CHP İmralı'da tökezleyecek mi?

Kürt sorununda müspet bir yol alınırsa CHP başarının mimarlarından biri olarak kabul edilecek.

AK Parti’nin Kürt sorunu konusunda attığı adımlar önceki Oslo süreci sırasında yaptığı yanlışlardan Erdoğan’ın önemli dersler çıkardığını gösteriyor. Eski Oslo günlerinde Erdoğan “Görüşmüyoruz” demek zorunda kalmış, CHP lideri Kılıçdaroğlu da AK Parti’ye en büyük gollerinden birini atmıştı.

O zaman CHP’nin iki önemli talebi vardı: 1) Görüşmeler kamudan gizlenmeyecek. 2) TBMM süreçten dışlanmayacak.
Gelinen nokta Kılıçdaroğlu’nun haklı olduğunu gösterdi. Erdoğan “Ona yapılan bana yapılmıştır” diyecek kadar kendini yakın hissettiği Fidan’ı İmralı’ya tekrar gönderdi. Bunu kamudan gizlemedi. Arkasından Türk ve Ata’nın İmralı’ya gitmesini sağladı. Yani BDP üzerinden Meclis’in sürece entegre olmasını sağladı. Yani AK Parti aslında CHP’nin çizdiği yolda bir rota tutturdu.

CHP ne yaptı?

Şu anda CHP’nin önünde iki seçenek var. İlki, MHP ya da İşçi Partisi milliyetçiliği üzerinden Öcalan’la görüşmeyi eleştirmek. Sözcü ve Aydınlık gibi gazetelerin CHP’yi çekmek istedikleri hat bu. Hatta Perinçek’in Ulusal Kanal’ının yeni genel müdürü ve İP MYK üyesi Levent Kırca bunu iki gün önce Bursa’da açıkça ifade etti.

Bu yolu CHP daha önce denedi. Parti sözcüsü Haluk Koç’un eylülde yaptığı ve kamuoyunda sıkça eleştirilen Oslo çıkışı bu ulusalcı siyasetin güzel bir örneğiydi. Öcalan’la görüşmek yanlıştı, Emine Ülker Tarhan’ın ifadesiyle “AK Parti’ye şehit kanı bulaşmıştı”.

CHP ne yapacak?

CHP daha önce olmadığı gibi davrandı. Kan siyaseti yaptı. Sosyal demokrasiden geri adım attı. Oylarını AK Parti ve MHP’ye kaptırdı. Şimdi daha isabetli bir yolda ilerliyor. AK Parti’ye ‘kredi’ açtı. Kürt sorununun çözümünde destek olacağını söyledi.

Ancak çok da gönüllü bir destek değil bu. Öncelikle Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın zayıf noktalarını iyi bildiğinden üst bir tondan, muhtaca borç verir gibi ‘kredi’ verdiğini açıkladı. “Çöz!” diyerek emir kipiyle konuştu. Hatta Erdoğan’a istediğini yaptırdı.

Erdoğan teşekkür edeceğine öfkesine yine yenildi. Desteğine muhtaç olduğu CHP liderini isabetsiz bir top atışına tuttu. Sonra kendini topladı; ama sendeledikten sonra. Arkasından CHP’yi Meclis’teki sürece, 3’lü komisyona davet etti.

CHP’nin yapması gereken

İmralı sürecine angaje olmak ve çözüm yolunda umutlu bir gidişat varken bu sürecin mimarlarından biri olmak...

CHP’nin geliştirmesi gereken model budur. Hatta bu sürece hazırlıklı olduğunu göstermesi ve süreci idare edecek bir tam yetkili genel başkan yardımcısı görevlendirmesi gerekir. Bunun iki nedeni var:

1. Tersi işlemiyor. Denendi, sınandı, öğrenildi. Ulusalcılık CHP’ye oy kazandırmıyor, çözüme değil çözümsüzlüğe hizmet ediyor. 2. CHP ciddi bir iktidar alternatifi olduğunu kanıtlamak için önemli bir fırsat yakalamış durumda. Bu sürece angaje olması için mekanizma AK Parti tarafından önerildi. AK Parti, CHP’nin önceden çizdiği yola girdi. Yani eğer Kürt sorununda müspet bir yol alınırsa CHP başarının mimarlarından biri olarak kabul edilecek.

CHP ne yapacak? İki olasılık var: 1) Azgelişmiş bir emperyalizm kuramını ulusalcılığına kulp yapan kan siyasetçilerinin “ABD istediği için şöyle, böyle olur” hezeyanlarını dinleyip İmralı’da tökezleyecek. 2) Çözümün devlet ciddiyetine sahip paydaşı olarak bu süreçte güçlenerek savaşın değil barışın yanında duracak.