AK Parti vites küçülttü

Vitesi küçültüp gaza kuvvetle yüklenirken yeni bir milli güvenlik rejimi kurmaya çalışacak.

Vali bir haftadır Gezi Parkı’na müdahale yapılmayacak diyordu. Taksim Meydanı boşaltılacak, barikatlar kaldırılacak, alan açılacak. Herkes tamam dedi.

Böylece parkın çevresini açmış oldular. Polis bütün gücüyle ‘Gezi Parkı sakinlerini’ sardı. Valiye inanmayacaksın, kime inanacaksın değil mi?

Sonra Başbakan’la görüşmeler yapıldı. Dayanışma ve Platformu hariç ilgili ilgisiz birçok insan gitti, görüştü. Herkesin beklediği bir açıklama vardı: Park yıkılmayacak, bina yapılmayacak. Hükümetten bu açıklama gelmedi. Ancak anayasal olarak imkânsız referandum ve mahkeme kararını bekleme tavizi verildi. Bu nedenle parktaki gerilim azaldı.

Cumartesi günü Gezi Parkı’nda bayraklar, flamalar indirildi. Parkta sembolik bir çadır kalacak, halkın tercihi kamuoyuna hatırlatılacaktı. Ortalık sakinleşmeye başlarken polis, jandarmanın da desteğiyle cumhuriyet tarihinde görülmemiş sertlikte, darbeleri anımsatan bir operasyon başlattı.

Ertesi gün üniversite sınavı yapılacaktı. Cumartesi akşamüstü ortalık ana baba günüydü, bir de üzerine pazar günü Babalar Günü vardı. Ve elbette Kazlıçeşme mitingi. Böyle bir ortamda bu kadar sert bir müdahale beklenmiyordu.

Yeni Türkiye siyaseti

1 Haziran 2013, yeni Türkiye siyasetinin miladıdır. İki müdahale sonrası boşaltılamamış Gezi Parkı, halkın yüz binlerle Taksim’e gelip parkı geri almasıyla sonuçlanmıştı. 15 Haziran 2013 de yeni Türkiye siyasetinde AK Parti’nin nerede durduğunu gösterdi.

Askeri vesayetin bittiği, protesto gösterilerine katılan insanların orduya ya da ideolojik Kemalizme savrulmadığı, vesayet sonrası siyasetin yeni dinamiklerini ilk kez gördüğümüz günleri geride bıraktık.

Ağaçlar ve demokrasi için yapılan eylemlerin ‘faiz lobilerinin’ ve ‘dış mihrakların’ işi olduğunu anlatmak, neredeyse isim vererek vatandaşların paralarını bazı bankalardan çekmelerini özendirmek, doğrudan isim vererek sanatçıları hedef almak, siz ve biz söylemi yaratmak yeni Türkiye’ye AK Parti’nin verdiği yanıt oldu.

Bu tepkileri Erdoğan’ın karizmasındaki ilk ciddi hasara dair verilen hissi reaksiyonlar olarak da değerlendirebiliriz. “Yedirtmeyiz” söyleminin altında yatan esas tedirginlik, bir liderin kendini yiyip bitirmesinin sonucunda yaşanan huzursuzluk.

Arabaya abanma

Bundan sonra AK Parti sertliğe devam edecek. En ufak bir kıpırdanmayı mümkün olan en sert askeri-polisiye tedbirle bastırmaya çalışacak. Vitesi küçültüp gaza kuvvetle yüklenirken yeni bir milli güvenlik rejimi kurmaya çalışacak. Bu nedenle hem arabayı, yani örgütünü hem de Türkiye toplumunu zorlayacak. Bir AVM için ateşkes sürecini de toplumsal barışı da bu kadar zorlamak ne AK Parti tabanında ne de komşu tabanlarda takdir edilecek.

Bunun sonucunu siyasetbilimciler defalarca gördü. Türkiye insanı kavgayı izlemeyi sever, ancak kavgacıya oy vermez. Erdoğan Baykallaşırken, AK Parti toplumu değil devleti temsil eden bir örgüte dönüşüyor. Bu hatayı daha önce yapan bütün partiler seçimlerden hezimetle çıktı.

Bir türlü vites yükseltmeyen, arabayı rahatlatmayan şoför ya değiştirilir ya arabasından inilir. AK Parti ilk imtihanı olan yerel seçimlere yaklaşırken eskisi gibi muhafazakâr demokrat bir parti olarak mı yoksa yeni formu olan neo-İslamcı otoriter bir parti olarak mı yarışa girecek, göreceğiz. Eski gömlekle yeni seçim kazanılmıyor. Bunu bilerek...