Ak Parti'den internete büyük sansür

Bakanı bırakın, Telekomünikasyon İletişim Başkanı istediği içerikleri de bu kapsama sokup ulaşımını engelleyebilecek.

Yeni bir torba yasayla karşı karşıyayız, içinden pis kokular gelen... İnternet içeriği ile ilgili 5651 sayılı yasayı değiştiriyorlar. Teklif eğer kabul görürse Ulaştırma Bakanı, sosyal medyadan istediği içeriği kaldırabilecek. Hem de hukuk sistemini bypass ederek, hâkimle savcıyla uğraşmayarak.

Mesela basılı gazetede bir haberi iktidar partisi beğenmedi. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı o haberi kaldırabilir mi? Hayır. Burası Kuzey Kore değil. Peki aynı haber intertte dolaşıma girerse? Evet kaldırır.

Özel hayat değil

Ak Parti bu yasa teklifini özel hayatın gizliliği ilkesiyle açıklıyor. Neymiş efendim, bir kaset çıkarsa 4 saatte dolaşımı engellenecekmiş. Meselenin kasetle alakası yok. Mesela bir bakan oğlu bir müteahhitle buluşmuş, bir ayakkabı kutusu teslim alıyor. Bunun belgesi de bir gazetecinin eline geçti, o da internet sitesinde videosunu yayımladı.

Çıkar çıkmaz bakan yavrusunun amcası onu kurtarabilecek. Mesele bu kadar basit. Hatta bakanı bırakın, Telekomünikasyon İletişim Başkanı istediği içerikleri de bu kapsama sokup ulaşımını engelleyebilecek. Yasa teklifine göre başkan bey Erişim Sağlayıcılar Birliği’ne ‘emir vererek’ özel hayatın gizliliği ilkesine karşı olduğuna kanaat getirdiği görüntüleri, yazıları kaldırabilecek.

Ancak ortada bir sorun var. Kamuya mal olmuş siyasetçilerin aldıkları hediyeler, çocuklarının evde sakladıkları para kasaları, kutular, hanut geziler, rüşvetler de bu kapsama sokulacak. Oysa bunların özel hayatın gizliliğiyle hiçbir alakası yok.

Konu sansür

Peki ne yapılabilir? Mesele basit. Mahkemeye gidersin. Nöbetçi hâkimler var. Hızlıca tedbir kararı çıkartabilirsin. O hâkim de yasalara bakarak karar verir. Her durumu kendi özel dünyasında inceler. Bir politikacının seks kasedi mi var. Yasaklar elbette. Ama ortada politikacı eniştesinin rüşvet belgesi, çocuğunun leş gibi ayak kokan para dolu ayakkabı kutuları mevzubahis ise özel hayatı korumak değil, özel çıkarı korumaya girer.

Bir bakanın bir mafya ya da çete lideriyle yediği kıymalı, yumurtalı, yanında içtiği helal kolanın özel hayatla ilgisi olamaz. Mesele bu kadar basittir.

Konu hakkında uzman olan ve Google’ın hukuk müşavirliği görevini yapan Burçak Ünsal da aynı görüşte. Yasayla ilgili ayrıntılı bir rapora şuradan ulaşabilirsiniz: http://burcakunsal.com/internet-sansur-geliyor-ekonomi-baltalaniyor-yargi-denetimi-kalkiyor/ 

Esas mesele 

Hukukun alanını kısıtlayarak, her şeyi yürütmeye bağlamak Ak Parti’nin yeni iktidar stratejisi oluyor. Hükümetin HSYK’nın üzerindeki gücünü mutlaklaştırmaya çalışması da bundan. Dünyanın hiçbir demokrasisinde hukuku, denetimi, iktidar üzerindeki dengeleri böylesine bozmaya çalışan bir siyasi parti yok.
Esas mesele ne özel hayatı korumak ne de güçler ayrılığı ilkesi nedeniyle devlet içinde bir çeteyi tasfiye etmek. Esas mesele, büyük bir ilkesizlikle Ak Parti’nin yürütmesinin önünü açmak. Mesele budur. Sağır sultan duymuştur.
Ancak medya sansürü ya da hukuka tırpan daha büyük bir çöküşün önkoşullarını hazırlamakta, Ak Parti’ye hiçbir yarar sağlamamakta. Dikkat edin, Erdoğan demokratikleşmeden her uzaklaştığında, karizması bir o kadar çizilmekte. Son internet sansürüyle demokratikleşme yolundan geri dönemeyecek kadar uzaklaşan Ak Parti, siyasi geleceğin derin kuyusunda kendini merdivensiz bırakmakta. Ben değil, Ak Partililer söylüyor.