İsrail özrünün gizli gündemi

Bunun Türkiye için benzeri, Kemalizme 'insanlığa karşı suç' diyen bir İsrail devletinden CHP'li bir başbakanın özür dilemesidir.

İran Genelkurmay İkinci Başkanı Mesut Cezayiri, bu özrün bir ‘Siyonist emperyalist komplo’ olduğunu söyleyerek Türkiye’nin ‘bu numaraya’ gelmemesi gerektiğini belirtti.

Mavi Marmara baskınına katılan İsrailli komandolar ise işlerini yaptıklarını, özürlük bir durum olmadığını, başbakanın kendilerini zayıf duruma düşürdüğünü açıkladılar.

Netanyahu’yu eleştiren Lieberman ise ‘özrün büyük bir hata’ olduğunu söyleyerek, İsrail’i zayıflattığını, güvenlik güçlerinin moralini bozduğunu, başka ülkelerin özür için sıraya gireceğini söyledi.

Ertesi gün Doha’da toplanan Arap Birliği, İsrail’in moralman bir gerileme içinde olduğunu belirterek benzer özürlerin Arap ülkeleri için de İsrail’den istenmesi konusunda ilke kararına vardı.

Demek ki

Bu özür zor dilenen bir şey. İsrail, ABD’nin baskısıyla da olsa, kurucu ideolojisi Siyonizme ‘insanlık suçu’ demiş Erdoğan’dan özür diliyor. Bunun Türkiye için benzeri, Kemalizme ‘insalığa karşı suç’ diyen bir İsrail devletinden CHP’li bir başbakanın özür dilemesidir.

Uzun lafın kısası, “Ne olacak yani” denilip geçilecek bir özür değil. Önemi daha dikkatle anlaşılmalı. Ancak özrün zorluğu Türkiye’nin gücünün değil, İsrail ve ABD’nin Türkiye’ye ne kadar ihtiyacı olduğunun göstergesi. Sonuçta ‘özür’ konusunda ‘Türkiye diplomatik inat’tan başka bir şey yapmadı. Nakış gibi işlenen bir diplomasiden ziyade kütük gibi değişmez çıkarların dış siyasete tercümesi oldu.

Kim ne kazandı?

Obama tek bir önemli taviz koparamadığı İsrail gezisini, Ortadoğu koalisyonunun küskün kardeşleri İsrail ve Türkiye’yi barıştırarak bitirdi. Karşılığında Erdoğan’a uzun zamandır vermediği randevuyu vereceğini söyledi. Dahası İran’ın nükleer silahlanmasına karşı hazırlıklarının en önemli adımını attı.

İran’ın atacağı adım

İran’ın Fecr füzelerine takabileceği bir nükleer başlık Ortadoğu’nun dengelerini İsrail ve ABD açısından sonsuza kadar değiştirebilecek güçte. ABD’nin önümüzdeki 12 ay içerisinde atacağı İran adımının hazırlıkları bu özürden geçiyordu.

İsrail için de durum benzer. Suriye’deki iç savaş üçüncü yılına girdi. Esad zayıflayacağına güçlendi, muhalefet güçleneceğine bölündü. Dahası ABD, Türkiye’nin aksine, muhalefete “Ne olursan olsun gel” demedi. Üzerine İran, İsrail’e rahatça kafa tutabilecek bir güce ulaşmak üzere. Yani özrün maliyeti kabahati düşününce artık çok düşük.
Türkiye’nin adımları

Türkiye bu arada hiç adım atmadı değil. Öncelikle Erdoğan Siyonizm’in bir insanlık suçu olduğuna dair gözlemlerini Danimarka’da konu sorulduğunda tekrarlamadı. Onun yerine ‘yanlış anlaşıldığını’ söyledi. Buna ek olarak Türkiye, operasyonu yapan askerlerin yargılanması talebinin peşine düşmeyeceğini ilan etti. Talebimiz; özür, Gazze ablukasının kalkması ve tazminattı.

Gazze koşulu Türkiye açısından daha sonra koşulları yumuşatmak için masaya konmuş bir karttı. İsrail’in bu ablukayı tamamen kaldırmasını beklemek gerçekçi değil. Zaten İsrail özrün hemen arkasından Gazze’nin tek kapısını kapattı ve yarına kadar açmayacağını bildirdi. Uzun lafın kısası, İsrail bir özürle çok kuş vurmuş oldu.