AK Parti'yi artık İslamcı biliyorlar

Arap ve Batılı gözlemcilerin, diplomatların ve akademisyenlerin ortak görüşü yeni bir AK Parti'nin, daha önce tanıdık olmadıkları bir siyaset yaptığı.

AK Parti kurulduğundan beri kendisini Muhafazakâr Demokrat bir parti olarak tanıtıyor. Yurtiçinde bunu iddia etmeleri artık güç. Kısa bir süre öncesine kadar yurtdışında durum öyle değildi. Yani AK Parti İslamcı olarak görülmüyordu. Bu değişmiş.
Geçen hafta üç günlüğüne Varşova’daydım. Dinleyicilerin sınırlandığı bir toplantıya konuşmacı olarak katıldım. Obama’nın Ortadoğu danışmanlarından eski kongre üyesi Wexler’dan tutun, Polonya Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri’ne, AB ülkelerinin Ortadoğu büyükelçilerinden Ortadoğu ülkelerinin AB’deki büyükelçilerine kadar geniş bir spektrumda katılımcı vardı.

Sonuçlar
Herkes Arap Baharı’nın bittiğini biliyor, ama Arap ayaklanmalarının nereye gittiğini, Batı’nın bu konuda ne yapması gerektiğini, Türkiye’nin nasıl bir rol oynayacağını merak ediyor.

Üzerinde mutabık kalınan iki nokta var: 1) Müslüman Kardeşler’in toplumsal desteklerini kaybettikleri, seçime girmeleri durumunda eski oy oranlarının yanına yaklaşamayacakları ve 2) Suriye’de Esad’ın elinin çok güçlendiği, El Nusra gibi örgütlerin kontrolü ellerine geçirmelerinden herkesin kaygılandığı.

Türkiye konusunda ise Arap ve Batılı gözlemcilerin, diplomatların ve akademisyenlerin ortak görüşü yeni bir AK Parti’nin, daha önce tanıdık olmadıkları bir siyaset yaptığı.

AK Parti artık muhafazakâr ve demokrat olarak görülmüyor. Avrupa Birliği sürecinde gayet isteksiz ve hatta engelleyici bir parti görünümü çiziyor. El Nusra gibi bütün dünyanın terörist olduğunu bildiği bir oluşumun Davutoğlu tarafından yalnızca ‘extremist’ bir örgüt olarak nitelendirilmesini anlamakta güçlük çekiyorlar.

Obama’nın Ortadoğu danışmanlığını yapan ve AK Parti’nin ‘başarılı ekonomi politikalarını’ övmekten imtina etmeyen Robert Wexler’a göre gün geçtikçe marjinalleşen bir AK Parti uluslararası ilişkilerde Türkiye’nin potansiyelini kullanamıyor. İsrail’le ilişkilerin özre rağmen ortada bırakılmasının ana nedeni de AK Parti’nin pusulasının nereyi gösterdiğine bir türlü karar verememesi.

İslamcı mı muhafazakâr mı?
Müslüman Kardeşler’in Filistin kolu Hamas’ın dahi Müslüman Kardeşler’in Mısır’daki başarısızlığını dillendirebildiği bir uluslararası konjonktürde AK Parti’nin İhvan’ın dünya temsilcisi gibi davranmasını kimse anlamıyor.

Libya, Tunus, Mısır, Ürdün ve Suriyeliler AK Parti’nin duygusal ve ideolojik İslamcı dış politikasının Türkiye’nin güvenilirliğini zedelediğini söylüyor (Ancak Suriye’de ve Libya’da yaşamayan iki Arap gözlemci, AK Parti’nin Suriye’ye müdahale edilmesi için çalışmasını övüyor).
 İranlılar ise hiç ama hiç konuşmuyor. Fransa’nın dahi büyükelçisini yolladığı Ortadoğu toplantısında, eski YÖK Başkanı, yeni diplomat, Büyükelçi Yusuf Ziya Özcan da sessiz, çünkü orada bile değil.

Avrupa Birliği üyesi ülkelerden gelenler ise AB sürecinden uzaklaşmış, uluslararası camiada hızla marjinalleşen bir Türkiye’nin nereye gittiğini göremediğini ve İslamcılığın AK Parti versiyonunun Türkiye’nin yönünü nereye çevirdiğini anlayamadıklarını söylüyor.

Verilen örnekler hep aynı. Müslüman Kardeşler’e verilen sınırsız kredi, Türkiye’de hayat tarzına olan müdahaleler, Gezi eylemleri sırasında talepleri komplocu olarak görmek, kanlı bir şekilde bastırmaya çalışmak ve dış politikadaki başarısızlıklar. AK Parti’nin yurtdışındaki başarılı halkla ilişkiler çalışmasının yerinde soğuk rüzgârlar esiyor.