CHP Irak'ta Şiici mi Sünnici mi?

İran ve Suudilerin Şiici ve Vahhabi savruluşuna karşı aslında Irak'ın bir şansı var. O da Türkiye'nin birleştirici rolü. Ama AK Parti hükümeti burada İhvan'ın bir parçası olarak görülüyor.
CHP Irak'ta Şiici mi Sünnici mi?

Kılıçdaroğlu, El Hekim ile de bir araya geldi

Bağdat’ta üçüncü günüm. 5 tonlu siyah zırhlı araçların, 15 katlı camları, duvarları zırhlı bir otelin, ciddi bakışlı zırhlı giysili insanların artık sıkıcı olmaya başladığı an geldi.

Yeşil Bölge’de kalıyoruz. 200 futbol sahası büyüklüğünde bir alan. Çevresi dev beton bariyerlerle çevrilmiş. Kuş olsan zor geçersin. İçeri girdin diyelim, rahat olacağını sanma. Yeşil Bölge’nin içi kendi içinde Yemyeşil Bölgeciklere ayrılmış.

Mesela; Devlet Konukevi’nden karşı adadaki Dışişleri Bakanlığı’na gideceksin. Arada 4 ayrı kontrol noktası var. Bakanlık da kendisini kendine özel bir yeşil bölgeye hapsetmiş. Günlük rutinin en az dörtte biri güvenlik nedeniyle harcanıp gidiyor.
Heyet Şiilerin elindeki başbakanlığa bağlı Ulusal Güvenlik Müsteşarlığı’nın arabalarını kullanıyor. Ama Kürtlerin elindeki Dışişleri Bakanlığı’na giderken, Şiilerin değil, Kürtlerin arabasına binmen lazım. Arabalar baştan sonra aranıyor. Trafikte durduğunda biri sana fark ettirmeden arabana bir plastik bomba yapıştırabilir. Sonra hareketli bir bombaya dönüşürsün. Gittiğin yeri havaya uçurursun.

Kaçtık bir gece... 
Bir gece kaçamak yaptık tabii. Bağdat’ta tanıştığım ve 10 yıldır orada yaşayan Tolga Urcu geldi. Ahmet Hakan ve Ceyda Karan’a da haber verdim. Sokağa çıkma yasağına kadar bizi kontrol noktalarının üstünden uçurarak gezdirdi Tolga.
Yeşil Bölge dışında Bağdat yıllardır değişmemiş. Yeni bina pek yok. Olsa da görmeniz mümkün değil, çevreleri betonla çevrili. Bombalar nedeniyle herkes daha çok evlerinde. Saddam döneminin tek elde toplanmış iktidarı şimdi beş ele dağılmış durumda. Her lider kendi prensliğinde Saddam. Demokrasi hak getire. Yani Irak kötü durumda. Ne İran ister güçlenmesini, ne Suudi Arabistan.
İran ve Suudilerin Şiici ve Vahhabi savruluşuna karşı aslında Irak’ın bir şansı var. O da Türkiye’nin birleştirici rolü. 2 sene öncesine kadar da fena oynanmamış bir rol. Ama AK Parti hükümeti burada İhvan’ın bir parçası olarak görülüyor. CHP’nin mesafeli ama herkese aynı yakınlıkta duruşu bu nedenle AK Parti’yi rahatsız ediyor, Iraklılara umut veriyor.

Kılıçdaroğlu ve heyeti aslında geleneksel Türkiye siyasetini Irak’a anımsatmak için burada. Şiilerin en önemli dini merkezlerinden El Kazime’yi gezerken de, Hanefi mezhebinin kurucusu Ebu Hanife Camii’ni ve türbesini ziyaret ederken de aynı mesafedeler. Gerçi Akif Hamza Çebi ve Hurşit Güneş gibi CHP’nin ağır topları yalnızca Hanefi Camii’nde namaz kıldılar ama CHP de o kadar Sünnici oluversin.
Irak’tan bakıldığında sorunun esasını iki maddede Kürt Dışişleri Bakanı özetledi: 1) Saygı, saygı, saygı... 2) Siyasi sorunların iktisadi sorunlar yaratması. Türkiye’nin seçtiği yolun hiçbir şekilde Türkiye’ye maddi bir menfaati olmadığını söyledi. Katılıyorum. Ama ideolojik dayanışma da bir menfaattir. AK Parti’nin İhvancı, Sünnici, duygusal dış politikası kendisine ideolojik bir fayda sağlıyor. Türkiye’nin iktisadi ve siyasi çıkarlarına karşı olsa da. Ertesi gün buluştuğumuz ve Irak’ın en önemli liderlerinden olan El Hekim de benzer bir noktada durdu: “Türkiye çok önemli bir rol oynuyor, ama bazen negatif bazen pozitif” diyerek diplomasideki gücünü gösterdi.

Uzun lafın kısası Bağdat’ta Türkiye’nin dünyada ve Ortadoğu’da neden yapayalnız kaldığını görüyorsunuz. Yalnızlara has bir savruluşla AK Parti hükümeti sertleşecek, sertleştikçe ilişkileri düzeltemeyecekler. Bu da iktidarlarını kaybedene kadar devam edecek. CHP’nin eskiden başına gelen, kısa bir süre sonra AK Parti’nin başına gelecek.
Demokrasi kendini böyle korur zaten.