BDP mi cenaze istiyor?

BDP bu açlık grevinin çağırıcısı değil. Açlık grevini mahkûmlar ve tutukluluklar başlattı.

Geçenlerde üzücü bir haber aldım. Birçok cezaevinde 18 yaşından küçük tutuklu ve mahkûmların, yani çocukların da açlık grevine katılmaya başladığını öğrendim. İnsaniyetimizin geldiği son noktadır.
Gazeteciliğin geldiği son noktayı da dün gördüm. Sabah’ın manşeti: ‘Devlet Yaşatıyor, Örgüt Öl!’ Haberde kaynak yok. “BDPliler ve örgüt eylemi kitleselleştirmek isterken mahkûmlar buna direniyormuş. Hatta kavga çıkmış, 112 kişi açlık grevini bırakmış.” Zamanında “Onlar istemiyor, İslamcılar genç kızlara zorla başörtüsü taktırıyor” diye yapılan çirkin haberler gibi. Aynı mantık, aynı saçmalık. Sanki halkın aklı yok...
Habere bakalım. Kim grevi bırakmış? Belli değil. Bir alıntı var: “Örgütün ve BDP’nin açlık grevlerini sürdürme ısrarına, mahkûm ailelerinden ve bazı tutuklulardan “Devlet yaşatmaya, örgüt ve temsilcisi vekiller öldürmeye çalışıyor” tepkisi geldi. Basın açıklaması mı yapmış aileler? Hayır. İddia şu: 112 mahkûm ortaya çıkmış. Grevi bitiriyoruz diye cezaevi yönetimlerine onlarca dilekçe vermiş. Grev dilekçeyle bitermiş gibi...
 Böyle zamanlarda gazetecilik yapmak sorumluluk ister. Bir akademisyenin yapmadığı bir araştırmaya binaen makale yazması neyse bir gazetecinin olmayan haberler üzerinden çarpıtarak yazı yazması odur. Vebali büyüktür.
Aslına bakalım. BDP bu açlık grevinin çağırıcısı değil. Açlık grevini mahkûmlar ve tutukluluklar başlattı. PKK’nın başlattığını da bilmiyoruz. Grevler, sıkışmışlıktan kaynaklı bir bağımsız irade beyanına dayanıyor.
 BDP’lilerin doğrudan müdahalesi var. Ama nasıl? Çocukların grevden ayrılması için bir bölümü BDP’li olan birçok insan hakları savunucusu ve avukat girişimde bulundu. Bunlardan biri Abdülselam Duran. Kendisini BDP’li olarak tanımlıyor. İHD’de yıllarca yöneticilik yapan, çocuk hakları ve insan hakları üzerine çalışan bir hukukçu.
 Mersin Cezaevi’ndeki 7 çocuğun grevi sonlandırmasını sağlayan da o. Maltepe Cezaevi’nde greve başlayan çocukların açlık grevini bitirmesi için çalışan diğer BDP’liler ve başka insan hakları savunucuları gibi gecesini gündüzüne katıp, en azından çocukların grevden uzak durmasını sağlayanlar varken ‘BDP’lileri ölümden, devleti ise yaşamdan’ yana göstermek nasıl bir ahlaktır? Hadi ahlakı bırakalım, nasıl bir gazeteciliktir anlamak mümkün değil.
BDP Parti Meclisi üyesi Meral Danış Beştaş’la konuştum. Durumu sordum. Birçok cezaevinde doğrudan çalışma yaptıklarını, çocukların grevlerden uzak durması için adım attıklarını anlattı.
 Abdülselam Duran’a çocukları nasıl ikna ettiğini sordum. Kolay olmamış. Cezaevi yönetimi de yardımcı olmuş! Çocukları tahrik etmeyi bırakarak... Bu çocukların dördü cinsel istismara uğrayan Pozantı Cezaevi mağdurları. Öfke içindeler. Duran’a göre eğer cezaevlerinden cenaze çıkarsa çocuklar tekrar greve başlayacak.
 Yapılması gereken belli. Kürtçe savunma yasağının bitmesini istiyorlar. Kendileri gibi cezaevinde olan Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kalkmasını talep ediyorlar. Doğru ya da yanlış, talep bu. Yolun meşruiyetinden bağımsız, beyanı ve talebi meşru bir adım. Yapılması gereken belli. Demokratik hukuk devletinin gereklerini yerine getirsek yeter. Yoksa yakında cezaevinden çıkmaya başlayacak cenazelerin sorumluluğu önce iktidar partisi olmak üzere hepimizin boynuna.