Barış başka, demokrasi başka

Ağrı kesiciler kuşanarak, semptomlar bastırılarak barış asla gelmez. Ama savaş biter. İnşallah.

Çevrede bir ikiz yanlış anlama var. İkiz çünkü neredeyse aynılar. İkiz çünkü farklılar. İlki şu: Ana muhalefet partisinin barışa taş koyduğu söyleniyor. Mithat Sancar’ın da söylediği gibi bu doğru değil. CHP içinde barış sürecinden rahatsız olanlar var. Soruları da var. Bu doğru. Ancak ateşkese kimse karşı değil.

 Türkiye toplumu ciddi bir sancı yaşıyor. AK Parti basının bir bölümüne ve tabanına zorla yutturduğu bir ağrı kesici sayesinde sancıları hissetmiyor. Oysa orada CHP’den çok daha sancılı bir sıkıntı var. Trabzon, Rize mebuslarının memleketlerinde ne çektiğini bir kendileri biliyor.

Ama CHP içindeki kaynamayı izliyorsunuz. Çünkü CHP içinde hürriyet var. İlginçtir, MHP içinde de hürriyet var. İnsanlar ne düşünüyorsa söylüyor. AK Parti’de ise yasaklar var. Sesini çıkaran, kendini eşikte buluyor.

Meşru sorular

Benim barış süreci hakkında düşüncelerim açık. Hatta daha ileri gidelim, mebusum, bu köşeden açıkça oyumu vereceğimi söylediğim, vekâlet verdiğim kişi bugün İmralı-Kandil arasında mekik dokuyor. Doğru da yapıyor. Güvenim tam. O yüzden hemen heyecanlanıp barış sürecine katkı vermiyor demeyin.

AK Parti daha 5 ay önce benim de vekâlet verdiğim Sırrı Süreyya Önder dahil bütün BDP’lileri yalancılıkla suçluyordu. Açlık grevindekileri ‘kebap götürüyor’ diyerek aşağılıyordu. Yargı KCK üzerinden Ayşe Berktay gibi birçok masumu tutuklu tutuyordu. Pardon, hâlâ tutuyor.

Dahası, daha iki ay önce “Benim yetkim olsaydı Öcalan’ı asardım” diyordu. Bu kadar kısa süre içinde bu kadar büyük bir U dönüş en azından “Ne oluyor yahu?” diye sormayı meşru kılar.

 Ne oluyor?

Muhalefetin sorduğu bu. AK Parti’nin, Kürt sorununun çözümü konusunda tek bir yazılı çalışması yok. Çalıştayı yok. İnsan hakları ve demokratikleşme konusunda performansı ortada.

CHP’nin ise ciddi çalışmaları var. 1989’dan 2012’ye raporları ortada. Perspektifi net. Çözümleri açık. Peki niye “Newroz günü partiye bayrak asıyorlar, Kılıçdaroğlu niye bayraklı tweet’ler yolluyor?” diyebilirsiniz.

 Deyin de zaten. CHP’liler AK Parti’nin her yaptığını anımsıyor. Ateşkes sürecinin barış ve demokrasiye dönüşmeme olasılığına karşı toplumu uyarıyor. BDP’liler Uludere olayını dahi örtbas eden bir hükümete güven duyarak ilerlerken CHP’liler ‘One Minute’ diyor.
Buna yanlış diyemezsiniz. Birçok şey söylersiniz ama muhalefetin, verdiği desteği elinin tersiyle iten bir hükümete ‘muhalefet’ etmesine kızamazsınız. Mesele bu kadar açıktır.

Savaş ve barış

İkiz sorunun ikincisi ateşkesle demokrasiyi bir tutuyor. Ateşkes faşistler arasında bile yapılır. Barış oligarşiler arasında dahi kotarılır. Orada sorun yok. Ama demokrasi ancak ilkelerle ve bir siyasi hazırlıkla yapılır. Bu hazırlık olmadan sıvanan kollar, unsuz-şekersiz helva yapmaya kalkışan aşçının kollarıdır.

Ateşkes desteklenmelidir. Barış ve demokrasi ise fikriyatla kurulmalı. AK Parti barış ve demokrasi konusunda henüz ikna edici değil çünkü topluma bir plan sunmadı. Bu ikisi olmadan da ateş kesilir, ama odun ve kibrit bitmez. Bu nedenle muhalefetin müdahalesi AK Parti’nin adımları kadar meşrudur. Yersiz olan, barışa giden yolun derin bir suskunlukla kurulmaya çalışılmasıdır.

Eğer bu hazırlık yapılmazsa Türkiye toplumu hazmedemeyeceği bir barış sürecinin altında kalır. AK Parti’nin CHP’yi barış sürecinin uzağına itmeye çalışmasını eleştirmeden, muhalefetin muhalefetini eleştirmek, barış sürecine katkı değil, siyasi manevraya çanak tutmaktır. Barışa bundan hayır gelmez. Ağrı kesiciler kuşanarak, semptomlar bastırılarak ise barış asla gelmez. Ama savaş biter. İnşallah. En zor günler şimdi başlıyor.