Denizli ahlak polisi denetime başlayacak

Bir ilin en yüksek amirinin ilgili konuda talimat alması İran tarzı bir ahlak polisi müessesesinin başlangıcıdır.

AK Parti Kızılcahamam kulisinden duyduğumuza göre geçen hafta en çok konuşulan mesele Sarıgül’ün CHP’ye katılımı olmuş. Topbaş’a karşı Sarıgül’ün aday olacağına kesin gözüyle bakılan İstanbul yerel seçimi öylesine ilgi çekmiş ki konuyu değiştirmek için özel bir çaba sarf edilmiş.

Görünen köy kılavuz istemez. AK Parti siyasete geldiği yerden gideceğini hissediyor. Bu yüzden endişe içinde. Bu endişe zamanları hataya davet anlarıdır. Başbakan da bu hatalardan en ilginçlerinden birini yaptı ve kampın son gününde  üniversitelerdeki yurt sorununa değindi. 

Kızlı erkekli
Başbakan’a göre yüksek eğitimde birçok sorun var. Sorunların da en acili, ilk söylenilmesi gerekeni ve hatta valiye talimat verilerek ‘halli’ konusunda acele edileni evlerde kadın ve erkek öğrencilerin beraber kalması.

Şöyle diyor: “Denizli ilinde şahit olduk. Yurtların yetersizliği beraberinde çeşitli sıkıntılar doğuruyor. Üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenci ile aynı evde kalıyor. Bunun denetimi yok. Muhafazakâr demokrat yapımıza bu ters. Vali Bey’e bunun talimatını verdik. Bunun bir şekilde denetimi yapılacak.”

AK Parti İslamcılığının gittiği noktanın otoriterlik olduğu artık genel kanı. Kimse yüzü kızarmadan ileri demokrasiden artık bahsedemiyor.
Yanlış anlaşılmasın. Bir başbakan reşit erkek ve kadınların ev arkadaşı olmaması gerektiğini savunabilir. Yanlış bir fikir olur. Ama fikir fikirdir. Gerici, seksist, ayrımcı denebilir.

Vali işi değiştirir
Bir ilin kolluk kuvvetini idare eden en yüksek amirinin ilgili konuda talimat alması ise İran tarzı bir ahlak polisi müessesesinin başlangıcıdır.
Anayasa ve kanunlarımıza göre bir kadın ve erkeğin aynı evde, arabada, otelde ya da yüzme havuzunda bulunması yasak değildir. Hatta 16 yaşında, reşit olmayan bir kız ve erkek çocuğun da bir arabayı, oteli, havuzu ya da evi paylaşması siyasi iradeyi ilgilendiremez.
Reşit olsun olmasın ayrı toplumsal cinsiyetten insanların bir evi paylaşıp paylaşmayacağına karar vermeyi düşünebilmek, devletin birey tasarrufu konusunda egemenliği olduğunu düşünmek otoriterliği bırakın totaliterliğe giden bir adımdır ve faşist devletlere has bir kamu ahlakı anlayışını beraberinde getirir.

Bu tutumun ‘muhafazakâr demokrat’ yapımıza ters olduğunu iddia etmek de imkânsızdır. Öncelikle kadın ve erkeklerin nerede beraber kalıp kalmadığını valiye belirletmeye çalışmak ve bunun engellenmesi için talimat vermeyi düşünmek demokratlık dışında her şeyin göstergesidir.

Dahası bu adım muhafazakâr değil, bilakis İslami devletçi ve devrimci bir tavırdır. Muhafazakârlar ailenin önemine vurgu yapar ve ailelerin çocuklarını nasıl ve hangi ortamda yetiştireceğine karar verme yetisine sahip olduğunu düşünür. Aksi halde aile dediğiniz şey çocukların nerede kalacağına bile doğru karar veremeyen bir üniteye dönüşür ki hiçbir muhafazakâr aileye böyle bir hakaret etmez.
Daha önce Rize’de kadınlar ve erkekler için ayrı havuzlar yaptırmaya varan ayrımcılık, bu sefer işi ayrımcılığın polis denetiminde uygulanmasına ve karşı çıkanın vilayet marifetiyle kovuşturulmasına kadar vardırmış durumda.

Böyle giderse yakında ‘Denizli ahlak polisi denetimleri hızlandırdı’ tarzı  haberlerle karşılaşacağız. Olabilir. Ama hiç olmazsa kavramları karıştırmayalım. Çünkü bu faşizan eğilime hiçbir yerde demokrasi denmez. AK Parti Genel Merkezi’nde bile...