CHP hakkında yapılan üç hata

CHP değişmez diyenler, partiyi monoblok bir yapı, bir organizma ya da milli karakteri olan bir kişi olarak ele alıyor

1960’lardan itibaren her solcunun içinden “Şu CHP bir adam olsa” dileği geçer. 1980’e kadar Türkiye ve dünyadaki sol halk hareketlerinden etkilenen CHP, Ecevit’in kurucu liderleri ekarte etmesiyle sola dönmüş, dönmekle kalmamış, ortanın solu söylemini dünya âleme duyurmuş, seçim üstüne seçim kazanmıştı.

CHP hiçbir zaman devrimci bir sosyalist parti olmadı. Girdiği yol Avrupa sosyal demokrasisinin yoluydu. Ancak etnik sorununu çözmemiş her üçüncü dünya sosyal demokrat partisi gibi bir taraftan milliyetçilik, diğer taraftan orducu vesayetçilikle boğuştu.

Üçüncü dünyanın bütün kitlesel sol partileri gibi içinde sağın kendini solcu sanan unsurlarını her zaman barındırdı. Bu noktada sağcı olsun solcu olsun bütün kitlesel partiler gibi bir koalisyona yaslandı. AK Parti’nin ulusalcı Karadenizlileriyle CHP’nin ulusalcı Egelileri bu yüzden kitle partilerinden hep oldu.

 Hatalar

 Solun bir kesimi -ki neredeyse tamamı CHP’ye zaten hayatında oy vermemiş insanlardır, CHP’nin değişemeyeceğini, yani modern bir sosyal demokrat parti olamayacağını anlatıyor. Dikkat edelim. Değişmediğini değil, böyle bir potansiyeli olmadığını söylüyorlar.

 Ana tezleri 3 tane. Değişemez çünkü 1) siyasi geni bozuk, 2) ulus-devletin kurucusu, 3) 1990 sonrası Baykalcılık CHP’nin sol potansiyelini bitirdi. Bu tezlerin ilki yanlışlığı en kolay gösterileni. Parti kurumdur, geni olmaz. Çıkışı itibariyle sağcı olan partiler, bitişi itibariyle sağcı ölürler demek de yanlıştır. Alman Sosyal Demokrat Partisi’ni (SPD) düşünün. Sosyal demokrasinin ‘kurucusu’ Eduard Bernstein’in ‘üstün ırkların tali ırkları idare etme sorumluluğu olduğunu’ savunan zihniyetinden bugüne gelmiştir.

2) CHP’nin ulus-devletin kurucusu olduğu doğrudur. Ancak ulus-devlet kurmak kadar zor bir işi başarmış partinin değişmek kadar görece kolay bir şeyi başaramayacağını varsaymak doğru değil. CHP’de ulusalcı ve sosyal demokrat gerilimi olduğunu biliyoruz. Ancak CHP şu anda hiçbir kanadın sahip olamayacağı kadar büyük bir yapı. Bu nedenle CHP içindeki ayrımları, sessiz çoğunluğu tanımadan, çatıda sesi biraz daha çıkan bir-iki kişiye bakıp bütün parti hakkında şöyle olamazlar, böyle olamazlar, değişemezler demek isabetli değil.
 3) Baykal döneminde CHP’nin tekrar sağa kırdığı ve vesayetçi muhafazakâr Kemalist çizgiyi benimsediği doğrudur. Ancak bundan daha doğru olan başka bir şey, CHP’li tabanın bu çizgiden ne kadar çektiği, sıkıldığı, ondan uzak durduğu. Birgül Ayman Güler’in ırkçı açıklamaları ulusalcılar dahil herkesi rahatsız etti. İzmir’den bir daha vekil olma şansı yok. Siyasi olarak kendini bitirdi. Nereden biliyorum, yeni geldim İzmir’den, oradan biliyorum.

Ama önemli olan bu değil. 81 il başkanı yaptıkları açıklamada parti içi nezaket kurallarına dikkat ederek ve tek bir fire dahi vermeden diplomatik bir dille Güler’i eleştirdiler. Hiç kimse bu kadar kısa bir süre içinde ve bütün illeri içine alacak bir taban açıklaması beklemiyordu.
Uzun lafın kısası: CHP’nin değişmediğini ya da değişemeyeceğini söyleyenler CHP’yi kütük gibi monoblok bir yapı, genleri olan bir organizma ya da milli karakteri olan bir kişi olarak ele alanlar. İçine bakan başka bir şey görüyor. Mermeri değil mozaiği fark ediyor.