Bir sendika, bir patron, bir bakan, sıfır vicdan

Basına baskı büyük. Başbakan köşe yazarlarına kızıyor. Neden? Halk ona daha fazla kızmasın diye.

Soma faciasının üç sorumlusu var: Maden sahibi Soma Holding, çalışma koşullarını ve madencilik faaliyetlerini düzenleyen ve kontrol eden AK Parti hükümeti ve Türk-İş’e bağlı Türkiye Maden İşçileri Sendikası.

İlk ve en önemli sorumlu Soma Holding’in patronu. Taşeron yok dediği halde taşerona yetki verdiği için. Güvenlik önlemleri almadan işçi çalıştırdığı için. Kaza anında işçi hayatını koruyacak koruyucu tedbirleri aldırmadığı için. Gözünü kâr hırsı bürümüş bir şekilde insanları çılgın gibi çalıştırıp, aşırı sömürüyü norm haline getirmeyi bırakın, insanları buna şükrettirdiği için.

Ancak benim öfkem patrona değil. Patronun iyi niyeti, çoluğuna çocuğunadır. Kontrol etmeyin, oyuncak fabrikasında bile ölümlü iş kazası olur. Patronun hırsını dizginleyecek tek şey örgütlü emek mücadelesidir. Soma’da iki büyük maden var. Soma AŞ ve İmbat AŞ. Bu şirketlerin madenlerinde çalışan işçilerin tamamı Türkiye Maden İşçileri Sendikası üyesi.

AK sarı sendika

İşçi maaşlarının %5’ine el koyan bu sendika Soma’da hiç kimse tarafından gerçek bir sendika olarak görülmüyor. Daha çok işveren temsilcisi gibi görülen sendika, işe alım ve işten çıkarmalarda etkin bir rol oynuyor. Değme sarı sendika bile bu sendikanın yanında kızıl kalıyor.

Dahası sendika, çalışma şartlarının ne kadar kötü olduğunu biliyor. Dayıbaşı sisteminin farkında. Engellemek çok kolay. O tam tersini yapıyor. Sistemin kendisini işveren için mükemmelleştiriyor.

'İşçi Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı’na göre vardiyaların biri madeni boşaltmadan diğeri giremez. Sendika bunu biliyor. Hiçbir şey yapmayıp, yalnızca çift vardiyanın aynı anda madene girişini engellese ölümlerin büyük bir kısmı engellenirdi. Ama sendika mevzuatı uygulamayan işverene tek bir laf etmiyor. Yıllardır örgütlü olduğu madende bir tane bile uyarı grevi yapmıyor.

Bu nedenle bu 'kaza'dan Türkiye Maden İşçileri Sendikası da sorumludur. Sendika olarak görevini yapmamış, iş güvenliğinin bu kadar korkunç olduğu bir madeni, ilk onların eylemleriyle kapattırması gerekirken madenin işçi kardeşlerimizin üzerine yıkılmasını izlemiştir. Üzerine Soma’daki madeni güvenlik önlemleri açısından kazadan hemen sonra övmüşlerdir.

Boş bakan

Ancak sendika kadar siyaset kurumu da suçlu. Daha önceki yazılarda Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in kendi belirlediği standartlarla değerlendirildiğinde dahi başarısız olduğunu kanıtlamıştım. Güvenlik standartlarının belirlenmesi ve uygulanmasının sağlanması onun sorumluluğunda. Beceremedi. İstifa etmeyi bile...

Onun yerine ne oldu? Yine maden kazasından siyasi olarak sorumlu olan Taner Yıldız, ceketini madenciye verme şovu yaptı. Başbakan Somalı tokatladı, bir çocuğu darp ettiğine dair ciddi kanıtlar var, ırkçı bir küfür etti ve Soma’dan kaçar kaçmaz Soma’ya başkalarının girişini yasakladı.

An itibariyle Soma’ya dışarıdan gelenlerin gidebilecekleri tek yer mezarlık. Bu kadar çekmiş bir kente taziye için gitmek dahi yasak. Basına baskı büyük. Başbakan köşe yazarlarına kızıyor. Neden? Halk ona daha fazla kızmasın diye.

Patronlara da gözdağı veriyor. “Sen bunu neden çalıştırıyorsun gazetede belli” diyor. "Dervişin fikri neyse zikri odur" diyenler, dervişlere ayıp ediyor. Memleketçe geldiğimiz nokta bu. Yazık. Bu ülke bu siyasetçiyi, bu patronu, bu sendikacıyı hiç ama hiç hak etmiyor.