Ankara'da, CHP İstanbul depremi

CHP'nin kitlesini izahta zorlanan yazar, Hizmet'in desteğiyle böyle bir coşku yaşandığını söylüyordu. Gülümsedim.

Dün acayip bir şey oldu. Ankara’dan gelen Kılıçdaroğlu, CHP İBB adayı Mustafa Sarıgül ve CHP İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı tarafından karşılanacaktı. Daha sonra  otobüslerle 4. Levent’e yeni il binasının açılışına gideceklerdi.

Ben de birçok gazeteci ve köşe yazarıyla birlikte Kılıçdaroğlu, Sarıgül, Salıcı ve CHP MYK’sını taşıyacak otobüse davetliydim. Alanda otobüse onlar gelmeden önce gittim. Kapıyı açan beni Hayko Bağdat sandı, gülümseyip kim olduğumu söyledim ve gidip Kadri Gürsel’in yanına oturdum.

Gelmeden önce bir CHP görevlisine ne zaman biteceğini sormuştum: “12.00’de alırız, 14.00 gibi il merkezine geliriz. 15.00 gibi her şey biter.”

İzdiham
12.00’de Kılıçdaroğlu geldi. Öylesine bir izdiham vardı ki, insan selini yararak otobüse binebilmesi 10 dakika, havaalanından otobüsün ayrılması 100 dakika sürdü. E-5 yan yolda her metrobüs durağında bir mini miting vardı. Folklor ekipleri, gökkuşağı bayraklı gençler, CHP parti flamaları, bayraklar...

CHP örgütü yollara dökülmüştü. Daha da önemlisi halk çevreden, balkonlardan, otobüslerden bu coşkuya katılmıştı. Kılıçdaroğlu otobüse bindikten 5 saat sonra 4. Levent’e ulaştı. Kendisini yaklaşık 100 bin kişi bekliyordu. Otobüs il merkezinin ilerisindeki kavşağa kadar yaklaşabildi. 13.00’te başlayacağı söylenen miting 4 saat gecikmeyle başlamış, insanlar soğuğa rağmen orayı terk etmemişti.

Ne demek? 
Dün bir arkadaşım takma isim kullanan Ak Partili Star yazarı büyüğümüzün köşesini gösterdiğinde çok şaşırdım. CHP’nin bu kitlesini izah etmekte zorlanan yazar, Hizmet’in desteğiyle böyle bir coşku yaşandığını söylüyordu. Gülümsedim. Böylesine imkânsız bir ihtimal nasıl olur da ciddi bir köşe yazısına girebilir? Saygı duyduğum bu yazar, en azından ne kadar büyük bir ilginin olduğunu fark etmişti.

Oysa aynı sırada bu coşkulu kitleyi 20-25 kişi gibi göstermeye çalışan AK Parti’nin sosyal medya ekibi bu dalgayı küçümsüyordu. Gerçi büyük bir ironi yarattıklarının farkına varmadılar. Hakikaten Havaalanı’ndan 4 Levent’e bütün çevre yolunu CHP’lilerin doldurmadığını göstermeye çalışmışlardı. 6 milyon insan yoktu der gibi... Anladınız siz. 

İşin aslı 
Meselenin özüne gelelim. Kılıçdaroğlu’nun verdiği ‘zafer’ sözünün canlı kanıtı İstanbul il örgütü olmuştu. Mustafa Sarıgül’ün katılımı, sempatisi ve karizmasıyla örgütü ateşleyen il yönetimi, CHP’nin 1977’den beri görmediği kadar coşkulu ve büyük bir etkinlik düzenlemişti. Bu kadar muazzam bir buluşmayı Ankara’da kimse beklemiyordu. Ne AK Parti ne de CHP Genel Merkezi...

Yerel seçimlerde ikinci viraja doğru yaklaşılıyor. CHP İstanbul il yönetimi Genel Merkez’le birlikte ilçe adaylarını belirleyecek. CHP’nin 39 ilçeden en az 20 ilçeyi alması gerekiyor. Bunun için göstereceği adayların il adayı kadar başarıya odaklı olması gerekiyor. Adayların tamamının partinin kazanmasına yönelik aday olması gerekiyor. Bunun için İstanbul İl Örgütü’nün stratejisi önem kazanıyor. 2 ilçeye 2 yanlış aday, İstanbul düşünü başka bahara erteler.

İstanbul’da pazar günü yaşananın bir ‘deprem’ olduğunu Kılıçdaroğlu da fark etmişti. Hatta konuşmasında Richter ölçeğinde ‘dokuz’ olduğunu dahi telaffuz etti. Deprem burada oldu, tsunami Ankara’yı vuracak. Sonuçlarını beraber izleyeceğiz.