'CeHaPe Zihniyeti Hitler'i Destekledi'

Hitler'in dahil olduğu bir savaşta tarafsız kalmak onu desteklemek midir? AK Parti mantığına göre öyle... İşte mesele tam burada. Soru hatalı.

Hiç aklıma gelmemişti. Dün fark ettim. Enis Köstepen bir e-posta atmış ve sormuş: “Suriye politikası tartışmalarında kimse Türkiye’nin II. Dünya Savaşı politikasını gündeme getirmiyor... Sonuçta Hitler’e karşı savaşmamayı tercih etmiş ve bunu haklı olarak başarı hanesine yazmış bir dış siyaset geleneğine ne oldu? II. Dünya Savaşı’nda tarafsız kalmak Hitler’i onaylamak mıydı?”
Çok isabetli bir soru. Suriye politikasını sağlam bir perspektife oturtuyor. Bir egzersiz yapalım:
Recep Tayyip Erdoğan da bu tip egzersizleri seviyor. En son Birinci Dünya Savaşı hakkında konuşmuş ve ‘CeHaPe’ zihniyetini eleştirmişti. İflas etmiş Suriye politikasını aklamak için 1. Dünya Savaşı’nda ‘Haçlılara’ karşı savaşmış ‘Müslüman kardeşlerimizin’ Çanakkale’deki şehadetinden bahsetmişti. Durum benzermiş.
Hayko Bağdat Taraf’ta ‘Haçlılar Müslümanlara karşı’ başlığıyla 24 Eylül’de yazığı yazıyla harika bir yanıt verdi: “Bizler büyük İslam kumandanı Hacı Otto Liman von Sanders komutasında cihat ilan ederek vatanımızı savunduk.”

İkincide ne olmuştu?
Sayın Başbakanımız birinciyi örnek veriyor, biz Enis Köstepen’i izleyerek daha yakın tarihte yaşanan İkinci Dünya Savaşı’na bakalım. Biliyorsunuz İngiliz ve Fransız Haçlılar, Alman ve İtalyan Haçlılarla savaşa tutuşmuştu. “Yahu bu Haçlıların arasında ne işimiz var, yesinler birbirini diyen CeHaPe bizi savaşa sokmamıştı.”
Görüyorsunuz hasta bir zihniyetle bile baksanız dahi Türkiye’nin 2. Dünya Savaşı’ndaki politikasının ne kadar anlamlı olduğunu anlarsınız.

Biz doğru bakalım
Bir de meseleye hastalıklı bir zihniyetle değil, bilimsel bakalım. İkinci Dünya Savaşı sömürgeciliğin erkencilerinin geç kalanların önüne geçmesinden patlayan kapitalizm içi bir hesaplaşmaydı. Faşistler hızlı iktisadi gelişme ve olabildiğince piyasayı kontrol altına almak için yayılmacı ve soykırımcı bir savaşa girdiler.
O sırada Türkiye ne yapmalıydı? Esad, Hitler’le karşılaştırıldığında sütten çıkmış ak kaşık değildir, ama Hitler hiç değildir. Yine de AK Parti gibi düşünüp soralım: “Soykırımcı bir diktatöre karşı ne yapmak gerekir?” Hitler’in dahil olduğu bir savaşta tarafsız kalmak onu desteklemek midir? AK Parti mantığına göre öyle...
İşte mesele tam burada. Soru hatalı. Çünkü dünya siyaseti bir iç politika alanı değildir. Eğer Türkiye 2. Dünya Savaşı’na girseydi, ki AK Parti zihniyetinde bir hükümet ya da Davutoğlu perspektifinde bir Dışişleri Bakanı girerdi, Türkiye kendini 1980’den önce toplayamaz, Almanya tarafsızlık bozulduğu için boğazlar üzerinden yeni cephesini açardı. İstanbul yıkılırdı. İzmir yıkılırdı. Yüz binler ölür, milyonlar aç kalırdı.

Esad Haçlı mı?
Ama CHP ne yaptı? Müthiş etkili bir diplomasiyle savaşın sonuna kadar tarafsız kaldı, ama el altından haklının yanında oldu, faşistlere karşı olabildiğince anti-faşist cepheyi destekledi, savaşın tam sonunda da kâğıt üzerinde de olsa tarafını seçti.
Akıllı dış politika budur. Haçlı benzetmeleriyle 20. yüzyıl siyasetini ve dünya savaşlarını algılayanların dış politikasını gördük. Suriye 3’e bölündü. Türkiye Dışişleri’nin desteklediği şeriatçı ÖSO, Nusra vs. bir tarafta; Batı’nın desteklediği SMDK koalisyonu diğer tarafta; ve Esad karşılarında. Sahi, hangisi Haçlı bunların? ‘Alevi’ Esad ve onu destekleyen Hıristiyanlar ve Suriye’nin diğer % 50’si mi?