Beşir Atalay'dan telefon sürprizi

Hayatımın en güzel 1 Nisan şakasını yapan arkadaşları tebrik ediyorum. Bir daha bana âkil diyene cevap vermeden önce takvime bakmam gerekecek.

Geçen gün Deniz Zeyrek Ankara’dan aradı. Sesinde hafif bir tereddüt, çok önemli bir şey söylemeden önce insanların soluğuna sinen ağırlık... “Beşir Atalay’ın makamındayım, seninle konuşmak istediğini söyledi, ne diyeyim?” diye sordu.

Konuşalım dedim. Beşir Bey karşımda, kararlı, sakin, bakanlara has tatlı sert bir buyurganlıkla konuşuyor. Radikal’i takip ettiğini, eleştirel bulduğunu ama yapıcı olduğunu söyledi. Akil Adamlar grubu için beni düşündüklerini, katılıp katılamayacağımı sordu.

Şaşırdım, daha önce Cumhurbaşkanı ve Orhan Pamuk aradığında da “Kesin işletiyorlar” diye düşünüp hafif müstehzi bir ifadeyle konuşup daha sonra sesimin tonunu zor toplamıştım. Ayşe Arman da Bono’yla “Hadi canım sen Bono musun” tarzında konuşup beni güldürmüştü. Aynı duruma düşmeyelim diye aman dedim dikkat.

Daha yaşımız genç

Biraz mırın kırın ettim uygun dille. Ben daha gencim falan gibi hareketlerden sonra Beşir Atalay “Akıl yaşta değil baştadır” dedi ve puanları toplayıp beni de ‘Âkil İnsan’ listesine ekleyiverdi.

Böyle zamanlarda telefonda bakana, başbakana hayır denmez, sonra aranıp mazeret bildirilir. Eyüp Can’ı aradım. “Âkil yazarın oldu” dedim. “Var bende onlardan çok” diye cevap verdi. Sonra da devam etti: “Denizle, Ömer Şahin seni işletmiş”. Beşir Atalay aslında Ömermiş...

Kahkahayı bastık tabii. Hayatımın en güzel 1 Nisan şakasını yapan arkadaşları tebrik ediyorum. Bir daha bana âkil diyene cevap vermeden önce takvime bakmam gerekecek.

Listenin röntgeni

‘Âkil İnsanlar’ listesinde birçok doğru isim var. Tek tek saymak yanlış olur. Listenin çoğu güvendiğim, barış dili konusunda kamuoyu yaratmak için uygun olan, sakin, huzurlu, ikna yeteneği olan kişiler.

Ancak listenin çok önemli bir eksikliği var. Türkiye’nin üçte birine, yani CHP’lilere barış sürecinin ne kadar önemli olduğunu, Türkiye’nin onda birine, yani MHP’lilere barışın neden onlara da gerekli olduğunu anlatacak ve sözü dikkatle dinlenecek çok kimse yok.
Soldan ya da liberal siyasetten gelenlerin büyük bir bölümü, CHP tabanının sözüne güvenmediği, sürekli CHP eleştirisi yapan insanlar. Milliyetçi kesimden gelenler de MHP’nin tonunu yumuşatacak nitelikte değil. Liberal geçmişten gelenlerin durumu da ortada.

Yarım âkillik

Akılsızlıktan daha kötüsü yarım akıllı olmaktır. Bu liste de maalesef benzer bir sorundan mustarip. Liste bu haliyle Türkiye’de barış sürecinden en tedirgin olan kesimleri sürece dahil etmeyi başaramayacak. Çünkü ikna olanları bir daha ikna etmeye yarayacak bir liste oluşmuş. AK Parti’nin eski CHP gibi zaten ikna ettiklerini tekrar iknaya çabalaması, barış sürecine dair önemli bir zedelenme yaşatabilir. Hele Akil İnsanlar önerisi CHP’den gelmişken...

Bu durumda ne yapılabilir? Akil İnsanlar bir toplumsal meşruiyet ve mutabakat zemini oluşturmaya istedikleri kadar muvaffak olamazlar. Ancak süreç öylesine önemli ve hassas ki, “bunlar akil değil, liste yarım akil, böyle olmaz” demek yerine, “Akil İnsanlara şartsız destek veriyorum” demek gerek. Esas akilllik budur. Barışın kaybedeni olmaz, akil insanların da olmasın. Yolları açık olsun.

Ama dikkat etsinler. Başbakandan yedikleri ilk minik fırçadan sonra gurur yapıp istifa falan etmesinler. Süreç çok hassas, gün akil olma günü...