Hangi BDP'lilerin CHP yorumu doğru?

BDP, hangi CHP yorumuyla yola devam edeceğine karar vermeli. Unutmamalı, AK Parti'yle demokratik barış, yumurtasız omlet kadar gerçekçi.

BDP, AK Parti’yi ileride hükümetten edecek olası bir koalisyonun ortağı. Ateşkes sürecinin demokratik barış sürecine dönüşmesiyle birlikte Türkiye siyasetindeki önemi daha da artacak. 


BDP, PKK’nın gücüne binaen ama onu aşan bir toplumsallıkla siyaset yapıyor. Türkiye’nin en muhafazakâr alanlarında, laik ve çağdaş bir sosyal demokrat vizyonla çalışıyor. Milliyetçiliğe savrulmadan Kürtlerin demokratik hakları için mücadele ediyor.


YENİ CHP

Genel seçimden sonra Baykal siyasi etik dışı bir darbeyle liderliğini ilelebet kaybetti. Baykal sonrası CHP, ekipler arasındaki barış ve dengeyi sağlayacak, popülaritesi en yüksek siyasetçi olarak Kılıçdaroğlu’nun çevresinde toplandı.

CHP’de değişim böyle başladı. Ulusalcı olmayan Kılıçdaroğlu ulusalcıları incitmediği için partinin bölünmesini engelledi. Böylece CHP’nin çatısında biri milliyetçi, diğeri sosyal demokrat iki izlek ortaya çıktı. Atilla Kart “Ne mutlu çoğulcuyum diyene” yazabilecek kadar demokrat, Baykalcı Birgül Ayman Güler Kürtleri Türklerden aşağıda görebilecek kadar milliyetçiydi.


BDP’NİN CHP’Sİ…

BDP’liler CHP konusunda ikiye ayrılıyor. Hasip Kaplan gibiler dengeli bir siyasetle iki CHP’yi ayrıştırarak konuşuyor. Sosyal demokrat CHP’nin büyüme potansiyelini görüyor. Ona göre siyaset yapıyor. Sırrı Süreyya gibiler ise CHP’ye hakareti, eleştiri sanıyor. Dün CHP hakkında söylediği “Hükümetten böyle bir şeyle kurtulunamayacağını bilmeyecek kadar kuş beyinlidir bunlar” lafı onlarca örnekten biri.

Ulusalcıların zil takıp oynayacağı yorumlar bunlar. Birgül Ayman Güler’in o ırkçı sözlerine karşı CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı’nın da gayretiyle tüm il örgütlerinin imzaladığı ve tek bir fire vermeden 81 imzayla ortaya çıkan ‘çoğulcuyuz’ mektubunu görmeye nazlanan yorumlar bunlar.


İTTİFAK

İttifak tartışmaları da buna benzer bir seyirde ilerliyor. Önce sanki açık bir ittifak çalışması varmış gibi bir hava yaratılıyor. Böyle ittifakların yerel seçimde açıkça kurulamayacağını bile bile, “Gelecekler, önce ilkeleri belirleyeceğiz, sonra...” deniyor.

Aslında sempatik. O kadar kızdığı CHP’yle ittifak düşleyebiliyor. Ama mesele başka. Bu yolla ittifakın imkânsız olduğunu bildiği için sonra “Biz elimizden geleni yaptık” demenin yolu yapılıyor.

Oysa Kürtler de Türkler de açıkça görüyor: Açlık grevindeyken “Kebap götürüyorlar, yalancı bunlar” diyenler, KCK davaları ile siyaseti boğanlar, “Ah bir urganım olsaydı” buyuranlar, “Parklara AVM yapacağız” diyenler 20 yıl sonra ilk kez İstanbul’u kaybetmek üzere.

Bu durumda CHP’nin tek dişi kalmış ve İstanbul başarısından sonra sönümlenecek ulusalcılarını partinin tek sahibiymiş gibi göstermek, “ağzı var dili yok” ağaca doğru giden dozerin önünden çekilip direksiyonuna geçmek kadar kalpsizliktir.

BDP’nin hangi CHP yorumuyla yola devam edeceğine karar vermesi gerekiyor. Sosyal demokrat CHP’nin yolu, ilerde demokratik barışı beraber kurmanın yoludur. Unutmamalı, AK Parti’yle demokratik barış, yumurtasız omlet kadar gerçekçidir.

Ulusalcı CHP’lilerin yolu ise yol değil. Zaten CHP tabanı bunu fark etti. İstanbul için sıfır ulusalcı, çok pragmatik, en sempatik ve en az ideolojik bir sosyal demokrat aday istemeleri bunun göstergesi. BDP’nin hangi CHP yorumuyla siyasi adım atacağını yakında göreceğiz.