CHP'nin en zayıf halkası

En zayıf halka tamir edilirse yani çağdaş kartel parti örgütlenme sistemi partiye getirilebilirse CHP'nin önü açılır.

Geçen hafta karşılaştık. İstanbul’un büyük ilçelerinden birinde belediye başkan adayıydı. Kazanacağına inanıyordu. İyi bir kampanya yapmış, farkı kapatacağına emin, 30 Mart’a gitmişti. Büyükçe bir farkla kaybetti.

“Ne oldu da kazanamadınız, nasıl açıklıyorsunuz” diye sordum. Çayına uzanırken gülümsedi. Tereddüt etmeden anlatmaya başladı: 

“Öncelikle sandıklara sahip çıkamadık. Adaylığım geç açıklandığı için kampanyaya istediğim kadar zaman ayıramadım. Örgütü de çalıştıramadım, çünkü beni genel merkez belirlemişti. Ben tepeden atanınca taban beni hemen kabul etmedi. Zaten propaganda da yapamadık. Pankartlarımızı kestiler durdular. Örgüt çalışmadığı için de sandıklarda çok oyumuz harcandı. Ya çaldılar ya bizimkileri geçersiz kıldılar. Çok hazırlıklıydılar. Örgütleri felaket iyi çalıştı” dedi.

Yok bilemediniz

Ağzım açık bu hızlı cevabı dinledim. O sırada kullanacağımı düşünmemiştim, bu nedenle söylediklerini yayımlamak için iznini almak aklıma gelmedi. Bu AK Partili belediye başkan adayının kimliğini bu yüzden açıklayamıyorum. Zaten önemli de değil. Esas mesele anlattıkları. 

Yukarıda söylediklerini siz de normal biri gibi kaybeden bir CHP’li adayın sözleri olarak okudunuz. Ama değil. Bu sözler CHP’nin kazandığı bir ilçede AK Partili kaybeden bir adayın, CHP’nin nasıl kazandığına dair verdiği dersin özeti ve elbette nasıl kazanacağına da...

Seçimden hemen sonra AK Parti’nin İstanbul’da CHP’ye en çok fark attığı ilçelerin teşkilat başkanlarını aramıştım. Önce tebrik ettim elbette.
Ne çok sevindiklerini anlatamam. Bu kutuplaşma gerçekten o kadar gereksiz ki! 

Sonra da çalışmaları hakkında yapacağım mülakat için gün belirlemeye çalıştık. 2 hafta boyunca 1 gün bulamadık! Pazar seçim olmuştu.
Salı teşekkür toplantılarına başladılar. Mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev. Gidecekleri evler belirliydi. Programları tamamen doluydu!

Kontrol ve performans

Aynı zamanda bu çalışmaları yapıp yapmadıkları kontrol ediliyordu. Her ilçe teşkilatının çalışmalarını denetleyen ve bu çalışmaları nümerik olarak değerlendiren bir gölge siyasi gözetmenlik teşkilatları vardı.

Çalışmamanın imkânsız olduğu bir teşkilat yapısı düşünün. Bu örgütlenme mantığı dünyadaki tüm kartel partilerde var. Ve işin ilginci ideolojiden bağımsız bir yapı bu. Yani Almanya’da Hıristiyan Demokratlar da Sosyal Demokratlar da a, b, c’si belli bu teşkilatlanma yapısıyla örgütleniyorlar.

AK Parti’nin en büyük avantajı Erdoğan değil. CHP’nin bu tip bir profesyonel örgütlenmeye başlamamış olması. CHP’nin önünde iki önemli engel vardı. Söylemin pozitif siyasetten değil, negatif siyasetten beslenmesi. “CHP’nin başkalarına ne yaptırmayacağını” anlattığı günleri düşünün. Artık bu yok.

İkinci büyük engel parti
için ayrışmaydı. Kılıçdaroğlu’nun en önemli başarısı ulusalcılar ve sosyal demokratlar olarak çok keskin bir ideolojik ayrıma yaslanan iki kamptan müteşekkil CHP’nin bu soruna rağmen bağımsız teşkilatlanmaya giden kamplara bölünmesini engellemesidir.

Eğer bu iki sorun devam etseydi, örgütlenme sorununu çözse bile CHP’nin başarılı olma olasılığı azdı. Şimdi var. En zayıf halka tamir edilirse, yani çağdaş kartel parti örgütlenme sistemi partiye getirilebilirse CHP’nin önü açılır. Yoksa tek başına yıldız aday siyaseti ya da söylem değiştirme oyları patlatmaz. Örgütlenme bir partinin barutudur.