Erdoğan'ın seçimi: İmralı mı Hewler mi?

Değerlendirmelere baktığımızda 'stratejik' açıdan bakanların olumlu, 'ilkesel' olarak bakanların olumsuz bir tablo çizdiğini görüyoruz.

Erdoğan ve Barzani’nin Diyarbakır buluşması konusunda yorumlar ikiye bölündü. Argümanlara hızlıca bakalım...

İyi Oldu Çünkü:

Başbakan’ın bugüne kadar Irak Bölgesel Kürt Yönetimi diye andığı bölgeyi Kürdistan olarak anması Kürt coğrafyalarının kültürel olarak tanınması anlamına geliyor. Ayrıca “100 yıl önce bu topraklarda cetvellerle sınır çizildi” diyerek olası Kürt devletini tanıyabileceğini ima ediyor. 

Erdoğan, iktidarı döneminde ilk defa Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Ziyarette Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’le birlikte Ahmet Türk, Leyla Zana, Sırrı Sakık, Altan Tan ve Esat Canan gibi milletvekillerinin bulunması, BDP yerel yönetimiyle de barış süreci başladı demek.

Erdoğan’ın cezaevlerinin boşalacağını ve dağdan inileceğini söylemesi cinin şişeden çıkması demek. Artık geri dönüş çok zor. 

Başbakanlık düzeyinde iki dilli tören yapılması Kürtçenin devlet dili olarak normalleşmesine yardım edecek. 

Kürt sorununun çözümü konusunda BDP’nin tavrını dengeleyecek yeni Kürt aktörler sürece dahil edilecek.

İyi Olmadı Çünkü:

AK Parti BDP’yi süreçten dışlayabileceğini göstererek pazarlık payını arttırıyor, bu da Kürt tabanda barış sürecine dair soru işaretleri yaratıyor. Barzani bütün Kürtlerin lideri olma iddiasına devam ediyor. PKK/BDP/PYD siyasetleriyle ayrışmak için elinden geleni yaparken kendi yol haritasını çiziyor. Türkiye Kürtleri açısından taraf sayısı artmış oluyor, güçleri azalıyor.

Barzani’nin Irak Kürdistanı’nda ulus devlet kurma isteği ile dört ülkenin sınırlarını değiştirmeksizin demokratik konfederasyon çatısı fikri birbiriyle çelişiyor.

Barzani yüzünü Kürt birliğinden çok Erdoğan’la yaptığı stratejik koalisyon nedeniyle Irak Kürdistanı’na çevirmiş durumda. Bu da Türkiye Kürtlerinin Türkiye barış sürecindeki özgül ağırlığını düşürüyor.

Diyarbakır buluşması bir makyajdı. Erdoğan’ın demokratikleşme konusunda söyledikleriyle yaptıkları farklı. Karakol inşaatları, askeri amaçlı baraj inşaları, KCK davaları ve Rojava sorunu devam ederken sanki sorun yokmuş gibi şölen yapmak yanlıştı. 

Barış sürecinin Erdoğan’la birlikte en önemli iki aktöründen biri olan Öcalan’ı yok sayan Diyarbakır buluşması Kürtleri sevindirirken rencide de etti. Birçokları Diyarbakır buluşmasını Newroz Meydanı’nda Öcalan mektubunun okunduğu günün sembolik öneminin silinme çabası olarak yorumladı.

Sonuç
Değerlendirmelere baktığımızda ‘stratejik’ açıdan bakanların olumlu, ‘ilkesel’ olarak bakanların olumsuz bir tablo çizdiğini görüyoruz. AK Parti’nin PKK ve BDP’yi yalnızlaştırma çabası olarak Kürt sorununu Irak Kürdistanı ‘iç siyaseti’ne çekmesi çok ironik. Pek ‘milli’ bir durum değil. Dahası, Kürt sorunu ilkelerin uygulanmaması yüzünden çıktı, yanlış stratejiler nedeniyle değil.

Bu nedenle meseleye ilkesel bakmak gerekiyor. Barzani’nin PYD’yi dışlamak ve Kürt sorununun ana aktörü olmak için ‘tamam’ dediği buluşma aslında AK Parti’nin uzun vadede Kürt sorunu konusunda adresi şaşırabileceğini gösteriyor. 

“Madem PKK ile müzakere yetmiyordu, niye İmralı yerine Hewler’e de gitmiyorum?” diye AK Parti’nin kendine tekrar sorması gerekiyor. BDP’ye Kürt sopası göstererek barış gelir mi bilmiyorum. Yıllarca herkesin birbirine sopa gösterdiği bir yerde artık Kürdistan’ın arkasından dolanıp puan toplama devri kapanmalı.