Bende de var bir belge

Çünkü bavulla gelenler bavulla gidiyor. Demokrasi bir yolculuk değildir, bir yere varmak için bindiğin vagon hiç değil.

Bir öğrencim var. Erasmus Değişim Programı’yla Avrupa sosyal demokrasisinin kalesinden Boğaziçi’ne gelmiş. Geçen gün ofise geldi. Türkiye siyaseti hakkında konuşmak istediğini söyledi. “Allah” dedim içimden “yandık...”

Avrupalı öğrencilere memlekette olanları anlatmak güç. Bir türlü anlamıyorlar. Biz ne kadar anlıyoruz, o da tartışılır.

Siyaset bilimi Batı siyasetinin kodlarına odaklı. Sivil toplum, siyasi toplum, devlet ve piyasa ilişkileri üzerinden anlaşılıyor. Bizde kurumlar siyasi dansözler gibi. Her yere kıvırıyorlar. Hizmet mesela yukarıda saydığım 4 alanın tamamında var. AK Parti de öyle. İşadamına gazete aldırıyor, sivil topluma tepki ısmarlıyor vs.

Öğrencim de bunun farkına varmaya başlamış. Ama önce “What is this suitcase story?” diye sordu. Sonra: Cemaat ne yapmak istiyor? AKP okul açmaya çalışan insanları neden yok etmek istiyor? Cemaat Vatikan gibi mi olmak istiyor...

İlkesizler ülkesi
Bavulu bir yabancıya nasıl anlatırsınız? Hadi onu geçtim, biz nasıl anlayacağız? Hizmet’in eskiden bavullarla taşıttığı belgeler, bir taraftan KCK üzerinden Kürt hareketine saldırdı, diğer taraftan Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi saygın gazetecileri yalan dolan haberlerle rehin aldı, şantaj ve sindirme siyasetiyle tetikçilik yaptı.

Askeri vesayeti bitireceğim diye Balbaylar Haberallar esir düştü. On on beş yetersiz askerin darbe hayalleri yüzünden orduda Atatürkçü kadrolara saldırıldı. Kurunun yanında bir araba yaş, gözünün yaşına bakılmadan yakıldı.

Şimdi aynı ilkesizlik, aynı nobranlık Emre Uslu ya da Mehmet Baransu gibilerin üzerine gidiyor. Benzer bir tetikçi zihniyetle haber yaptıkları için vatana ihanetle suçlanıyorlar.

Bu durumda söylenecek şey açık. Bazıları “yiyin birbirinizi, ettin buldun dünyası, oh olsun, tetikçiyi tetikçi indirir” diyor. Ben öyle düşünmüyorum. Emre Uslu ve Mehmet Baransu gibi gazetecilerin benzerleri Kemalistlerin arasından da çıkmadı mı? AK Parti’nin yandaş basınında onlardan elini sallasan ellisi.

Yalan yazılıyor, iftira atılıyor, insanların hayatlarıyla oynanıyor. Bu, memleketin sorunu. Çözümü ise basit. Bu süreç bize önemli bir ders veriyor:
Demokrasi içinde yaşamayı öğreneceğiz. Dün Hizmet’in tetikçiliğini yapanlara, bugün AK Parti tetikçileri vuruyor, yarın Ak Parti’nin tetikçilerine CHP’nin tetikçileri mi vuracak? Gerçekten böyle bir ülke mi istiyoruz?

Ettin bulma
Gaddarların en katlanılmaz adaletsizliği, olgun olmayı da mağdurun omzuna yıkmalarıdır.
Yapılması gereken, gazetecilik yapana vatan haini diye saldıranın karşısında durmaktır. Baransu ya da Uslu’dan bağımsız olarak, kişilere göre değil, ilkelere göre duruş belirlemektir. Bu nedenle eskinin gaddarı bugünün mağduru olduysa, vurmak makbul değildir.
Çünkü bavulla gelenler bavulla gidiyor. Demokrasi bir yolculuk değildir, bir yere varmak için bindiğin vagon hiç değil. Demokrasi kaybedenlerin kendini hapiste bulmadığı, rejime küsmediği, siyasi mücadeleye devam ettiği ve yarışın kurallarının ortak yazıldığı bir dünyadır.
Erasmus öğrencisi öyle söyledi. Belgesi varmış. Bana da gösterdi. Avrupalının yalancısıyım. Açıkladım gitti.