CHP gençliği bakın ne yaptı

CHP gençliğinin Atatürkçülüklerinden bir şüphem yok. Ama kimsenin askeri, polisi olmadıklarını gösterdiler.

Pazar akşamı Maltepe’de ‘Barış, Demokrasi ve Özgürlük Sempozyumu’na ve ‘Yeryüzü İftarı’na katıldım. CHP Gençlik Örgütü’nün hamiliğinde gerçekleşen etkinlikte hayatım boyunca unutmayacağım bir şey oldu. Konuşmamın sonu Türkiye’nin yeni siyaseti üzerineydi. Vesayet rejiminin bittiğini, siyasetten militarizmin ayrılmaya başladığını anlattım.
Altı yıl önceki ‘Cumhuriyet Mitingleri’nin askere göz kırpan zaafının Gezi eylemleri sırasında yok olduğunu, ayyaş imasına rağmen kimsenin Anıtkabir’e çıkmadığını belirttim.

Askeriz, polisiz
Bu iyi gelişmelere rağmen Gezi sırasında atılan “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganının eski vesayetçiliği bırakmak istemediğini, bunun da Kurtuluş Savaşı’na apoletlerini çıkararak başlamış Atatürk’ün duruşuyla ters olduğunu söyledim. “Mesele kimsenin askeri, polisi olmadan demokrat olabilmektir” diye sözlerime devam ettim.

O sırada yaklaşık 4000 kişinin katıldığı forumun arkalarından bir iki hanımefendi Atatürklü bayraklarını sallayarak “Mustafaaaa Kemaaliin askerleriyiz!” diye slogan attı. “Buyrun atın ama benim fikrim bu” dedim. Forumun sol tarafından TGB’li olduğunu düşündüğüm başka bir küçük grup da aynı slogana katıldı.

O sırada CHP’li gençler bir taraftan bu ulusalcı nümayişe karşı slogan atmaya başladılar, diğer taraftan forumu engellemeye çalışan grubun yanına gidip saygılı olmalarını söylediler. Yine CHP’li bir genç yönetici çıkıp bütün panel katılımcıları gibi duruşuma sahip çıktı. Afallamış bir İşçi Partili de masaya gelip “Bu nasıl CHP!” diye bağırdı, gitti.

Ne oldu?
Konuşma sırasında Gezi’nin ezberleri nasıl bozduğunu anlatmıştım. Bu olay harika bir örnek oldu. Uzaktan, ‘Yeryüzü İftarı’na katılmak için gelmiş ülkücü arkadaşım Hasan Hüseyin Sünbül’e baktım. “Boş ver bunları” der gibi bir el hareketi yaptı. İsabetsizce de olsa “MHP’lilikle” suçlanan küçük grubun attığı sloganı kastediyordu.

Bir ülkücü, üç beş gencin ulusalcı hezeyanına karşı beni destekliyor, CHP’li gençler de “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganını atanlara karşı duruyordu. Daha da ilginci bu alanda CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı olmak için yarışmış iki grup vardı. Kongreyi 208 oyla kazanan İrfan İnanç Yıldız ve 171 oyla kaybeden Emre Doğan aynı duruşu etkileyici bir ilkelilikle göstermişti. Konuşmadan sonra ikisi de yanıma gelip tebrik ettiler ve kısa nümayiş için özür dilediler.

CHP’nin çatısındaki Birgül Ayman Güler tarzı İşçi Partisi ulusalcılığının, CHP gençliği içinde ne kadar zayıfladığını, gerçek demokratlar olarak ülkenin yönetimine bu pırıl pırıl gençlerin göz diktiklerini gördüm.

CHP’li gençler birbirlerine karşı parti içinde kıyasıya bir demokratik mücadele verdikleri halde, orada demokrasinin yanında omuz omuza durdu. Atatürkçülüklerinden bir şüphem yok. Ama kimsenin askeri, polisi olmadıklarını gösterdiler.

CHP Gençlik Kolları’nın fikri olarak bu kadar kısa zamanda, bu kadar ilerleyeceğine inanmıyordum. Yanılmışım. Farklı kanatların ikisinin de ulusalcılığın askeri sembollerine uzak durmasını alkışladım. Bu genç kadın ve erkekler CHP’li birçok abi ve ablalarından, amca ve teyzelerinden çok daha ilerde. Bunu gördüm.

Yani yeni Türkiye’ye dair söylediklerimi boşa çıkarmaya çalışan ulusalcı hezeyan, Türkiye’nin yeni siyasetinin nasıl işlediğine güzel bir örnek hediye etti. Hayırlı olsun diyelim.