Her yer Rabia, her yer direniş

Rabia'ya destek olmak demek, İhvan eylemlerini kışkırtmadan, Mısır siyasetinin çalışmaya başlamasına destek olmaktır.

Gezi’yi destekleyenler Rabia konusunda ne yapmalı? Benim yanıtım, ilkesel olarak İhvan’ın yanı. Neden? Siyasetlerini günahım kadar sevmem. Demokrat olduklarını da düşünmüyorum. Azgelişmiş bir siyaseti çok gelişmiş otoriter reflekslerle örgütleyen bir hareket Müslüman Kardeşler.

Ama darbe karşısında düşmanın olsa yanında duracaksın. Çünkü demokrasiyi ordu kadar darp eden başka bir kurum yok. Hatta İhvan’ın kendi ordusunu yaratmak için yaptığı kur ve bel hareketleri, Mısır toplumunu kutuplaştırmak için çevirdiği tezgâhlar dahi bu ilkesel duruşu zayıflatmaz. Demokrasi ‘ama’sız kurulan bir cümledir.

Şimdi ne olacak?
İhvan iki gün önceki eylemini iptal etti. İhvan’ın Filistin kolu Hamas dahi İhvan’ı sakin olmaya davet etti. Suudi Arabistan, Katar, BAE, Filistin Yönetimi, İran, kısacası bütün Ortadoğu İhvan’a sükûnet, orduya ‘kendine gel’ çağrısı yapıyor.

Bu süreçte tamamen etkisiz eleman haline gelmiş tek ülke Türkiye. AK Parti’nin artık kendisinin de, İbrahim Kalın gibi en yetkili ağızlarından itiraf ettiği üzere yaşadığı şey ‘Değerli Yalnızlık’. Ancak yeni kuramlar peydahlamak eski hataları gizlemez. Sonuç belli. AK Parti’nin hissi ve ideolojik dış politikası tartışmaya yer bırakmayacak şekilde iflas etmiştir.

Bunun en önemli kanıtı, AK Parti’nin yakını olarak gördüğü kurum ve gruplara dahi yardım edemeyecek bir durum içinde kalması, tabiri caizse tüm Ortadoğu’ya küsmesi, AB ve ABD’ye sürekli çelişen bir dış politika gütmesidir.

Mısır’da ne yapmalı?
Mısır’da 1100’ün üzerinde insan katliama uğradı. Aynı dönemde 75 civarında polis öldürüldü. En son iki gün önce Sina’da 24 polis katledildi. İslamcıların uğradığı katliamlar ve ordunun İhvan’ı yasaklama adımı iç savaşın önünü açtı. Kısa bir süre sonra İhvan bloku çatlayacak ve içinden birçok cihatçı grup çıkacaktır.

Ordu ve polise saldırıların bitmesi, ordunun kışlaya çekilmesi için yapılması gereken, iki tarafın da dinleyeceği bir pozisyona çekilerek, mızmız, tahrikçi ve şikâyetçi değil, yapıcı bir dış politikayla İhvan’ın yasaklanmadan Mısır’ın bir an önce seçime gitmesini sağlamaktır. Bu noktada Mısır’da doğup büyümüş, Mısır’ı ikinci vatanı olarak gören Ekmeleddin İhsanoğlu gibi sıradışı insanları daha etkin hale getirmek gerekir. AK Parti’nin yaptığı ise sakin ve kararlı duruşu nedeniyle onu da azarlamak.

Rabia’ya destek olmak demek, ordunun katliamlarını arttıracak İhvan eylemlerini kışkırtmadan, Mısır siyasetinin çalışmaya başlamasına destek olmaktır. “Her yer Rabia, her yer direniş” orduya cepheden direnmeyi değil, tankların yanından dolaşmayı gerektirir. İç savaş kimsenin kazanmayı istemeyeceği tek şeydir.

Aksi halde şehitlik siyasetinin kontrolden çıkacağı, kaybın kendisini yücelten, ödenen bedelleri ileride alınacak öçle karşılaştıran bir siyasete savrulunur. Bu ne Müslüman Kardeşler’in ne de Mısır toplumunun çıkarına.

AK Parti bir an önce İhvan temsilci olarak değil, Türkiye’nin hükümeti olarak tarafsız ama ilkeli bir siyaset rotasına girmeli. Batı ve Ortadoğu arasındaki güçlü köprü işlevimiz ve İhvan üzerindeki etkimiz ancak o zaman Mısır’a destek olmak için kullanılabilir. Yoksa Mısır’da gerisi tufan...