CHP'de 'Kuzuların Sessizliği'

Kılıçdaroğlu iktidara geldiğinden beri ilk kez böyle bir şey oluyor. Kuzular sessizliğini bozuyor.
CHP'de 'Kuzuların Sessizliği'

Süheyl Batum

Son CHP kurultayına bir önceki gibi ‘Yeni CHP’ söylemi damga vurmuştu. Parti Meclisi seçilmiş ve üçte biri yenilikçi, üçte biri ulusalcı, üçte biri de Kılıçdaroğlucu çıkmıştı. Kılıçdaroğlu’nun belirlediği MYK ulusalcıların baskın olduğu bir yapıya sahip oldu.

Sonra 3 grup başkanvekilinin ikisi ulusalcılardan seçildi, diğeri de sosyal demokrasiyi açıkça sahiplenmiyordu. Böyle olunca ulusalcılar Meclis konuşmalarında da ciddi bir ağırlık sahibi oldular. Parti sözcüsü de ulusalcı olunca CHP’nin onca sosyal demokrat milletvekili, PM üyesi, tabanının çoğunluğu, il, ilçe başkanları “Bu ne perhiz bu ne sosyal demokrasi” demeye başladılar.

Derken Birgül Ayman Güler’in ırkçı çıkışı geldi. Kılıçdaroğlu sert bir şekilde uyardı ama Güler ortadan kaybolacağına kameraların karşısına geçip “Genel başkanım beni anlıyor” dedi. Hatta kalkıp CNN’e çıkmaya kalkışınca azarı işitti. Bu krizden hemen önce Hüseyin Aygün’ün bir-iki hatalı çıkışını fırsat bilen ulusalcılar Yeni CHP sözü veren ‘sosyalist’ Kılıçdaroğlu’na ‘nasyonalist’ olduğunu söyletmeyi başarmışlardı.

Neden o zaman?

Kılıçdaroğlu en önemli görevinin partiyi bölünmeden bu dalgalı denizden geçirmek olduğunu biliyor. Ama kantarın topuzu kaçtı. Artık yakın çevresinde kendisine her gün en az beş dakika ulusalcı amentü okuyan beş kişi var. Sosyal demokratlar da genel başkanlarının kendilerini ‘aslında ne kadar sevdiğini’ düşünerek susuyor. İki haftada bir genel başkanlarını iki saat görürlerse mutlu oluyorlar.

Partinin ulusalcıları ‘eski siyaseti’ iyi beceriyor. Kendilerinden bahsettiriyor. Parti içi siyaset yapıyor. Kılıçdaroğlu uyarıyor, diyor ki aman sert çıkışlar yapmayalım, bölünmüş parti görüntüsü yaymayalım. Parti âdâbı olan sosyal demokratlar dinliyor, kuzular sessiz kalıyor. Peki kurtlar? Her fırsatta parti içi politika, mini darbeler, bel altı vuruşlar, basına büyük, kocaman demeçler...

Bir örnek

CHP’nin Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyeleri; Atilla Kart, Rıza Türmen ve Süheyl Batum. Kart ve Türmen sosyal demokrat. Batum ulusalcı. Son komisyon toplantısından önce 1.5 ay komisyona uğramayan Batum milletvekilleri arasında tüzükte yeri olmayan bir ‘anket’ yapıyor. Bu ankete göre CHP anayasal vatandaşlık mı yoksa etnik vatandaşlık mi istiyor diye soruyor.

Bunun adı, kusura bakmasın, fişlemedir. Bir bölüm vekil olmaz diyor, bir bölümü Kılıçdaroğlu istedi sanarak anketi dolduruyor. Sonra PM kararı olmadan ve CHP topluma anayasal vatandaşlık sözü verdiği halde, komisyona bir belge geliyor ve CHP “Vatandaşın adı Türktür” deyiveriyor.

Yarın Kılıçdaroğlu önemli bir demokratik imtihan verecek. Parti meclisi Meclis üyelerinin yarısının imzasıyla olağanüstü bir toplantı yapacak. Kılıçdaroğlu iktidara geldiğinden beri ilk kez böyle bir şey oluyor. Kuzular sessizliğini bozuyor.

Sonuç ne olacak göreceğiz. Ya Kılıçdaroğlu sosyal demokratlara susun diyecek ve arkasından yeni bir ulusalcı atağı göreceğiz ya da sosyal demokratlar “Herkes için CHP dememiş miydik? Partimizin adı Cumhuriyet Millet Partisi mi Halk Partisi mi?” diye soracak. Yanıtı göreceğiz. Yeni CHP mi? Baykal’ın yaşlı ruhunun dolaştığı CMP mi?