı olası bir herkesi kucaklama kampanyası karşısında çok sarsılacakları kesin. Daha şimdiden sarsılma emareleri görülüyor. Babuşçu’nun şu sözlerine bir bakalım:

“10 yıllık iktidar dönemimizde şu ya da bu şekilde bizimle paydaş olanlar, gelecek 10 yılda bizimle paydaş olmayacaklar. Çünkü bu geçen 10 yıl içinde, bir tasfiye süreci ve bir tanımlama özgürlük, hukuk, adalet söylemi etrafında yaptıklarımıza paydaşlar vardı. Onlar da şu ya da bu şekilde her ne kadar bizi hazmedemeseler de; diyelim ki liberal kesimler, şu ya da bu şekilde bu süreçte bir şekilde paydaş oldular ancak gelecek inşa dönemidir. İnşa dönemi onların arzu ettiği gibi olmayacak.”

 AK Parti’nin en önemli özelliği farklı tabanları bünyesinde barındırırken rant dağıtımı yapmak ve karizmatik otoriter liderlik üzerinden farklıların arasındaki eşgüdümü başarılı bir şekilde sağlamaktır. Bu süreci mümkün kılan dinamik de meşruiyet mekanizmasını çalıştıran liberaller olmuştu.

Artık bitti

Babuşçu’nun gayri ihtiyari söylediği ve büyük olasılıkla sonradan pişman olduğu sözleri artık bu tip koalisyonların AK Parti tarafından önemsenmediğinin göstergesi. Neredeyse çeyrek yüzyıldır İstanbul’u yöneten bir partinin kendine güvenini bu kadar açık gösteren bir açıklama olamaz.

Ama şöyle bir sorun var: Hegemonlar hegemon olduklarını anladıklarında kaybederler. Eskimiş bir idareyle yeni seçim almayı amaçlarlar. Kürt sorununu çözmek gibi maliyeti yüksek ve riskli adımlar atarlar (ki AK Parti’yi bu noktada desteklemek gerekir). Rakiplerini küçümserler (Sarı geldi, Mor gidecek) ve kaybedince gözlerine inanamazlar. O zaman, “Aslında herkes bize lazımmış” diye hayıflanırlar. Bu nedenle artık başlıktaki soru gayet meşru bir sorudur. Rahatça sorabilirsiniz.