AKP gençliği CHP'yi muhafazakâr buluyor

AKP'nin il gençlik yöneticileri Erkan Kandemir ve Pınar Akyasan Ömer Laçiner'e bayılıyor. CHP'yi muhafazakâr buluyorlar.

Pazar günü Can Naiboğlu’nun, Eyüp Can’ın köşesinde yayımladığı CHP’ye mektubunu konu eden bir yazı yazdım. Gençlere yer açmayan, bu nedenle siyasi geleceğini zora sokan CHP’nin eksiklikleri üzerine bir yazıydı.
Konu önemli. Haziranda yaklaşık 1.5 milyon yeni seçmen oy kullanacak. Bunun 300 bini İstanbul’da. Nüfusumuz genç. Ortalama yaş 28. Gençler dertli. Seçmenlerin önemli kısmı 30 yaş altı.
Can Naiboğlu’nun mektubu bu meseleye ışık tutan önemli bir yazıydı. Mektubun yayımlanmasından hemen sonra CHP Parti Meclisi üyesi Gülseren Onanç, Naiboğlu’na yazdı. Partide siyasete davet etti. Bunlar iyi gelişmeler. Yeter mi? Pazar günü yazacağım ama önce biraz AKP... 

AKP’li gençler bana kızmış
Yazı çıktıktan sonra CHP’lilerden bir parça tepki bekliyordum. Esas tepki AKP’lilerden geldi. Sabah posta kutumda bir e-posta. Beni Birikim’deki yazılardan da tanıdığını yazan AKP İl Gençlik Kolları Başkanı Erkan Kandemir yazıya katılmadığını söyleyen ve görüşme talep eden bir e-posta atmış. Sabah erken. CHP’yi savunmak niye onlara düştü diye şaşırıyorum.
Sonra anladım tabii. “AKP gençlere dair az şey söylüyor: Uslu durun, bekleyin, büyüyünce her şey daha iyi olacak. CHP ne kadar farklı bilmiyorum” diye yazmıştım. AKP hakkındaki bu minik gözlem onları rencide etmiş. Bir de elbette AKP ve CHP’nin gençlerden korktuğunu yazdığım yer.
Mektubu okuduktan üç saat sonra Erkan Kandemir bir arabaya atladığı gibi geldi. Yanında Pınar Akyasan, İl Gençlik Kolları Başkan Yardımcısıymış, yeni istifa etmiş. Milletvekili aday adayı. Yemeğe çıktık. 

Ömer Laçiner’e hayranlar
Erkan Kandemir 1981, Pınar Akyasan 1984 doğumlu. Ömer Laçiner’e bayılıyorlar. “Ben de öyle” dedim. Masada ikisinin de BlackBerry’leri, sempatik, gülümseyen iki genç insan. Telefonları çılgın gibi çalıyor. Nazikçe bakıp yanıtlamıyorlar.
AKP onlara göre gençliği en çok dinleyen parti. CHP’ye nazaran, gençliğin esas partisi. Gençlik kollarının özerk olduğunu, doğrudan genel başkana ulaşabildiklerini ve hatta parti MYK’sında 1981 doğumlu bir gençlik kolları başkanı üyenin olduğunu anlatıyorlar. CHP’de gençleri bir yaşlı temsil ediyormuş.
Yaşlı dedikleri CHP’li Engin Altay bir iki saat sonra aradı. Kendisiyle de ayrıca konuşacağız. Engin Bey kızmasın, gençler haklı. Neredeyse 50 yaşında bir siyasetçi kendisi. CHP MYK’sında gençlerin kendilerini bir üye ile temsil edememelerini CHP gençlere zor anlatır. İstedikleri zaman dinliyoruz demek yeter mi bilmiyorum. 

‘CHP statükoyu koruyor’
Erkan Kandemir’e göre CHP çok muhafazakâr. Mevcut statükoyu korumak için elinden geleni yapıyor. Bu da Türkiye’de değişim isteyenleri durduruyor. Verdiği örnek ilginç. Kürt sorunu konusunda CHP milliyetçi refleksler göstermese, AKP daha liberal bir yerden açılım örgütleyebilir. Onlar böyle muhafazakâr olunca biz de istediğimiz hızda gidemiyoruz diyor.
Pınar Akyasan düzeltiyor: “Biz de muhafazakârız elbette.” Durumun garipliğine beraberce gülüyoruz.
Gençler muhafazakârları ne yapsın?
Aynen böyle soruyorum. “Ben genç olsam, ne işim var yaşlılar gibi konuşanlarla, ailedir, şudur budur diyenlerle” diyorum. Bir parça hak veriyorlar. AKP’nin farkı onlara göre burada yatıyor. AKP cesur siyaset yapıyor. Değişimi örgütlüyor. Gençleri dinliyor.
“Başbakanlığın önünde de dövdürüyor” diye devam ediyorum. Durumdan ikisi de rahatsız. “Yumurta atamak şiddettir ama polisin yaptığı çok yanlıştı” diyor Erkan Bey. “Başbakan özür dilemedi” diyorum. Konuyu nazikçe kapatıyoruz.
“Peki hangi konuda cesur AKP?” Pınar Akyasan “Demokratikleşmede” diyor. Arkadaşım ve Eğitim-Sen Üniversiteler Şubesi yöneticilerinden İsmet Akça ile mastır tezi yazan bir siyaset bilimi öğrencisi kendisi. Benim de İsmet’le aynı sendikada çalıştığımı biliyor. “Ama” diyorum “AKP zamanında CHP’nin yaptığı hataları tekrarlamıyor mu? Sendikalarla organik bağ kurup Eğitim-Bir-Sen gibi AKP yandaşı olarak bilinen sendikaları ve üyelerini kayırmıyor mu?” Erkan Bey bu tür ilişkileri ilk kez duyuyor. “Öyleyse doğru olmaz tabii” diyor. 

Piyasayı severiz
Peki gençlerin sorunları? İşşizlik ve üniversiteler? İki arkadaşıma göre de piyasa her iki sorunun çözümü. Paralı eğitime karşı değiller. Jaguar diyorum, malum mesele... Pınar Akyasan “Ben yoksul bir mahallede oturuyorum diye yoksulları daha iyi anlayacağım anlamına gelmez” diyor. Yani o zengin çocuk da yoksulları temsil edebilir.
Ya kamu ünversiteleri de paralı olursa? “AKP bu yöne gidiyor” diyorum. Erkan Kandemir’in yanıtı hazır, “Parası olmayan öğrenciler okuyamıyor. Yok böyle bir şey. İsteyen herkese burs var” diyor. Peki diyorum. İkna olmadığımı ikisi de görüyor. 

Haziran için çalışıyorlar
‘Genç Kürsü 2023’ üzerinden gençleri örgütlüyorlar. Amaçları bütün gençlere ulaşmak. Her birine cumhuriyetin 100. yılında nasıl bir Türkiye görmek istediğini soruyorlar. ‘Büyük Türkiye’ dedikleri bir hayalleri var. Değişimden bahsediyorlar. Obama kampanyasına benzeyen, bence içi pek dolu olmayan ama şaşaalı bir mega rüya. ‘Change We Can Believe In’ tarzı, popüler öğelerle bezenmiş, milli görüş sıkıcılığına girmeyen, popüler anlamda ideolojik olarak bir yere oturtmanın zor olduğu bir retoriği hayata geçiriyorlar. Hırslı, çalışkan ve sempatikler. CHP’nin işi kolay değil. 

Üst kattaki terörist
Kalkmadan edebiyattan laflıyoruz. Emrah Serbes’in ‘Üst Kattaki Terörist’ini çok severmiş Pınar Akyasan. Erkan Kandemir de Barış Bıçakçı’nın ‘Bizim Büyük Çaresizliğimiz’ romanının sinemaya aktarıldığını anlatıyor. Sonra da bizim büyük çaresizliğimizden bahsediyoruz. “Bir Kürt de kendi devletimi kurmak istiyorum diyebilmeli, ben böyle bir demokraside yaşamak istiyorum” diyor. Ben de diyorum. Tatlı söylüyoruz.