Bir PKK'lının cebinden çıkan defter

Mektubu katlarken poşetin içinden masanın üzerine bir Abdullah Öcalan fotoğrafı düşüyor. Sonra bir-iki vesikalık.

Geçenlerde ofise girdim. Masaya doğru yürüdüm. Elimdeki mektupları klavyenin önüne, anahtarları yanına bıraktım. Sağa eğilip masa lambasını, sola eğilip bilgisayarı açtım.

Kendimi sandalyeye attım. Gözüm mektup yığınında. İçinde bir poşet. Eğilip aldım. Radikal’in yazısını yazmalı. Bir doktora tezi okunacak, yeni dersin okuma listesinin üzerinden geçilecek...

İçimden “oyalanma” diyorum. Twitter’a, e-postaya, tavana bakmak yok... Aylaklık yapmak, boşluğa bakıp dalmak bizim işlerde önemlidir. Kendini her şeye kaptırırsan, hayat yanından geçer gider. Fark edemezsin.

Gözüm hâlâ poşette. Sonunda eğilip zarfların arasından çekip aldım. İçinden önce kısa bir mektup çıktı, bölümden yeni ayrılan bir hocamdan. Kitaplarını kutularken poşeti odasında bulmuş. İlgileneceğimi düşünerek bana yollamış.

Mektubu katlarken poşetin içinden masanın üzerine bir Abdullah Öcalan fotoğrafı düşüyor. Sonra bir-iki vesikalık. Üzerine şiirler yazılmış eski kâğıt parçaları. Ve arazi koşullarında rahat taşınabilecek, kalın plastikle üstü kaplanmış, köşeleri bantlanmış küçük iki defter.

İsmi Ferman

Askerdeki arkadaşlarımın ceplerinde taşıdıkları defterlere benziyor. İçine şiir yazılır, bayrak çizilir. İçini açıp okuyorum. PKK’ya katılmış bir gencin yazdığı notlar ve şiirler... İsmi Ferman. Tarihlerin tamamı 1995 yaz sonu. Üniversiteyi bitirdiğim zaman. O, elinde silah dağa gitmiş; ben, önce mastıra sonra elimde pasaport Amerika’ya doktoraya.

Ferman Suriye’de eğitim almış. Poşetin içinden, gezdiği antik kentlerden birinde çektirdiği bir fotoğraf çıkıyor. Bir de anı defteri. Eğitim sırasında sınıf arkadaşı olmuş diğer PKK’lılara yazdırmış. Ortaokul ya da lisedeki gibi. İlk cümleler teşekküre adanmış: ‘bana bu sayfaları açtığın için...’ Ortak anılardan bahseden, arkadaşlığı yücelten notlar.

Eğitim sırasında tuttuğu defterleri okuyorum. Bolca tanımlama. ‘Gerillanın karakterine...’, Kürdistan tarihine dair bilgiler. Notların içinde çok geçen kelimeler savaş ve düşman. Düşmana karşı hep uyanık olmak... Düşmanın özellikleri...

PKK’ya katılanların ortalama 6-7 yıl içinde öldürüldüklerini biliyoruz. Bu defterin sahibi de diğer binlerce defterin sahibi gibi büyük olasılıkla öldü. Ölmeden önce aynı dili konuştuğu, aynı nüfus cüzdanını taşıdığı, öldürmeden önce hiç görmediği ve ona yine de ‘düşman’ diye belletilen askeri, polisi ya da sivili öldürdü.

Ferman barışın

30 yıl içinde, arkamızda bıraktığımız 40.000 canla vardığımız nokta bu. Binlerce şehit... Üstgeçitlerimize, okullarımıza adlarını verdiğimiz, arada andığımız ama gündelik hayatın hay huyu içinde unuttuğumuz gençlerimiz..

Ferman, anı defterine yazılar yazdırdığı arkadaşlarıyla ‘Şehit Boran Eğitim Devresi’ adı verilen bir dönemde PKK kampında kalmış. Daha sonra Şehit Ferman Eğitim Devreleri düzenlenmiş midir? Kuvvetle muhtemel. Şehit Ferman diye ilkokullar var mıdır? Bir tane internette rastladım, Şehit Ferman Hasovalı İlköğretim Okulu... Samsun’daymış.

Şehit Ferman kimin çocuğu? Hangisi diye soruyorsanız, sizin değil. Hiç düşünmeden ‘bizim’ diyorsanız, siz de o bilge, o vicdanlı, o barışa özlemli Türk ve Kürtlerden, bu güzel ülkeyi şu çirkin savaştan çıkaracak insanlardansınız.

Ne yapıp edelim, bu sefer ferman barışın diyelim.