Başkan adayımı açıklıyorum: Oy Oy Leyla!

Kızıma sordum: 'Kime oy vereceksin?' 'Aaa, çok basit baba' dedi gülerek, 'Oy Oy Leyla! Oy Oy Leyla!' 
Başkan adayımı açıklıyorum: Oy Oy Leyla!

O bir siyasetçi. İstanbul’un en heyecanlı seçimine hazırlanıyor. Bugün büyük gün. Heyecan zirvede. Dananın kuyruğu kopacak. Kazanan belli olacak.
Leyla Mısırlı sekiz yaşında. Kızımın ilkokulunun girişinde kampanyasının afişlerini gördüm. Cumhuriyeti kutlamak için düzenlenen okul seçiminde  yönetime adaylığını koymuş. Annesinin izniyle bir de mülakat yaptım.
Okulda lafladık. Seçime nasıl hazırlandığını sordum. “Zor değil. Resim dersi gibi. Yazı yazıyorsun. Sonra kartona yapıştırıyorsun” dedi.
- Herkes sana oy verecek mi sence?
- Kızlar verir. Ama oğlanları bilmiyorum.
- Oğlanların oyunu nasıl alacaksın?
- Neye ihtiyaçları var, onu düşündüm. Top seviyorlar mesela. Bu yüzden onlara yeni futbol topu alacağımı söyledim.
- Kızlar?
- Onlar jimnastik seviyor. Dans seviyor. Konuşmayı da seviyorlar. Konuşuyorum onlarla... Daha uzun sürecek mi bu?
- Yok, bir soru daha soracağım. Seçim ne demek?
- İnsanlar bir şey istiyor. Onları dinliyorsun. İstediklerini verirsen iyi. Kazanırsın yani.
Leyla küçük ama fikirleri kocaman. Siyasetin esas meselesini anlamış. İnsanları dinlemek. İstediklerini vermek.
Leyla’nın kampanyası çok güçlü, çünkü sahici, samimi. Harika bir slogan bulmuş: Oy Oy Leyla! Oy Oy Oy! Yanına da kalp çizmiş. Yani “Sizi seviyorum” diyor. Gerçekten sevgi dolu bir çocuk. Çevresindekiler onu seviyor. Zaten siyasetin özü duygular. Fikirler sonra geliyor.
Leyla’nın süper fikirleri de var. Meseleyi kavramış. “Siz isteyin ben yapıyim” diye yazmış. Sorunları çalışmış. Okul gezilerinde çocukların eşlerini hocalar belirliyormuş. “Gezilerde istediğinizle eş olabiliyorsunuz. Oy Oy Oy!” demiş. Her vaadin arkasından da o harika nakaratı eklemiş.
Diğer arkadaşları gibi ‘iPad oynama dersi’ gibi popülizme kaymamış. Erkek çocuk adaylar gibi bir tek çevresindeki şirin ve haylaz oğlanları düşünmemiş. İlkelerini net koymuş, sevgiyle her şey mümkün demiş ve reklamcıları çatlatacak bir slogan bulmuş.
Kızıma sordum: “Kime oy vereceksin?” “Aaa, çok basit baba” dedi gülerek, “Oy Oy Leyla! Oy Oy Leyla!” 
“Neden?” diye sordum. “Bilmiyorum” dedi ve salıncaklara doğru koştu. Aslında biliyordu. Leyla’yı sevmişti. Bu ona yetmişti.
Siyasetin özü de budur. Hakikaten. Sevgi.