Atı alan Üsküdar'ı geçti

Demirtaş: "Rojava'da halk iktidarını çoktan kurdu. Bugüne kadar Suriye ve Irak komşumuzdu. Şimdi komşumuz Kürdistan olacak diye niye feryat ediyorsunuz?"
Atı alan Üsküdar'ı geçti

BDP İstanbul Olağanüstü İl Kongresi’ne gidiyorum. İçim rahat. Daha önce katıldığım BDP kongrelerinden önce müdahale olur mu diye bir endişe olurdu içimde. Şimdi yok. Herkes mutlu. Akşamüstü CHP’lilerin de girişimiyle toplanacak Maltepe Gezi Parkı Forumu’nu ve Yeryüzü İftarı’nı düşünüyorum. Acaba bir şey olur mu diye... Yeni Türkiye... 

Girişte kongreye CHP adına katılan CHP İstanbul İl Yönetimi’nden Zeynep Altıok’la karşılaşıyoruz. BDP kongresinde bir de konuşma yapıyor. CHP İl Başkanlığı olarak kongreyi selamlayan Altıok “Hep beraber barış ve kadeşlik yolunda yürüyoruz” diyerek Kürt sorununun demokrasi içinde çözülebileceğini ama AKP’nin Gezi’de sınıfta kaldığını anlatıyor.
Girişte Hasip Kaplan, Sırrı Süreyya Önder ve Sabahat Tuncel’le sohbet ediyoruz. Teknik bir sorun yüzünden iki saat geç başlayan kongre havalandırması çalışmayan Caferağa Kapalı Spor Salonu’nda barkovizyon gösterisiyle başlıyor. Şeyh Said’le açılan, Abdullah Öcalan’la devam eden gösteri Sırrı Süreyya’nın dozeri durdurma görüntüleriyle devam ederken ortalık inliyor: “Her yer Taksim her yer direniş!” 

Sırrı Süreyya kitleyi Kürtçe selamlayarak başlıyor konuşmasına. “Kürdistan seninle gurur duyuyor” sloganlarıyla konuşması kesiliyor. “Kürt halk önderi Sayın Öcalan özgür kalmadan yaptığımız son kongre olarak hatırlayalım bu kongreyi. Gezi’den sonra Türkiye halkları Kürt sorununu daha iyi anladılar. Gezi demek HDK demektir. Artık Türkiye barışın nasıl yapılacağı konusunda muazzam deneyim biriktirdi. Bu deneyimi yerel seçime taşıyacağız. İstanbul Belediye Başkanı kenti yönetemiyor. Eğer sağlam durursak önümüzdeki yıl İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı HDK’lı olacaktır” diyor. İnandırıcı olmasa da insanlar alkışlıyorlar. Yanımda oturan amcaya dönüyorum. “Ben Sarıgül’e vereceğim, Sırrı canımız ama İstanbul’u AK Parti’ye bırakmamalıyız” diyor. 

Kongrede konuştuğum diğer katılımcılara da “Sırrı aday olsa nasıl olur” diye soruyorum. Sırrı ismini duyanın yüzü gülüyor. Ama genel temenni “CHP adam olsa, doğru dürüst kazanacak adayı olsa.” 

Selahattin Demirtaş ciddi bir karizmaya sahip, salon pürdikkat dinliyor: “AKP ve Davutoğlu dış politikası değişmelidir. Kürtlere burada kardeşim diyorsunuz, sınırın öbür yanındaki Kürtleri tehdit olarak görüyorsunuz. Atı alan Üsküdar’ı geçmiş! Rojava’da halk iktidarını çoktan kurmuş. Siz bağırıp çağırsanız da böyle. Bugüne kadar Suriye ve Irak komşumuzdu. Şimdi komşumuz Kürdistan olacak diye niye feryat ediyorsunuz?” 

Sonra konuyu Öcalan’ın durumuna ve barış sürecine getiriyor: “İnşallah AKP hükümeti bizi şaşırtır. Ama 10 yıldır yaptığı gibi zaman kazanma, oyalama taktiklerine başvurursa en büyük kaybı kendileri yaşar. Biz kaybetmeyiz. Sayın Öcalan son görüşmemizde şöyle dedi: Bu hukuksuzluklar son bulmazsa bu süreçte olmayacağım.” O sırada salondaki gençlik ‘Gençlik Apo’nun fedaisidir’ diye slogana başlıyor. 

İleride Ekisper Yılmaz’la konuşuyorum. 23 yaşında, İstanbullu bir garson. BDP üyesi. Elinde kocaman bir Abdullah Öcalan flaması sallıyor: “İki dayım öldü gerillada. Ben de ölürüm. Öcalan özgür kalmazsa barışın ne anlamı var? Mutlaka özgür olacaktır. Kürt halkını komple tasfiye etmeden kimse Öcalan’dan bizi koparamaz” diyor. Ekisper, Kürt sorununa dair ekspertiz raporu sunuyor, çevresindeki herkesin hissiyatına tercüman oluyor.